KOSGEB ve AB İşbirliği İle KOBİ’lere Finansman Desteği!

KOSGEB Başkanı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, Avrupa Birliği İşletmelerin ve KOBİ’lerin Rekabet Edebilirliği Programı’ndan (COSME) elde edilen kazanımların arttırılması için bir proje geliştirildiğini aktararak, “Projemizle COSME’nin potansiyel faydalanıcılara ve hedef gruplara tanıtılması, hedef grupların bilgi ve bilinç düzeyinin arttırılması ve böylelikle çağrılara başvurularının ve kalitelerinin artırılması yönünde yoğun bir çalışma yürütülecek.” Açıklamasında bulundu. Cevahir Uzkurt, Sheraton Otel’de düzenlenen, “AB COSME, Katılımı ve Programdan Elde Edilen Kazanımları En Üst Seviyeye Çıkarabilmek için Koordinasyon Kapasitesinin Artırılması” projesinin açılış toplantısına katılım gösterdi. KOSGEB’in, COSME’nin ulusal koordinatörlüğünü yürüttüğünü ifade eden Cevahir Uzkurt, söz konusu programın AB komisyonu tarafından 2014-2020 yılları için uygulamaya alındığını belirtti. COSME’nin 2,3 milyar avroluk bütçesiyle, AB’nin en büyük çerçeve programlarından biri olduğunun altını çizen Cevahir Uzkurt, KOSGEB olarak benzer programlardan Türkiye’nin daha fazla yararlanabilmesi için çeşitli çalışmalar sürdürdüklerini söyledi.

Cevahir Uzkurt, COSME progamına katılımla AB ile KOBİ’ler alanındaki ortak çalışmaların arttırılmasını, AB KOBİ politikalarının oluşturulduğu platformlarda temsili, KOBİ destekleri alanında yenilikçi ağlara ve özellikle finansal araçlara erişim konularında devamlılık olmasını istediklerini belirtti. COSME programı kapsamında, KOBİ‘lerin esnek ve kolay şartlarla kredi teminatlarına erişimini sağlayan kredi garantilerinin yanı sıra risk sermayesi yatırım şirketlerine yönelik destekler de olduğuna dikkat çeken Cevahir Uzkurt, “Bu araçlar sayesinde KOBİ’lerimiz uygun ve esnek şartlarda kredi garantilerine erişebilirken, bu teminatlara aracılık eden finans kurumlarıysa sağladıkları kredilerle bağlantılı oluşan zararları, Avrupa Yatırım Fonu tarafından telafi edebilecekler. Ülkemizde şu anda QNB Finansbank, Avrupa Yatırım Fonu ile bir anlaşma imzalamış durumda ve bu konuda 2 ayrı başvuru değerlendirme sürecinde.” Açıklamasını yaptı.

AB Türkiye Delegasyonu Laura Zampetti de AB’nin dünyadaki en büyük ticaret pazarı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin, COSME’nin çok önemli ortaklarından biri olduğuna işaret eden Laura Zampetti, “Haziran ayı itibarıyla 2 bin 500 Türk KOBİ, 23,2 milyon liralık finansmandan faydalandı. Bu noktada Türkiye’nin çok daha iyi duruma gelebileceğini düşünüyoruz.” dedi. Laura Zampetti, AB’nin, KOBİ’lere COSME dışında da destekler sunduğunu da aktararak, diğer destekler hakkında bilgilendirme yaptı. KOSGEB ile iş birliklerinin iyi olduğunu söyleyen Laura Zampetti, yakın gelecekte yeni bir projeyle iş birliğine devam edileceğine de dikkat çekti. AB Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanı Kayhan Özüm ise AB programları kapsamında kurulan ortakların, Türkiye’nin AB entegrasyonunu da güçlendirdiğini ve tabana yaydığını ifade etti. COSME bütçesinin büyük kısmının Avrupa Yatırım Fonu üzerinden finansal aracı kuruluşlar aracılığıyla KOBİ’lere ulaştırılacağını söyleyen Kayhan Özüm, AB Bakanlığı olarak söz konusu programdan Türkiye’nin daha fazla faydalanmasına yönelik uygulanacak olan projeyi çok önemsediklerini belirtti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Azim Etti Yaşadığı Şehrin Tek Kadın Esnafı Oldu!

Ağrı merkez Fırat Mahallesi’nde yaşayan evli ve 4 çocuk annesi Güler Saltan, çocuklarını okutmak için yıllarca farklı işlerde çalıştı. 4 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olan oğlu Hüseyin Saltan’ın Kars’ta bir kadın esnafın olduğunu söylemesi üzerine bu durumdan oldukça etkilenen Güler Saltan oğlu ile fikir alışverişi yaptı. Maddi durumları iyi olmayan ve sadece 20 lirası olan anne ve oğlu tanıdık bir ikinci el satıcıdan eski bir çamaşır makinesi alarak Doğu İş Merkezinde boş olan bir dükkân kiraladılar. Zamanla asker, öğretmen ve öğrencilerin kıyafetlerini çamaşır makinesinde yıkayan anne Güler Saltan, işlerin iyi gitmesi üzerine ikinci bir çamaşır makinesi aldı. Daha sonra çamaşır makinelerinin sayısını 5’e çıkaran anne Güler Saltan, buradan günde kazandığı 70 lira ile evini geçindirdi. Hem kendi evinin işlerini yapan hem de iş yerinde Çamaşır makinelerinde çamaşır yıkayan Ağrı’nın tek kadın esnafı Güler Saltan, 2 kız 2 erkek olmak üzere 4 çocuğuna üniversite okutturarak tüm masraflarını karşıladı. Öte yandan anne ve babaları ayrı olan yaşları 12 ile 17 olan 2 kız torununu evinde 10 yıldır bakan Güler Saltan, çevredeki esnaflardan da olumlu tepkiler aldı. Güler Saltan, işlerin yoğun olmadığı zamanlarda ise boş zamanını kitap okuyarak değerlendiriyor.

İşini severek yaptığını, kendi ayakları üzerinde durduğunu ifade eden Güler Saltan, 20 lira ile işe başladıklarını söyledi. Ticaret lisesi mezunu olduğunu ifade eden Güler Saltan, işini çok sevdiğini ve kendi ayakları üzerinde durduğunu belirtti. Müşterilerle iletişiminin oldukça güçlü olduğunu ifade eden Güler Saltan, “Çok şükür çocuklarımın hepsi üniversite mezunu, bir kızımda basın yayın uzmanı oldu. Bakmak zorunda olduğum anne ve babaları ayrı olan 2 kız çocuğu torunum var, onlara bakıyorum. Sadece 20 liramız vardı, oğlum Kars Kafkas Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra çamaşır dükkânı kurduk. Bende çalışmak istiyordum. Çok şükür çamaşır makineleri aldık. Müşterilerimle iletişimim çok iyi benden çok memnunlar. İşimi güzle bir şekilde severek ve isteyerek yapıyorum. En azında kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Azda olsa kendi paramı kendim kazanıyorum. Bizde sadece 20 lira vardı, gittik tanıdık bir yerden bir çamaşır makinesi aldık. Eski bir çamaşır makinemizde vardı, onu da getirdik. Öyle iş yerini kurduk, daha sonra yine makineler aldık toplam 5 tane makinemiz oldu. Ben 4 yıldır Ağrı’da tek bayan olarak çalışıyorum. Ayrıca KOSGEB kursuna gittim, girişimcilik belgemi de aldım. Allah izin verirse onu da değerlendireceğim. Çok farklı işlerde çalışarak çocuklarımı okutmaya çalıştım, çok şükür okudular” açıklamasında bulundu.

Güler Saltan, “ Önceleri askerler çarşıya çıkarken kıyafetlerini getiriyorlardı bizde yıkıyorduk. Bütün esnafların işi iyiydi. Esnaflarda askerler karşı çok iyiydi. Fakat daha sonra askerler çarşıya çıkmayınca, son zamanlarda bekâr öğretmenler kıyafetlerini getiriyorlar. Üniversite öğrencileri de kıyafetlerini getiriyorlar. Yani çalışan evli kişiler bile buraya geliyorlar. Önceleri işler daha iyiydi, ama son 5-6 aydır işler iyi gitmiyor. KOSGEB belgemi değerlendirerek işimi büyütmeyi planlıyorum. Sırf o 2 torunum için elimin tuttuğu, gücümün yettiği kadar çalışmaya devam edeceğim” sözleriyle azim ve başarısını dile getirdi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Buğday Çimi Suyu İle İnsana Dev Hizmet!

KOSGEB desteği ve Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkıları ile kadın girişimci Simge Okan’ın Simge Organik adı ve Smootox markasıyla kurduğu işletmenin Uzunköprü’de Elit Ticaret Merkezinde açılışı yapıldı. İşletme, insan sağlığına sayısız pozitif ürün sunacak.

Kadın girişimci Simge Okan’ın Simge Organik adı ve Smootox markasıyla kurduğu işletme Uzunköprü’de Elit Ticaret Merkezinde açıldı. Açılışa katılan heyet kurdeleyi keserek işletmenin hayırlı olmasını dilediler. Smootox – Simge Organik işletme sahibi Simge Okan, Buğday ve Arpa Çimi Sularının faydaları hakkında misafirlerini bilgilendirdi. Açılışta konuşan UTSO Başkanı Ercan İhtiyar, KOSGEB Edirne il Müdürü Veysel Vural, UTSO Kadın Girişimcileri Başkanı Seval Gemici ve Yönetim Kurulu Üyeleri, UTSO Meclis Üyesi Selma İhtiyar ve misafirler hazır bulundu. UTSO Başkanı Ercan İhtiyar, açılış konuşmasında “Uzunköprü’de girişimci bayanlara KOSGEB vasıtası ile her zaman destek verdiklerinin altını çizerek bu işletmenin ilçemiz için hayırlı olmasını dilerim” ifadelerini kullandı. İşletme sahibi Simge Okan, tesiste buğday ve arpa çimi sularının topraksız tarım uygulaması ile üretildiğini ve insan vücuduna faydalı vitaminler bulundurduğunu söyledi.

KOSGEB Müdürü Veysel Vural, “Kurum olarak genç girişimcileri desteklediklerini söyleyerek bu konuda bizlere destek veren UTSO yönetimine teşekkür ederim” açıklamasını yaptı. Simge Okan; “Buğday ve Arpa Çimi suları topraksız tarım uygulaması ile üretilmekte olup, insan vücuduna faydalı vitaminler barındırdığını belirtmiştir. Çim suları hem antioksidandır, hem de kan basıncına etki eder ve tansiyonu dengeler. Aynı zamanda kan şekerini dengeler, kanı tazeler, karaciğeri temizler ve yaraların iyileşme sürecini hızlandırır” şeklinde bilgilendirme yaptı. Satışlarının şimdilik sadece http://www.simgeorganik.com.tr İnternet siteleri üzerinden gerçekleştirdiklerini söyleyen Simge Okan, Smootox Çim sularının, sade olarak tüketilebildiği gibi, su, meyve suyu, limon gibi malzemeler ile karıştırılarak tüketilebileceğini belirterek “Derin Dondurulmuş Buğday Çimi Suyu, ilk siparişle birlikte özel strafor kutusu içinde, buz aküleri ile teslim edilmektedir” ifadelerini kullandı. Simge Okan, kendilerine ulaşmak ve bilgi almak isteyenlerin web siteleri http://www.simgeorganik.com.tr üzerinden irtibata geçebileceklerini aktardı.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Tavukçuluk Hibe Desteği Nasıl Alınır?

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurulu kısa ismiyle TKDK, tavukçuluk yapmak isteyenlere hibe ve kredi desteği imkânı sunuyor. Tavukçuluk yapmak isteyenlerin, hibe almak için mutlaka TKDK’ya başvuru yapması gerekiyor. Peki, tavukçuluk hibesi nedir, hibe alabilmek için neler yapılmalıdır?

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı destekleme Kurulu Türkiye’de genel olarak 3 ana başlık altında hayvancılığa destek veriyor. Et, süt ve yumurta üretimi ana başlıkları altında, kırmızı et ve kanatlı et üretimi, balıkçılık ve arıcılık alanlarında çiftçi, girişimci ve yatırımcılara hibe ve kredi imkânları sunuyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından 2011’den bugüne Türkiye’de kırsal alanda toplam 6,7 milyar TL’lik yatırıma imza atıldı. IPARD programı kapsamında 6 yılda gerçekleşen kredi destekleri ve hibelerden toplamda 11 bin girişimci – yatırımcı ve çiftçi faydalandı. 2014 – 2020 yıllarını kapsayacak olan IPARD II Programı kapsamında da Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, girişimci sayısını 20 bine, yeni istihdam sayısının 110 bine çıkarmayı hedefliyor. Bu kapsamda yeni dönem için hibe ve kredi oranları artırıldı. Hayvancılık ve kırmızı et üreticiliğine öncelik verildiği bu dönemde, 291 projeye 300 milyon lira destek verilecek.

TKDK’dan tavukçuluk hibesi almak için öncelikle TKDK’dan tavukçuluk hibesi alabilmeniz için TKDK’nın proje kapsamında olan 42 ilden birinde faaliyet gösteriyor olmanız gerekiyor. IPARD II Kırsal Kalkınma Programı çerçevesinde tavukçuluk faaliyetleri 3 ana başlıktan oluşuyor: Kanatlı Et Üreten Tarımsal İşletmeler, Yumurta üreten Tarımsal İşletmeler ve Kanatlı Et ürünleri işleme ve Pazarlaması. Bu başlıklar altında şekillenen tedbirlerin de kendi içinde farklı şartları mevcut.

Kanatlı Et Üreten Tarımsal İşletmeler için: Yatırım kapasitesi için en az 5 bin en fazla 50 bin broyler; minimum 1.000 maksimum 8 bin hindi ve en az 350 en fazla 3 bin kaz olması gerekiyor. Bu alandaki TKDK destek miktarı ise, her bir proje için uygun yatırımların toplam değerinin minimum ve maksimum limitleri 20 bin avro ve 500 bin avro arasında değişkenlik gösteriyor, kaz çiftlikleri için üst limit 250 bin avro. Bu tedbir kapsamında hibe desteği yatırım miktarının %60’ı tutarında verilecek. Ayrıca başvuran girişimcinin yaşının 40’ın altında olması durumunda bu oran %65’e kadar yükselebilecek. Yine bu girişimin dağlık bir alanda yapılması durumunda da destek oranı % 65 olarak belirlendi. Ayrıca girişimci hem 40 yaşın altında hem de projesini dağlık bir alanda gerçekleştiriyor ise hibe %70’e çıkarılacak. Üstelik doğa ve çevre yararına olan yatırımlara ekstra %10 katkı sağlanacak.

Yumurta Üreten Tarımsal İşletmeler için: TKDK minimum 20 bin maksimum 100 bin yumurta tavuğu çiftliklere destek veriyor. Ve bu kapsamda, tesislerinde ve ekipmanlarında yenileme ihtiyacı bulunan yatırımcılar destekleneceği gibi tesislerini, yerleşim bölgelerinden uzak bir alana taşıyanlar, hayvan refahını sağlamak isteyen tarımsal işletmeler, kapasitelerini artırmak için başvuru yapan yatırımcılara imkân sağlanacak. Bu tedbirdeki projelere destek miktarı, minimum ve maksimum limitleri ise 20 bin avro ve 1 milyon arasında değişiyor. Yine bu kapsamda yapılacak hibe oranı, yatırım miktarının % 60’ı tutarında olacak. 40 yaş altındaki yatırımcılar ve dağlık bir alanda gerçekleşecek yatırımlara %65 oranında hibe verilecek. Yatırımcı hem 40 yaş altında hem de yatırımını dağlık bir alanda gerçekleştirirse hibe oranı %70’e çıkacak. Çevre yararı sağlayacak yatırımlara ise ekstra %10 katkı sunulacak.

Kanatlı Et Ürünleri İşleme ve Pazarlaması için ise kanatlı kesimhanenin bulunduğu tedbirde saatte en az 1000 tavuk ve en fazla 5 bin tavuk kapasitesi bulunan ya da hindi ve kaz kapasitesi saatte minimum 100 maksimum olan işletmelere destek verilecek. Bu tedbirdeki hibe oranı, yatırım miktarının %50’sine denk geliyor. Atık su arıtma ve atık yönetimi ile ilgili olarak yapılacak yatırımlar için maksimum destek miktarı ise %60 olacak. Bu alanda en az 30 bin en fazla 3 milyon avroluk yatırımların yapılması planlanıyor.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Markasını Yurtdışına Açmak İsteyenlere Hibe Desteği!

Türkiye’deki şirketlerin yurtdışında markalaşmasını hedefleyen Turquality programında KOBİ’lere yönelik fırsatlar arttı. Genellikle büyük ölçekli şirketlere verilen desteklerden artık KOBİ’ler de rahatlıkla faydalanabiliyor. Markasını yurtdışına açmak isteyen şirketler için bu konuda altyapı oluşturma amaçlı 5 yıllık danışmanlık desteği söz konusu. 5 yıldan sonra da ihracat yaptığı hedef pazarlara yönelik danışmanlık destekleri devam ediyor. Bu konuda yıllık verilen destek miktarı ise 2 milyon TL’yi buluyor. Turquality araştırmalarıyla öne çıkan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Salim Çam, şirketlerin çoğunun bu desteklerden habersiz olduğuna dikkat çekti. Salim Çam, “Bazı KOBİ’ler bu desteklere ulaşmanın zor olduğunu düşünüyor” ifadesini kullandı.

Şu an 149 firmanın 159 markasının Turquality Destek Programı’ndan yararlandığını aktaran Salim Çam, “Turquality ilk çıkışı perakende sektörü ağırlıklıydı. Şimdi hemen hemen tüm sektörler bu kapsamda. KOBİ‘ler de bu kapsama dâhil edildi. Marka olabilmek için vizyoner kültür gerekir. Bu kültür kodunu yayamazsak dünya çapında marka olmakta zorlanırız. Bu konuda motivasyon sahibi KOBİ’ler için çok sayıda destek ve teşvik bulunuyor” açıklamasında bulundu.

Destekle ilgili yeni tebliğin de yayınlandığını dile getiren Salim Çam, Turquality Programı kapsamında kuruluşların açıldıkları her yeni pazar için aldıkları desteklerden 5 yıl süresince faydalanacaklarını belirtti. Bu tebliğde değişen maddeler ise depolama hizmetlerine ilişkin giderlere teşvik verilecek, yurtdışı fuar desteğinde ülke kriteri aranmayacak, ürün geliştirme konusunda istihdam edilecek mühendis giderleri desteklenecek, ürün teşhir seralarının kira giderleri, desteklenecek, ilaç sektörüne yönelik ruhsatlandırma ve klinik test giderleri desteklenecek ve Firmalar aynı zamanda Türkiye Ticaret Merkezleri ve Küresel Tedarik Zinciri desteklerinden de yararlanabilecek maddeleri oldu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Girişimcilik Kursuna Katıldı Hem İş Sahibi Oldu Hem İş Sahibi Yaptı!

Kadın girişimci 4 çocuk annesi 2 torun sahibi Hülya Gönül, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları ve KOSGEB’de aldığı dikiş, mefruşat ve girişimcilik kurslarının ardından öğrendiklerini hayata geçirerek kendi tekstil atölyesinin patronu oldu.

Hülya Gönül, bugün 100 kadına istihdam sağlıyor. Kadınların iş hayatına atılması gerektiğinin altını çizen Hülya Gönül, “İş hayatına 40 yaşından sonra atıldım, 4 çocuğum 2 torunum var. 3 yıldır atölye sahibiyim. 2 atölyem var. Gelecekte kendi markamı yaratmak isterim. Kendi üretimimi yaratıp, firmalara sunmayı hedefliyorum. ‘Zarif’ markalı ürünler de inşallah olur. Ben burada, elini iğne ve tığ tutmasını bilmeyen kadınlarımıza azimle öğretiyorum. İnanıyorum ki kadın isterse çok şey yapabilir.” Açıklamasında bulunurak hem işinin patronu hem de bir yönden hiç iş bilmeyen kadınları istihdam edip onlara öğretmenlik yaptığına dikkat çekti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Girişimciliğin Yanında Sosyal Sorumluluk Sınırlarını Zorladı Ezber Bozdu!

Anne sütünü cevhere dönüştürerek kolye üretimi yapan Tasarımcı Ayşe Abuşoğlu, kültürümüzde anneye, anne sütüne ve bebeklerin kesilen ilk saçlarına önem verildiğine dikkat çekerek, “Bu saçlar kesilir ve genellikle de saklanır. Aslında bütün bu düşünceler bugün yaptığım işin temel düşünsel süreçlerini oluşturdu. Anne sütü ve bebek saçlarının nasıl saklanabileceğini sonrasında da bunların nasıl maddi bir hatıraya dönüşebileceği üzerine düşünmeye başladım.” İfadelerini kullandı. Tasarımları ve girişimcilik yolculuğunu anlatan Tyana Tasarım’ın kurucusu Ayşe Abuşoğlu, çocuğu doğduktan sonra anne sütü ve bebek arasındaki mucizevi ilişkiyi gördüğünü, bunun kendisini çok etkilediğini aktardı. Anne sütü ve bebek saçlarının nasıl saklanabileceğini, sonrasında da bunların nasıl maddi bir hatıraya dönüşebileceği üzerine düşünmeye başladığını söyleyen Ayşe Abuşoğlu, şöyle devam etti: “Bu düşünce beni daha fazla araştırmaya itti. Sonunda bu tür tasarımların dünyada bir tek kadın tarafından yapıldığı sonucuna ulaştım.

Türkiye’de bu tür bir işlem ve tasarım yapılmıyordu. Kendisiyle iletişime geçmeye ve ürün yaptırmaya karar verdiysem de bunda başarılı olamadım. Anne sütünün taşlaştırılması konusunda da herhangi bir formüle ulaşamamıştım. İşte o dönem, ‘Ben kendimi tanıyorsam, bunu kendi kendime yaparım.’ diye düşündüm. Hatta bunun formülünü diğer annelerle de paylaşabileceğim umudunu besledim. Eşimin tabiriyle ‘Küçük esnaflık’ maceram böylece başlamış oldu. Ayşe Abuşoğlu, kendini “fikri bulan” kişi olarak görmediğini dile getirerek, ortalama bir yıl kadar anne sütünü cevhere dönüştürmek için çalışmalar yaptığını ifade etti. Denemeleri sonucunda anne sütünü cevhere dönüştürüp, bebek saçını da bu tasarımlara eklemeyi başardığını söyleyen Ayşe Abuşoğlu, “Sütü birtakım kimyasal işlemlerden geçiriyorum. Aşama aşama devam eden bu işlemler 15-20 gün sürüyor. Sonrasında da bebek saçı yerleştirme ve kaplama işlemlerini uyguluyorum. Tabii anne sütünü cevhere dönüştürmekle işim bitmedi. Sonrasında bunları yerleştireceğim takıları da temin etmem gerekti. Bu nedenle ilk iş seyahatimi İstanbul’a Kapalıçarşı’ya gelerek yaptım.” Açıklamasında bulundu. Tasarımcı Ayşe Abuşoğlu, İstanbul’daki işlerini tamamladıktan sonra eve döndüğünde eşinin sürpriziyle karşılaştığını söyleyerek, “Eşim 6 metrekarelik çalışma odamın kapısına genel müdür, muhasebeci, laboratuvar ve depo ifadelerinin yer aldığı tabelalar yaptırmıştı.” Sözlerini kullandı.

Evindeki olanaklar elverdiğince kendi fotoğraf stüdyosunu kurduğunu aktaran Ayşe Abuşoğlu, çay tepsisi, doğadan topladığı taşlar ve fotoğraf makinesiyle kendi kişisel stüdyosunu kurduğunu ifade etti. Ayşe Abuşoğlu, tüm bu süreçler sonunda kişisel çabalarının kendisine önemli değerler kattığını ifade ederek, “Anladım ki mazeretler insanın gözünü hedeften ayırdığı anda gördüğü şeylermiş. Genelde bu tür üretimlere hobi olarak başlanıyor. Bankacılık ve devlet memurluğunda toplam 8 yıllık bir deneyimim vardı. Bu işimden ayrıldım ve girişimci olmaya karar verdim. KOSGEB‘in girişimcilik kursuna katıldım ve sonrasında resmi olarak işletmemi kurdum. Bu sayede girişimciliğin zorlu ama güzel yönünün farkına vardım.” Açıklamasında bulundu. Girişimcilik serüveninin herkese örnek olabileceğini söyleyen Ayşe Abuşoğlu, “Sınırlarını zorla, ezber boz” sloganıyla hareket ettiğini belirtti.

Abuşoğlu, sürekli gelişmeye ve yenilenmeye çalıştığına dikkat çekerek, ” ‘Türkiye de ilk defa anne sütü ve bebek saçından kolye yapmak yetmez.’ dedim. Kolye satın alan bütün annelerin ve bebeklerinin adına TEMA Vakfı’ndan bir fidan bağışı gerçekleştirmeye başladım. Böyle bir uygulamayı hayata geçirdiğim için kendimle gurur duyuyorum. Bu uygulama ile sadece ülkemize değil dünyamıza faydalı bir iş yaptığımı ve bebeklerinin adına dikilmiş bir fidan sertifikası hediyesi alan anne babalar içinde büyük bir sürpriz ve mutluluk oldu.” Açıklamasında bulundu. Yaptığı takıların endüstriyel tasarımlar olmadığını hatırlatan Ayşe Abuşoğlu, kişiye özel bu hediyelerin yapımının bu nedenle biraz zaman aldığını söyledi. Abuşoğlu, sosyal medya üzerinden kendisine çok sayıda sipariş geldiği bilgisini vererek, model ve tasarım konusunda annelerle fikir alışverişinde bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanından kargoyla gelen anne sütlerinin belirlenen süre içinde tasarıma dönüştüğünü dile getiren Ayşe Abuşoğlu, olumlu geri dönüşlerin kendisini çok mutlu ettiğini açıklamalarına ekledi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr