İhracatçılar Faizsiz Bankalardan Destek İstedi!

Avrupa’daki ekonomik kriz ve komşu ülkelerdeki iç çatışmalar sebebiyle sıkıntılı günler geçiren ihracatçılar, özellikle katılım bankalarından aktif destek istedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, Merkez Bankası’nı TL’nin değerlenmesine göz yummakla suçladı ve ekledi, “Bu yöndeki gerekli adımların biran önce atılmasını istiyoruz.”

Küresel ekonomideki durgunluk ve Suriye ile ticaretin durma noktasına gelmesiyle müşteri ve pazar kaybı yaşayan ihracatçılar, yatırım ortamının iyileştirilmesi için katılım bankalarının maliyetleri düşürmesini istedi. İhracatın sürdürülebilirliği için yatırımların artmasının önem taşıdığını söyleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Yatırımlar ise finansman sağlandığı takdirde gerçekleşir.

Bu yüzden ülkenin her bölgesinde yatırımların canlanması için diğer bankaların yanı sıra katılım bankalarının da aktif desteğini bekliyoruz.” dedi. Büyükekşi, ihracatçı firmaların finans ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar kapsamında katılım bankalarıyla ilgili sorunların görüşüldüğü toplantıda Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Uyan, Başkan Yardımcısı Abdullah Çelik, Eximbank Genel Müdürü Hayrettin Kaplan ve diğer sektör temsilcileri ile bir araya geldi.

TİM Başkanı, “Katılım bankalarının kullanacakları enstrümanların altyapılarının bir an önce tamamlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu şekilde hem katılım bankacılığı sektörüne dinamizm katacağız hem de Körfez sermayesini ülkemize çekeceğiz.” şeklinde konuştu.

Katılım bankalarından ihracatçıların Eximbank kredileri için ihtiyaç duyduğu teminat mektubu ve ‘aval’ konusunda daha fazla gayret beklediklerini iletti. Türkiye katılım bankacılığının 2023 yılında ‘İstanbul’un faizsiz bankacılığın merkezi olması’ hedefini hatırlatan Büyükekşi, bu çerçevede faizsiz finansman araçlarına ilişkin altyapının ve yeni finansal araç ve faaliyetlerin geliştirilmesini desteklediklerini açıkladı.

Büyükekşi, konuşmasında, Merkez Bankası’nın 2012 para politikalarını da eleştirdi. Büyükekşi, Türk Lirası hızla değerlenirken, Merkez Bankası’nın bu duruma kayıtsız kaldığını gördüklerini belirterek, “MB’nin Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesinin önlenmesine yönelik adımları bir an önce atmasını temenni ediyoruz.” dedi.

Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Uyan ise reel sektörün finansmanı konusunda daha büyük pay almak istediklerini söyledi. “Bankacılık sektörü içinde yüzde 4,6 aktif büyüklüğümüz var. Bunu daha ileri noktalara götürmeyi hedefliyoruz.

Vizyonumuz yüzde 10 ve üzerine çıkmak.” diyen Uyan, Körfez ülkelerine yönelik ihracatın desteklenmesinde önemli bir sinerji oluşturabileceklerini ifade ederek şunları söyledi: “2023 ihracat hedefi için 80 milyar liralık kredi ihtiyacı ortaya kondu. Bizim payımıza düşen 10 milyar lira ve biz bunu rahatlıkla karşılayabiliriz.”

Kobiline Bilgi Merkezi

İZKA Desteği İle İzmir’in İlk Müzayede Oteli Faaliyete Geçti

Alaçatı’da Hüsran Akıllıoğlu’nun işlettiği Sisus Butik Oteli, İZKA’nın Turizmde Rekabet Edebilirlik ve Yenilik Mali DesteProgramı’ndan destek alarak İzmir’in ilk müzayede oteli olarak faaliyete geçti.

Gördüğünüz her şeyi satın alabildiğiniz otelde, zengin bir antika koleksiyon bulunuyor. Alaçatı’da müzayede ve kültür turizminin geliştirilmesini hedefleyen proje kapsamında antika eserlerin sunulacağı, müzayede ve açık artırma faaliyetlerinin gerçekleştirileceği bir müzayede salonu oluşturuldu.

Müzayede Salonu’nun açılışında konuşan Otel Sahibi ve Proje Koordinatörü Hüsran Akıllıoğlu, “Proje doğrultusunda yılda 3 bin kişilik bir turist grubuna ulaşmayı amaçlıyoruz. Projenin, yaratacağı etki ile butik otelleri ve doğal yapısı ile tanınan Alaçatı’nın kültür ve müzayede turizmi alanında gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra yeni girişimcilerin bölgeye yatırım olanaklarını artıracağını öngörüyoruz. İzmir’in ilk müzayede salonuyla, ülkemizin sadece deniz ve kumuyla değil, zengin tarihiyle sanatıyla da var olduğunu kanıtlamış olacağız” dedi.

Öncülerin Şehri İzmir’de İlklere Örnek Proje

Açılışta konuşan İzmir Kalkınma Ajansı Kurumsal İletişim Sorumlusu Nazlı Kayı, “ Öncülerin şehri İzmir’de yine ilklere örnek bir projeye destek vermekten mutluluk duyuyoruz. Genelde ikinciler hatırlanmaz ama ilkler hep hatırlanır bu sebeple İzmir’in ilk müzayede oteli, kültür turizmine sağladığı katkı, sürdürülebilir, yenilikçi konseptiyle fark yaratıyor.

Eskiyi yenilikçi bir şekilde insanlarla buluşturan bu otel, antikayla moderni birleştirmiş oluyor. Projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Açılış kokteylinin ardından Müzayede Salonu kurdele kesilerek kullanıma açıldı.Otelde ulusal ve uluslararası müzayede faaliyetlerinin başlamasıyla, butik otelciliğe farklı bir renk getirilmesi ve bölgedeki butik otelciliğin gelişip, yaygınlaşmasına katkıda bulunulması sağlanmış olacak.

Kobiline Bilgi Merkezi

Ağrı’ya AB Hibe Desteği

                                         Ağrı Polisevi’nde sivil toplum kuruluşları ile kanaat önderlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıya katılan Bakan Eker; “Biz sadece hayvansal üretimi ve hayvancılık faaliyetini değil, aynı zamanda tarıma dayalı sanayinin gelişmesini istiyoruz” dedi. Toplantı öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede ve Türkiye genelinde tarımın kalkınması için çeşitli çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Bakan Eker, tarımda daha ileriye gitmek için her ilde benzeri toplantılar düzenlediklerini belirterek; “Ağrı ili “Tarım Sektörü Ortak Akıl Toplantısı” nedeniyle bir araya geldik. Gittiğimiz illerde bu tür toplantılar öncesi bakanlığımız bürokratları, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini dinlerler. Toplantıda o ilin sorunları dile getirilerek, öneriler konuşulur. Biz de daha sonra söz konusu sıkıntıları bu toplantılarda değerlendiririz. Biz sadece hayvansal üretimi ve hayvancılık faaliyetini değil, aynı zamanda tarıma dayalı sanayinin gelişmesini istiyoruz. Tarıma dayalı sanayi gelişirse istihdam artar. Yani işsizlik ortadan kalkar.” şeklinde konuştu.

Ağrı’da verilen hibe destekleri sayesinde yapılan tesislerde 190 kişinin çalıştığını belirten Bakan Eker, AB ile birlikte yeni bir hibe proje çalışmasını hayata geçireceklerini ifade etti. Söz konusu çalışmaların hayata geçmesiyle birlikte desteklenen projelere AB’nin de hibe katkısının olacağının altını çizen Bakan Eker; “Avrupa Birliği’nin de destekleyeceği yeni hibe projesi çok önemli. Bu bütün Ağrılıları çok ilgilendiriyor. Hatta Ağrılı olup, şehir dışında yaşayan işadamlarını da ilgilendiriyor. Bir miktar gücü olan herkese büyük bir imkan. Et üretimi, süt üretimi, et işlenmesi, süt işlenmesi, kırsal turizm ve yöresel ürünler gibi bu başlıklar altında yapılacak yatırımlarda 3 milyon avroya kadar yani 6,5 ile 7 milyon lira arasında hibe uyguladık. Yüzde 50, yarı yarıya hibe veriliyor. Erkek eğer 40 yaşın altındaysa, 10 puan daha hibe veriliyor. Bu ilave istisnadan kadınlar da faydalanıyor.” açıklamalarında bulundu.

Kobiline Bilgi Merkezi

En Yüksek Dozajda Teşvik Veriyoruz

                                                                         

Kalkınma Bakanı Yılmaz, teşvik sistemini değerlendirerek, “Bu yıl ve gelecek yıl için en yüksek dozajda teşvik veriyoruz. Bundan sonraki yıllarda bu dozaj giderek düşecek. 2012-2013 teşvikler açısından adeta bir kampanya” dedi.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, “Batı’dan gelip Doğu’ya yatırım yapan şirketler vergiden düşebiliyor. Bunu ilk kez yaptık” dedi.

Yabancı hisse senedi stoklarında heyecan verici artış

Kentteki temasları kapsamında Organize Sanayi Bölgesini (OSB) ziyaret eden Yılmaz, işçilerin ramazanını kutladı.

Yılmaz, burada yaptığı açıklamada, OSB’de kurulan tesislerin, bölgede özel sektörün işletmeler kurarak istihdam yaratmasının ve ihracat yapmasının mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.

Yeni teşvik sistemi ile kentte çok daha güzel tesisler kurulacağına inandığını ifade eden Yılmaz, “Burada arkadaşlarımız temelleri atmışlar. Bu teşvik sistemiyle sadece yeni yatırım yapılması değil, mevcutların da genişletilmesi önemli. Yeni teşviğimiz tesis büyütme açısından da geçerli” dedi.

Yılmaz, teşviğin bölge insana daha çok iş ve aş imkanı sağlayacağını ifade ederek, bölgenin tüm illerinde teşvik paketine büyük ilgi ve alaka olduğunu belirtti.

Bu iki yılı iyi değerlendirmek lazım

Yılmaz, yatırımcıların yer konusundaki taleplerini kendilerine ilettiğini, bu konuda Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın çalıştığını söyledi.Büyük ilgi çeken teşvik sistemini yerel düzeyde herkesin sahiplenmesi gerektiğini, çünkü yeni teşvik paketinin bir kampanya gibi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle dedi:

“Bu yıl ve gelecek yıl için en yüksek dozajda teşvik veriyoruz. Bundan sonraki yıllarda bu dozaj giderek düşecek. 2012-2013 teşvikler açısından adeta bir kampanya. Bana göre iş adamlarının yatırım konusunda bahanesi kalmadı. Doğu ve Güneydoğu’da bu teşvikten sonra yatırım yapmamak için bir sebep yok. Tek sıkıntımız maalesef terör hadiseleri oluyor. Bu hadiseler ister istemez özel sektörü etkiliyor. Çünkü sermaye, kabul edelim, ürkektir. İnşallah terör olaylarının azalmasıyla ve huzur ortamının pekişmesiyle özel sektör yatırımlarında çok daha büyük canlılık göreceğiz. Biz teröre ve şiddete bakmadan devlet yatırımlarını yapıyoruz. Özel sektör yatırımlarını da teşvik ediyoruz. Teşvik etmeye de devam edeceğiz. Batı’dan gelip Doğu’ya yatırım yapan şirketler vergiden düşebiliyor. Bunu ilk kez yaptık. Bunun için kentin fırsatlarını, hangi yatırım alanlarının cazip olduğunu tespit edip anlatmak lazım. Bu konuda Kalkınma Ajansımız ile Ticaret ve Sanayi Odası yatırımcıya her türlü desteği vermeye hazır. Burada bir tanıtım kampanyası yapmak lazım. Gerekirse iş adamlarına gitmek, tanıtmak ve davet etmek lazım. Bu iki yılı iyi değerlendirmek lazım.”

Yılmaz, Batman’da bir sanayi kültürünün oluştuğunu, ancak henüz potansiyelin tam olarak harekete geçemediğine dikkati çekerek, oluşan sanayi kültürünün beslenmesi ve büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

Üretim kültürünün önemli bu bir disiplin, eğitim ve organizasyon meselesi olduğunu vurgulayan Yılmaz, sanayici olmanın bir anda gelişen bir hadise olmadığını, zaman içinde daha güçlü hale gelindiğini, Batman’ın gelecekte bir sanayi merkezi haline dönüşeceğini belirtti.

Kobiline Bilgi Merkezi

AB’nin 23 Ülkesinden Daha İyi Durumdayız


Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrar sayesinde ihracatını 135 milyar dolara çıkardığını belirterek, ”Bugün Türkiye, kapısında bekletildiğimiz, Türkiye’ye karşı her türlü riyakar, ikiyüzlü tutumu takınan Avrupa Birliği’nin, 27 üyeli Avrupa Birliği’nin Allah’ımıza şükürler olsun ki 23 ülkesinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olmuştur. Geçmişte bize hasta diyenler, şu anda kendileri yoğun bakımda, Allah onlara şifa versin” dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile uçakla Sivas’a gelen Çağlayan, Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen ”Yeni Teşvik Sistemi Tanıtım Toplantısı ve Sivas İhracat Rekortmenleri Ödül Töreni”ne katıldı.

Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, Sivas’ta bulunmanın kendisi için büyük bir keyif olduğunu belirterek, ”Buruk bir keyfim var. Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu başkanım benim çok eski ve kadim dostumdu. Biz beraber aynı davaya hizmet ettik geçmişte. Dolayısıyla kendisiyle her yakın fırsatta da her zaman birlikte ve beraber olmuştuk. Bugün burada olmamız hasebiyle onu rahmet ve minnetle anıyorum. Allah nur içinde yatırsın kendisini” dedi.

Dünyanın krizden geçtiği bir dönemde Türkiye’nin 135 milyar dolarlık ihracatla Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracatını yaptığını belirten Çağlayan, ”Bu ülke için taş üstüne taş koymuş, bir kuruşluk yatırım yapmış, bir tek insanı çalıştıran, bir sentlik ihracat yapan herkesi onurla, gururla buradan selamlıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin artık üretimini, ekonomisini, yatırımını, istihdamını ve ihracatını özel sektöre vermiş bir anlayış içinde olduğuna işaret eden Çağlayan, ”Şükürler olsun bugün Türkiye, dünyanın son 100 yılda en büyük ikinci krizini yaşamış olduğu bir dönemde ‘kriz’ kelimesini çöpe atmayı başarmış bir siyasi iradeye, bir siyasi olgunluğa, ekonomik iradeye ve ekonomik olgunluğa sahip olmuştur. Ben bundan 10 yıl önce IMF kapısında 1 milyar dolar borç alıp o gün devletinin memurunun maaşını ödemek zorunda kalan Türkiye’de sanayicilik yapmış bir arkadaşınızım” ifadelerini kullandı.

Önceki yıllarda yaşanan ekonomik krizlere değinen Çağlayan, Ankara Sanayi Odası Başkanı olduğu dönemde ‘Yarınla ilgili ne görüyorsunuz?” diye sorulduğunda, ”Ne yarını, ben 10 dakika sonrasını göremiyorum” dediğini hatırlatarak, ”Şimdi Avrupa’nın 10 gün sonrasını bilemediği, Avrupa’da hangi ülkenin 10 gün sonra neyle karşılaşacağının belli olmadığı bir dönemde Allah’ımıza şükürler olsun biz ekonomide, sanayide, adeta bir başarı hikayesi, bir başarı öyküsü yazıyoruz ve bu dünyanın tüm ülkeleri tarafından takdirle karşılanıyor” diye konuştu.

”Türkiye 28 aydır durmaksızın yükselen bir ekonomik yapıya sahip”

Ekonomisi her geçen gün zayıflayan bir dünyada Türkiye’nin ekonomik açıdan iyi bir konumda olduğunu vurgulayan Çağlayan, Türkiye’nin 28 aydır durmaksızın yükselen bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarların yarısının Avrupa pazarı olduğunu anlatan Çağlayan, ”Yani ihracatımızın 4’te 3’ünü yapmış olduğumuz pazarlarda gerek ekonomik depresyon hatta ruh dengesi bozulması var. Gerek siyasi ve ekonomik kriz ve kargaşa var. Yani ihracat yapmış olduğumuz pazarların 4’te 3’ünde ciddi yangınlar var. Türkiye, bir diken tarlası içinde, bir ateş çemberi içinde ihracatını 135 milyar dolara çıkarttı ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu yazdı” diye konuştu.

Bu başarının arkasında siyasi ve ekonomik istikrar olduğunu vurgulayan Çağlayan, ”Bugün Türkiye, kapısında bekletildiğimiz, Türkiye’ye karşı her türlü riyakar, ikiyüzlü tutumu takınan Avrupa Birliği’nin, 27 üyeli Avrupa Birliği’nin Allah’ımıza şükürler olsun ki 23 ülkesinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olmuştur. Geçmişte bize hasta diyenler, şu anda kendileri yoğun bakımda, Allah onlara şifa versin. Tabii ki biz istiyoruz ki, dünyanın tüm ülkeleri ekonomik anlamda sıkıntıya girmesin. Biz onların ne anlama geldiğini geçmişte gördük, yaşadık, öğrendik. Bunların topluma neler kaybettirdiğini de hep birlikte gördük. Ama bugün Türkiye 27 üyeli Avrupa Birliği üyesi 23 ülkeden çok daha önemli bütçe performansına sahip olmuştur” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ilk 7 ayda neredeyse 87 milyar dolardan fazla ihracat yaptığını ifade eden Çağlayan, ”Geçtiğimiz bir haftada yapmış olduğumuz ihracat rakamı 2.7 milyar dolar, bunu da ekledik mi neredeyse 90 milyara yakın bir ihracatı 7 ayda gerçekleştirmiş olacağız. Allah’ımıza şükürler olsun” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi

İŞKAD Kadın Girişimcilere Kurs Açıyor

                                                      

Adana İşkadınları Derneği (İŞKAD) Başkanı Elif Doğan Türkmen, KOSGEB’le birlikte kadınlara yönelik girişimcilik kursu açacaklarını söyledi.

İŞKAD Saymanı Nilcan Onatça Aygün ile birlikte KOSGEB Başkanı Hamit Sucu’yu ziyaret eden İŞKAD Başkanı Türkmen, Adana’nın kadın girişimciliği bakımından birçok ilin önünde olduğuna dikkati çekti. Av. Türkmen, iş kadınlarının Türkiye’de kurduğu ilk derneğin İŞKAD olduğunu anımsatarak, “İŞKAD, kuruluşundan itibaren ilklere imza atan bir dernek olurken kadınların iş yaşamına ve sosyal yaşama katılması konusunda da rehberlik görevini yerine getiriyor. İŞKAD olarak Adana’nın gerçeklerini de göz önünde bulundurarak önümüzdeki bir yılı planlıyor ve sonbahara girerken KOSGEB’in desteğiyle iş kurmak isteyen kadınlarımıza yönelik girişimcilik kursu açmak istiyoruz” dedi.

Liselerde düzenleyecekleri ‘İŞKAD Kariyer Günleri’nde ise iş yaşamında başarılı olmuş kadınların deneyimlerini özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocuklara anlatmak ve onların ufkunu genişletmek istediklerini kaydeden Türkmen, Adana’da ‘Kadın Zirvesi’ düzenleyeceklerini de sözlerine ekledi.

İŞKAD’ın girişimcilik konusundaki tüm çalışmalarına ellerinden gelen her türlü desteği vereceklerini dile getiren KOSGEB Başkanı Hamit Sucu ise KOSGEB’in kadın girişimcilere 10 puanlık pozitif ayrımcılık yaptığını ifade etti. Sucu, 2011’de Adana’da bin 110 kişiye girişimcilik kursu verildiğini, bu kurslara katılanların yarısından fazlasının kadın olduğunu vurgulayarak, “Bu kursların sonunda 136 kursiyerimiz iş kurdu ve bunların yüzde 49’unu kadınlar oluşturdu. Kadınların iş kurma konusundaki isteği ve cesareti bizi sevindiriyor” diye konuştu.

Üzüme Destek Artırılmalı

                                    

TARİŞ Üzüm Birliği Başkanı Ali Rıza Türker, “Kuru üzüm arz miktarını etkileyeceği için sofralık  üzüm ihracatında ton başına verilen 55 dolarlık DFİF destek uygulamasına devam edilirse ihracat artar” dedi.

TARİŞ Üzüm Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Türker, yaş üzüm ihracatında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklı ihracat primleri uygulamasının sürmesi gerektiğini bildirdi.

Türker, yaptığı yazılı açıklamada, yaş üzüm ihracatında ton başına verilen 55 dolar DFİF desteğinin kesilmesi durumunda ihracatın düşeceğini savundu.

İhracata gitmeyen yaş üzümün kurutulmaya alınacağını belirten Türker, “Sofralık üzüm ihracat miktarı kuru üzüm arz miktarını ve fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Yaş ihracatı az olursa kuru üzüm arzı artar. Bu da fiyatı düşürür ve üretici mağdur olur” dedi.

Türker, DFİ, desteğinin verilmemesi durumunda yaş üzüm fiyatlarının kilogramda 80 kuruşa kadar gerileyebileceğini savunarak, açıklamasında şunlara yer verdi:

“Geçen yıl 8,5 milyon dolarlık teşvik verildi. Buna karşılık 200 milyon dolarlık yaş üzüm ihraç edildi. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemeli. Kuru üzüm arz miktarını etkileyeceği için sofralık üzüm ihracatında ton başına verilen 55 dolarlık DFİF destek uygulamasına devam edilmelidir.”

TKDK Hibeleri İle Manisa Daha Fazla Kalkınacak

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Manisa İl Koordinatörü Ahmet Işık, tarımsal potansiyel açısından Türkiye’nin önde gelen illerinden Manisa’da, TKDK’nın tarım ve kırsal alanda kalkınmaya yönelik çok önemli rol alacağını söyledi.

TKDK Manisa İl Koordinatörlüğü, Hacıoğlu Restoran’da Manisa’da görev yapan basın mensupları ile İl Koordinatörlüğü personeline iftar verdi.

TKDK Manisa İl Koordinatörü Ahmet Işık burada yaptığı konuşmada, TKDK’nın Türkiye’de yeni kurulan kurumlardan bir tanesi olup, bu kurumun amacının, AB ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynakların, Türkiye’de kırsal kalkınma programlarının uygulanmasına yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için kullanılmasını sağladığını bildirdi.

Işık, “Kısacası AB fonlarının tarım alanında yapılacak yatırımlara proje karşılığı hibe olarak dağıtılmasıdır. 2007 yılında 5648 sayılı kanunla kurulan kurumumuz şu anda 42 ilde yapılanmıştır. Manisa İl Koordinatörlüğü olarak Mayıs 2012’den itibaren 1 koordinatör, 39 uzman, 6 destek ve 3 hizmetli olmak üzere 49 personel ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.” dedi.

Işık, tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa’nın, kültürel ve doğal zenginlikleriyle olduğu kadar tarımsal potansiyeli açısından Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu söyledi.

Nüfus bakımından Türkiye’nin 12. büyük ili olan Manisa’da tarımla uğraşan nüfusun oranının yüzde 43 olduğunu aktaran Işık, “Manisa, üretmiş olduğu tarımsal üretim değerleri ile Türkiye’de ilk üç il arasında yer almaktadır. İlimizin tarım yönünden bu potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda TKDK’nın Manisa’da tarım ve kırsal alanda kalkınmaya yönelik ne kadar önemli bir rol alacağı bellidir. Tarım sektörünün genelinde olduğu gibi, kırsal alanda yaşayan vatandaşlarımızın, gelir düzeyinin yükselmesi, gelir dağılımının iyileşmesi, doğal kaynakların korunarak kullanılması ve zenginliklerin bütün insanlarımıza yansıtılması en temel hedefimizdir.” diye konuştu.

Işık şöyle devam etti: “IPARD programı 2007-2013 dönemini içeren çok yıllı ‘Kırsal Kalkınma Programı’ olması nedeniyle 2013’e kadar uygulanması gerekmektedir. İl koordinatörlüğümüzün eylül, ekim aylarında AB tarafından akredite olması (fon dağıtma yetkisi verilmesi) beklenmektedir. Bu sürecin sonunda Türkiye’nin seçkin üniversitelerinden mezun olmuş donanımlı, genç ve dinamik kadromuz ile Manisa’da hibe fonlarının en etkin şekilde kullanılması için elimizden geleni yapmaya hazırız. Bu noktada Manisa ilimizde kırsal alanda, tarımla uğraşan kesimde tanınırlığımızın artırılması ve en ücra köylere kadar herkesin bizi tanıması için basınımızın desteğine ihtiyacımız vardır. Varlığımızdan bütün potansiyel faydalanıcılarımızın haberdar olması proje başvuru sayısını artıracaktır. Bu da Manisa adına daha fazla üretim, daha fazla katma değer demektir.”

Kobiline Bilgi Merkezi

Melek Yatırımcıya Vergi Müjdesi


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘melek yatırımcı’ olarak adlandırılan, fikri olup, sermayesi olmayan şirketlere yatırım yapanlara yüzde 75 gelir vergisi muafiyeti sağladıklarını söyledi.

Erdoğan, bunlar arasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK veya KOSGEB’den son 5 yılda destek alanlara yüzde 100 muafiyet sağladıklarını vurguladı. Erdoğan, 2011 yılı başından bugüne kadar özel sektör Ar-Ge desteği kapsamında bin 462 projeye 338 milyon, akademik Ar-Ge desteği olarak da 1.235 projeye 240 milyon lira katkı sağladıklarını vurguladı. Erdoğan, “Bugün Türkiye, bilimsel araştırmalar, teknolojik gelişmeler ve yenilik konusunda 10 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek kadar ileri bir yerde bulunuyor. Sadece TÜBİ- TAK tarafından desteklenen faaliyetlerin bir kısmında son dönemde sağlanan gelişmeler bile bu durumu gayet açık şekilde ortaya koyuyor” diye konuştu. Erdoğan şu mesajları verdi:

BALİSTİK İZ İNCELEME SİSTEMİ

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü tarafından Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yerli gözlem uydusu RASAT geçen yıl uzaya fırlatıldı. Göktürk-2 uydusunu da bu yılın sonunda fırlatmayı planlıyoruz. Yine TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve kendi alanında dünyadaki en iyi sistemlerden biri olan balistik iz inceleme sistemini, Suudi Arabistan’a ihraç ediyoruz.

EĞİTİM SİL BAŞTAN

Bilimi, teknolojiyi ve yeniliği kalkınmalarının lokomotifi yapan toplumlara baktığımızda, en çok önem verdikleri konunun insan kaynağı olduğunu görürüz. Bunun için eğitim sistemimizde sil baştan yapılanmayı gerçekleştirmek zorundayız.

300 BİN KİŞİLİK AR-GE ORDUSU

Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nda 4 kritik karar alındı. Buna göre üniversite sınavları yılda bir kez değil, 3-4 kez dijital ortamda yapılacak. Dünyada gelişmiş ülkelere göre bilişim sektöründeki geri kalmışlığı önlemek için ise ilköğretim müfredatı yenilecek. Matematik-Fen ve Teknoloji derslerinin saati artırılacak. Fatih, yerli projeye dönüştürülecek. Şu anda 60 bin olan Ar-Ge uzmanı sayısının 300 bine çıkarılması için burs desteği verilecek.

Kobiline Bilgi Merkezi

Hayvan Başına 300 Lira Destek

Hakkari’deki çatışmada şehit olan Jandarma Er Yaşar Karadağ’ın Diyarbakır’daki cenazesine katıldıktan sonra Ankara’ya dönen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Bakanlık’ta basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi.

Yemeğin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Eker, dünyada ve özellikle ABD’de mısır ve soya fasulyesiyle ilgili endişeler yaşandığını, bunun yarattığı dalgayla bir ay içinde buğdayın ton fiyatının 283 dolardan 383 dolara yükseldiğini belirtti.

Doğu ve Orta Anadolu’daki üretim miktarlarında ilkbahar yağışlarının düzensiz olması ve büyüme döneminde yağış olmaması nedeniyle azalma olduğunu dile getiren Bakan Eker, şöyle konuştu: ”Bunun bizde şu anda hissedilen olumsuz etkisi şu; sap, saman miktarında azalma meydana geldi, bu da saman fiyatlarının yükselmesine sebebiyet verdi. Bu genel manada kaba yem dediğimiz sap, saman, çayır otunda azalmaya yol açtı. Bunun hayvancılığa olumsuz etkisi olabilir, yem fiyatlarını harekete geçirir. Olumsuzluk yaşanmasın diye birtakım tedbirler ön görüyoruz. Bunlardan bir tanesi TMO’nun arpa satışı, diğeri de sap-saman, yonca, korunga, fiğ gibi kaba yem ham maddelerinin gerekirse ithalat yoluyla karşılanması” İthalatla ilgili kararın alındığını, Ekonomi Bakanlığı’na konuyla ilgili teklifin sunulduğunu anlatan Bakan Eker, bitki karantinası açısından ithal edilecek kaba yem maddelerinin sağlıklı olmasına dikkat edildiğini söyledi. Hayvancılık üzerinde olumsuz bir etki meydana gelmemesi için besicilerin desteklenmesi kararı aldıklarını da söyleyen Eker, besicilerin yemden olumsuz etkilenmemeleri için hayvan başına 300 lira destek verileceğini bildirdi.

GDO

”GDO’lu soya fasulyesinin üç tanesinin ithalatına izin verildiğine” ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine de Eker, iddiaların doğru olmadığını, Biyogüvenlik Kurulu’nun da konuyla ilgili açıklama yaptığını söyledi. Her ürünle ilgili risk analizinin ilgili bilim komitesi tarafından yapıldığını, hazırlanan raporların Biyogüvenlik Kurulu’na iletildiğini, burada alınan kararın da Bakanlığa sunulduğunu kaydeden Eker, ”Bu, bilim komitesinin kendisinin vardığı kanaat ve bunu görüşe açmış. Olmayan bir şeyi olmuş gibi söylüyorsunuz. Öyle değil. İthalatına karar verilmiş herhangi bir şey yok. Benim kişisel kanaatim, ben karşıyım” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi