Otomotiv Zirvesi

Otomotiv sektörünün tepkisini çeken teşvik sistemine ilişkin Ekonomi Bakanlığı’nın hazırladığı kararnameyle yaptığı yeni ayarlama Perşembe günü Resmi Gazete’ de yayınlanacak.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yeni teşvik sisteminin yayınlanmasıyla birlikte Cuma günü İstanbul’da büyük katılımlı bir otomotiv zirvesi yapacak. Çağlayan’ın ev sahipliğinde gerçekleşecek zirveye, Otomotiv Sanayi Derneği (ODD), Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) ve Taşıt Araçları Yan Sanayi Derneği (TAYSAD) gibi en büyük çatı örgütlerin başkan ve yöneticilerinin yanı sıra, Türkiye’nin en büyük otomotiv şirketlerinin patron ve yöneticileri katılacak.

Birebir Görüşme de Var

Çağlayan, zirvede teşvik sistemindeki yeni düzenlemeyi anlatıp, sektörün görüşlerini alacak. Zirvenin ardından, Çağlayan, Türkiye’de üretim yapan Tofaş, Ford, Renault, Hyundai, Toyota ve Honda’nın patron ve yöneticileriyle birebir görüşmeler yapıp, yeni yatırımlara yönelik konuşacak. Bu görüşmelerde Başbakan Erdoğan’ın talep ettiği ‘Türk markalı otomobil’ projesi de masaya yatırılacak. Ekonomi Bakanı Çağlayan, akşam ise gazetelerin otomotiv editörleriyle bir araya gelip zirveyi değerlendirecek.

Otomotive Özel Yumuşatma

Ekonomi Bakanlığı, Ocak ayında yeni bir kararnameyle 19 Haziran’da Resmi Gazete’ de yayımlanıp yürürlüğe giren ve otomotiv sektörü için tam bir hayal kırıklığı yaratan ‘Yeni Teşvik Paketi’ni otomotive özel yumuşatmıştı. Mevcut pakette, stratejik sektörler içinde olduğu açıklanmasına rağmen otomotivde hiçbir şirket en büyük teşviklerin verildiği ‘stratejik yatırımlar’ kapsamına giremiyordu. Stratejik Teşvikten yararlanmak için üretilecek modelin ithalattan az sayıda olması, yatırımın 6’ıncı bölgede yapılması ve yatırımda en az yüzde 40 maliyet avantajı sağlanması isteniyordu. Bu maddeler hem Türkiye’deki mevcut yatırımların hem de potansiyel gelecek yatırımların teşvikten yararlanmasını engelliyordu.

Öncelikli Yatırım

Hükümet bu konuda hareket geçip, yeni bir kararnameyle teşvik sisteminde ince ayar yaptı. Stratejik yatırım kapsamına giremeyen, ancak belirli tutarın üzerindeki otomotiv, motor ve aktarma organları, aktarma organlarının aksamı ve otomotiv elektroniği yatırımları da “Öncelikli Yatırımlar” kapsamına alınacak. Otomotiv ana sanayinde 300 milyon lira ve üzerindeki yatırımlar ‘Öncelikli Yatırımlar’ kapsamına girecek ve bunun Türkiye’nin neresinde yapılırsa yapılsın 5’inci bölgedeki yatırımlarla aynı teşvikleri alacak.

Neleri Kapsıyor

Buna göre otomotiv ana sanayi, KDV istisnası, faiz desteği, vergi indirimi, yatırım yeri tahsisi, çalışanlar için prim işveren hissesinin ödenmesi gibi tüm desteklerden yararlanılacak. Ayrıca 75 milyon lira ve üzerindeki motor yatırımları ve 20 milyon lira ve üzerindeki motor aksamı, aktarma organları, aktarma organlarının aksamı ve otomotiv elektroniği yatırımları da öncelikli yatırımlar kapsamına girecek. Bakanlar Kurulu’na sunulan yeni kararnamede aranan yüzde 40’lık katma değer şartı da ortadan kalkacak.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Teşvik Kimine Bereket Kimine Hareket Getirdi

Teşvikin yoğunlaştığı 6. Bölge’deki bazı illerde yatırımlarda ciddi artış yaşanırken bazılarında sadece bir miktar hareketlenme yaşanıyor.

Hükümetin haziran ayında açıkladığı Yeni Teşvik Paketi’nde doğudaki illeri kapsayan 6. Bölge ön plana çıktı. Pakette, bölgeye yatırım çekmek maksadıyla yatırımcıya çok cazip fırsatlar sunuldu. Paketin açıklanmasının üzerinden 6 ay geçti, bölgedeki şehirlerden bir kısmına yatırımcılar akın ederken bir kısmında ise sadece bir miktar hareketlenme var. Ardahan, Ağrı, Hakkâri gibi havalimanı bulunmayan illeri tercih etmiyor. Öte yandan Şanlıurfa ve Van ise teşvik paketi sonrası en fazla yatırım çeken iller arasında yer alıyor.

Çin’den Ucuz İş Gücü

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan Teşvik Paketi ile 6. Bölge’ye tüm imkânları sağladıklarını söyledi. Bölgenin sadece Türkiye ile değil dünya ile rekabet edebilecek konuma geldiğini kaydeden Çağlayan, “Neredeyse 400 dolara işçi çalıştırılabilecek noktaya geldi. Çin’de ücretler 400 doları geçti. Bizim iş gücü kalitemiz Çin’le kıyaslanamaz bile” dedi.

2013’te Sıçrama Olacak

Yatırımlar konusunda acele edilmemesi gerektiğini belirten Çağlayan, bölgenin önemli yatırımlara ev sahipliği yapacağını, 2013’ten itibaren sıçrama yaşanacağını bildirdi. Çağlayan ayrıca bölgedeki güvenlik sorununa ilişkin, “Bölgeye yatırım gitmemesi için çeşitli engelleme çalışmaları var ama devlete güçleri yetmez” diye konuştu.

Havalimanı Tercih Sebebi

Ardahan Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Latif Tosunoğlu: OSB’de 30 parsel var bunun 11’i dolu. Bir Azeri işadamı tarım makineleri üretmek üzere 2 milyar lira bütçe ayırmış. Paket açıklandığından bu yana gıda ve inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren 10 firmadan yatırım başvurusu aldık. Bu firmalar 50 ila 300 kişiye istihdam sağlayacak. Yatırımcı havalimanı olan yerleri tercih ediyor. Bizim böyle bir sıkıntımız var.

Büyük İllere Gidiyorlar

Hakkâri Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ahmet Şen: Yatırımcılar 6. Bölge’deki Diyarbakır, Batman gibi büyük illeri tercih ediyor. Hakkâri’ye yatırıma gelen olmadı.

6 Ayda 42 Belge

Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Sabri Ertekin: Yılın 9 ayında Şanlıurfa’da toplam 495 milyar liralık 76 yatırımla 4 bin 972 kişiye istihdam sağlayacak teşvik belgesi alındı. Bu belgelerin 361 milyar 500 milyon liraya tekabül eden 42 tanesi Teşvik Paketi’nin ardından geldi. 76 yatırımcıdan Arma Panel, CMC ve Turkcell Global Çağrı Merkezi olmak üzere 3 tanesi yabancı firma. İmalat sanayi, hizmet ve madencilik sektörlerinden belgeler alındı. Bu firmaların arasında Hakan Plastik, Pınar Süt ve Has Emlak ve İnşaat yer alıyor. SBS ve Soymen Tekstil firmaları 502 kişiye istihdam sağlayacak.

Haftada 3 Başvuru

Van Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mirza Nadiroğlu: Yatırım talepleri ağırlıklı olarak enerji, inşaat ve gıda sektörlerinden geliyor. Haftada 3 firma başvuruyor. 1 Eylül itibariyle arsa isteyen firma sayısı 133 oldu. Bunların içinde yabancı firmalar da var. Enerji sektöründe faaliyet gösteren iki büyük Alman firması ortak olarak, Van’da 100 milyon liralık yatırımla güneş enerjisi paneli üretecek.

Yoğun talep üzerine OSB’de 60 hektarlık 4. Etap çalışması başladı. Çinli bir firma yerel ortakla, inşaat sektöründe 12 milyon liralık yatırım için şu anda Van’da fizibilite çalışması yapıyor. 60 hektarlık alanda toplam 225 milyon TL’lik yatırım öngörülüyor. Bunun 100 milyon TL’si yabancı firmalardan. Talep çok, bu nedenle OSB’de 5. Etap kurulacak.

Güvenlik Sorunu Yok Gönül Rahatlığıyla Gelin

Ağrı Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Erat: Ağrı’da bu ortam var ancak yatırımcı bunu bilmiyor. Paket açıklandıktan sonra 3-5 firma yatırım başvurusunda bulundu, taş ocağı ve makine sektörlerinde faaliyet gösteren 2 firmayla resmi anlaşma imzalandı. Ağrı OSB’deki 115 parsel arazinin 15 tanesinde 8 firma faaliyet gösteriyor. Yatırımcıları Ağrı’ya bekliyoruz, burada gönül rahatlığıyla yatırım yapabilirler.

Yatırımcının Çantasını Bile Taşırız

Siirt Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Güven Kuzu: 6 firma yatırım teşvik belgesi aldı. Siirt’in karma bir etnik yapısı var ve güvenlik sorunumuz yok. Tarıma dayalı sanayi, tekstil, turizm ve enerji alanlarında yatırım yapılabilir. OSB’de 81 parsel var ve bunun 68’i boş. Çevre illerin OSB’lerinin dolu, bu nedenle yatırımcılarımız ilimize yatırım yapabilir. Yerimiz var, gelen yatırımcının çantasını bile taşırız.

Tereddütleri Giderdik

Muş Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Şihmus Sinecen: Muş’ta asayiş sorunu dahi yok. OSB’mizde 54 parsel var ve bunun 30’u boş. Alçı taşı, karton ambalaj, süt ve süt ürünleri, et entegresi gibi alanlarda yatırım yapılabilir. Doruk Holding ve Yurt Çimento gibi firmaların da tereddütleri vardı ancak yatırımları sorunsuz bir şekilde işliyor.

Kobiline Bilgi Merkezi   0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Sağlık Sektörüne Turquality Desteği Yolda

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan İstanbul’da Turquality Programı’ndaki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla önceki akşam bir grup gazeteciyle Ceylan InterContinental Oteli’nde buluştu. Bu toplantıda 2006’dan beri Türkiye’den dünya markası çıkarma amacıyla uygulanan destek programındaki gelişmeleri ve değişiklikleri konuştuk. Pazar günlerini yayınlanan ‘Pazarın Patronu’ adlı röportajlarımda üst düzey yöneticilere, şirket kurucularına yer veriyorum. Ve bu yüzden de şimdiye kadar Turquality desteği alan şirketlerin çoğuyla bir araya geldim. Hemen hemen hepsinin söylediği bir nokta var: “Turquality bizlerin rekabet gücünü artırdı.

Önceki gün Bakan Zafer Çağlayan’la gerçekleştirdiğimiz toplantıya Desa Genel Müdürü Burak Celet, Koton’un kurucusu Yılmaz Yılmaz, Şölen Çikolata’nın CEO’su Elif Çoban, Zen Pırlanta’nın patronu Emil Güzeliş, Çilek Mobilya Genel Müdürü Muzaffer Çilek, Öztiryakiler Yönetim Kurulu Murahhas üyesi Tahsin Öztiryaki de katıldı. Onları da dinledik.

420.4 Milyon TL Destek

Bakan’ın verdiği bilgiye göre 2006 yılından bu yana 2012’nin ilk 10 ayı da dahil olmak üzere Turquality kapsamında markalara toplam 420.4 milyon lira kaynak aktarıldı. Hatırlarsınız, yaz aylarında Koton markasının yüzde 50’sini Turkven 500 milyon liraya yakın bir rakamla aldı. Bugüne kadar tüm markalara Turquality kapsamında verilen destekten daha fazla.Toplantıda Koton’un kurucusu ve Birleşmiş Markalar Birliği Başkanı Yılmaz Yılmaz bunu söylerken, aslında katma değer yaratmanın, marka gücünün öneminin altını çiziyordu.

Türkiye’den dünya markaları çıkar mı? Bu bir hayal mi? Bakan Çağlayan, Turquality desteği alan firmaları Türkiye’nin Şampiyonlar Ligi olarak görüyor. Bu markaların Türkiye sınırları dışında koştukları maratonda devlet olarak onlara el uzattıklarını anlatıyor. Ve maddi destekten çok ‘kurumsallaşma’ ve vizyon sahibi olma, global rekabet gibi konularda ‘eğitim’ desteği aldıklarını anlatıyor.

Bakan Çağlayan, yaşanan deneyimlerin Turquality’nin kapsamında değişikliklere gidilmesine neden olduğunu da söylüyor. Şöyle ki, 2011 yılında Turquality’de değişiklikler yapılmaya başlandı. Markalara 5 yıl olarak verilen destek süresi markalaşma performansı yükselen markalar için bir 5 yıl daha uzatıldı. 5+5 yıl’a çıktı destekler. Geçen yıl Turquality kapsamına Gastronomi de alındı. Bakan Çağlayan, sağlık sektörünün de bu yıl kapsam içine alınacağını toplantıda açıkladı.

2023 hedeflerine ulaşabilmesi için Türkiye’nin ihracatta atak yapması şart. Bakan Çağlayan, katma değer yaratan ürün ihracatının altını çizdi konuşmasında. Farklı ülkelerden örnekler verdi. Almanya ihraç ürünlerinin kilosunu 4.1 dolardan, Japonya 3.5 dolardan, Güney Kore 3 dolardan satarken, Türkiye’nin ihraç ürünlerinin kilosu 1.47 dolara geliyor. Turquality kapsamındaki markaların ulaştıkları rakam ise 2.14 dolar. Marka olmanın yarattığı fark bu.

Dünya Markamız Yok

Bakan, marka değeri konusunda veriler aktardı. Bir kısmını yazarsak Türkiye’nin önünde uzun ve zor bir yol olduğunu, ‘ha’ deyince dünya markası olunamayacağını anlayabiliriz. Dünyanın ilk 100 hatta ilk 500 markası arasında Türkiye’den bir marka yok. Türkiye’deki ilk 100 değerli markanın değeri 30 milyar dolar. En değerli markamızın değeri 2 milyar dolar. Coca Cola’nın marka değeri 70 milyar dolar, Apple’ınki de 70 milyar dolar, Zara’nınki ise 5 milyar dolar.

Turqulity kapsamında yapılan değişikliklerden biri de denetleyici şirket sayısının artırılması. Turquality başladığından beri markaların denetimleri Deloitte tarafından yapılıyordu. Artık bu denetimleri 5 farklı şirket yapacak. Bakan Çağlayan, “Dünya markamız henüz yok ama çok başarılı markalarımız olmaya başladı” diyerek örnekleri sıraladı

– Colins, Rusya’da kot pantolonun diğer adı noktasında

– Pınar ve Ülker, Körfez ülkelerinde güçlü

– Vitra, İngiltere’de

– Beko, İngiltere’de pazar lideri ya da ikincisi durumunda

– Vesbo, Vietnam’da bilinen bir marka oldu

Turquality kapsamında halen 83 şirket 95 markasıyla yer alıyor. Turquality kapsamında ayrıca Marka Destek programı uygulanıyor. Burada da 36 marka destek alıyor. Turquality kapsamında 46 markanın destek süresi 5 yıl uzatıldı.

ELİF ÇOBAN (Şölen Çikolata CEO’su): “Turquality işini abimle ilk konuşmamızda, ‘Abi ne işimiz var, biz kendi işimize bakalım’ demiştim. Şimdi buradayım. Bakan, kilo başına yapılan ihracat rakamlarını verdi. Biz Turquality kapsamına girdiğimizden beri satışlarımızı artırdık. Ayrıca katma değer de yarattık. Kilosu 6.5 dolara gelen ihracat rakamlarına ulaştık.”

YILMAZ YILMAZ (Koton’un Kurucusu): “Koton’un Turquality öncesinde 25 mağazası vardı. Şimdi 90 mağazamız var. 27 mağaza açmayı planlıyoruz yurtdışında. 25 metrekarelerdeydi mağaza büyüklüklerimiz, şimdi 1000 metrekarelerde. BMD’nin 2 yıl öncesine kadar 1300 mağazası vardı, şimdi 3500 mağazası var. Hedef 2023’te 20 bin mağazaya ulaşmak.”

EMİL GÜZELİŞ (Zen Pırlanta’nın sahibi): “Türkiye’nin ilk pırlanta ihracatını yapan şirketiyiz. Bizim sektörümüz perakende işinde yeni. 7-8 yıldır yapıyoruz ve çok şey öğrendik. Türkiye’nin 50 milyon dolarlık pırlanta ihracatının yarısını biz yapıyoruz. Cartier, Chopard gibi dünya çapında bir marka olmayı hedefliyoruz.”

MUZAFFER ÇİLEK (Çilek Genel Müdürü): “Çilek yurtdışında en yaygın Türk markası. 68 ülkede 138 mağazamız var. Turquality’nin bize en büyük katkısı vizyonerlik oldu. Aile şirketimizi kurumsal bir yapıya kavuşturduk.”

TAHSİN ÖZTİRYAKİ (Öztiryakiler Yönetim Kurulu Üyesi): “Türkiye’de turizm, otelcilik hızla gelişti. Biz de büyüdük. Şimdi dünyanın her yerinde endüstriyel mutfak yapıyoruz. 108 ülkede mutfağımız var.

BURAK CELET (Desa Genel Müdürü): “Turquality maddi destekten çok daha önemli bir şey yapıyor bize. Turquality sayesinde insan kaynağımızı geliştirdik. Benim Çin’deki mağazama gönderdiğim personelimin global yöneticilik vasıfları olmalı. Eğitimlerden çok yararlandık. Turquality tüm markalara ara gazı veriyor diyebilirim. Rekabet gücümüz arttı.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Yeni Teşvik Sisteminin Tanıtımı Yapıldı

Bugün Türkiye 2012’nin ilk 9 ayında adeta tüm dünyadaki ülkelere hem de yükselen pazarlara kafa tutacak bir şekilde ihracatını yüzde 12 arttırmıştır. Terörün engellemesine, iş makinesini yakmasına, iş yerlerini kundaklamasına rağmen biz inadına burada olacağız inadına yatırım, inadına üretim, inadına birlik ve beraberlik diyeceğiz. Gıda, tarım ve hayvancılık bakanı mehdi eker. Türkiye son 10 yıl içerisinde tarım sektörü hasılasını 23 milyar dolardan 62 milyar dolara çıkardı. GAP Eylem Planı’na ayrılan 1 milyar 400 milyon lira ödeneğinin bugün itibarı ile 1 milyar 200 milyon lirasını kullanmış durumdayız. Bizi bombalasalar da mayın da kursalar saldırsalar da hizmetlerimizi, faaliyetlerimizi devam ettireceğiz.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Diyarbakır’da organize ettiği ve Eylül ayı ihracat kayıt rakamları ile Yeni Teşvik Sistemi’nin anlatıldığı toplantıda konuşan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, “Bugün Türkiye 2012’nin ilk 9 ayında adeta tüm dünyadaki ülkelere hem de yükselen pazarlara kafa tutacak bir şekilde ihracatını yüzde 12 arttırmıştır. Terörün her türlü engellemesine rağmen, biz inadına burada olacağız, inadına yatırım, inadına üretim, inadına birlik ve beraberlik diyeceğiz” dedi.

TİM tarafından organize edilen Yeni Teşvik Sistemi’nin tanıtım toplantısı Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Cuma İçten, Oya Eronat, Mine Lök Beyaz, Süleyman Hamzaoğulları, Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, kurum müdürleri, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, katılımcıları Kürtçe selamlayarak konuşmasına başladı. İlk teşvik toplantısına Muş’tan başladıklarını belirten Bakan Çağlayan, daha sonra Şanlıurfa’da, Van’da, Çanakkale’de bu toplantıları yaptıktan sonra Diyarbakır’a geldiklerini ifade etti.

Çanakkale’de bu toplantıyı yapmalarının çok önemli bir nedeninin olduğunu kaydeden Bakan Çağlayan, ülkeyi, bu cumhuriyeti kuranların, canlarını seve seve uğrunda vermiş olduğu bu topraklar için ölenlerin, Kürt, Türk, Laz, Arap, Çerkez, Alevi ve Sünni ayrımı olmaksızın bu ülke için hep birlikte savaştığı ve şahadet mertebesine yerleştiği Çanakkale’de bulunduklarını kaydetti. Çanakkale’deki mezarlarda şehitlerin isimlerinin yazmadığını aktaran Bakan Çağlayan, “Bir mezarın içinde Diyarbakır’dan, Muş’tan, Bingöl’den, Hatay’dan, Nevşehir’den, Edirne’den gelmiş olan insanların aynı şahadet için canlarını seve seve vermiş olduğu mezarların taşında sadece onların gelmiş olduğu iller bir de ruhlarına Fatiha yazıyor. Türkiye; Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı ile Alevi Sünni’si ile bir bütündür, tek bir devlettir. Böyle de olmaya devam edecektir. Bunu bozmak isteyenler varsa fırsat da verilmeyecektir. Bugün bil hassa yeni teşvik sisteminde 6. bölgemize pozitif bir ayrımcılık yaptık. Bunu yaparken bu bölgenin geri bırakılmışlığını, geri kalmışlığını bende yaşayan bir insanım. Son 10 yıldır Doğu Güneydoğu’ya yapılan yatırım Cumhuriyet tarihindeki toplam yatırımlardan daha fazla ve 35 katrilyon yatırım yapılmıştır. Terörün engellemesine, iş makinesini yakmasına rağmen, iş yerlerini kundaklamasına rağmen ve buraya yatırım gelmesin medeniyet, huzur gelmesin ekonomisi gelişmesin düşüncesine rağmen, biz inadına burada olacağız inadına yatırım, inadına üretim, inadına birlik ve beraberlik diyeceğiz. Çünkü Türkiye’nin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var” diye konuştu.

IMF’ye 5 Milyar Dolar Biz Veriyoruz Cep Harçlığı Olarak Al Borçlarını Dağıt Diye

Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir başarı içinden geçtiğini dile getiren Bakan Çağlayan, “Bugün adeta böylesi bir süreçte Türkiye’nin tüm dünyaya meydan okuduğu bir dönemden geçiyoruz. Krize kafa tuttuğumuz bir dönemden geçiyoruz. Türkiye ihracatı 10 yıl önce sadece 36 milyar dolardı. 36 milyar dolar ihracatın yüzde 60’a yakını Avrupa’ya yapılırdı. Geçen yıl Avrupa payı yüzde 48’yerde idi. Bu yıl Avrupa ekonomisindeki bunalımdan darboğazdan ve sıkıntıdan dolayı talebin daralması, Avrupa ekonomisinin küçülmesinden dolayı Avrupa ihracatı bizim ihracatımızdaki payı yüzde 33’ye kadar düştü. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun payı yüzde 25’ti. Burada da siyasi, ekonomik problemler yaşanıyor. Türkiye ihracatının yüzde 75’inden fazlasını yapmış olduğu iki bölgede ekonomik daralma ve darlanmaya rağmen ekonomik küçülmeye rağmen Avrupa tarihinin en büyük işsizliğini görmüş olduğu bir ortamda, Türkiye ihracatını arttırıyor. Bugün Türkiye 2012’nin ilk 9 ayında adeta tüm dünyadaki ülkelere hem de yükselen pazarlara kafa tutacak bir şekilde ihracatını yüzde 12 arttırmıştır. Ben sanayi odası başkanı iken o dönemki hükümete gölge etmeyin başka ihsan istemez derdik. O zaman devlet ekonomi içinde haksız rekabet yapardı. Bugün son 9,5 yılda Türkiye dünyada konuşulan bir mucize gerçekleştirdi. Biz başkanlar bir araya geldiğimizde Amerika’nın başarı hikâyesini konuşurduk, Japonya’nın başarı hikâyesini konuşurduk, Güney Kore’nin başarı hikâyesini konuşurduk, Almanya’nın nasıl dünyanın en büyük ekonomisi olduğunu ballandıra ballandıra anlatırdık. Kendimize anlatacak bir başarı hikâyemiz yoktu. Şimdi Türkiye siyasi, ekonomik istikrarla müteşebbisi, yatırımcısı, üreticisi, sanayicisi ihracatçısı ile birlikte tüm dünyada anlatılan bir başarı hikâyesine sahip oldu. Bizin Amerika’ya IMF’den 1 milyar dolar kredi koparabilmek için figüran olarak götürürlerdi. Biz figürandık. Niye siyasiler bizi şirin olarak göstereceklerdi. Türkiye IMF’den 1 milyar dolar alamasaydı memurunun maaşını ödeyemeyecekti. Şimdi bakın Türkiye’ye dünyanın en büyük ikinci krizinden geçtiğimiz bir ortamda ihracat yapılan pazarların yüzde 75’inde sorun yaşandığı bir ortamda bırakın IMF’den destek almayı adeta IMF’ye 5 milyar dolar cep harçlığı veriyoruz al borçlarını dağıt diye. Türkiye böyle bir ekonomik seviyeye geldi. Türkiye’nin önünü kimse kesemez. Türkiye ekonomik bağımsızlığını ekonomik gelişmişliğini elde ettiği müddetçe, kendi gündemini kendisi belirleyen bir ülke olmuştur” şeklinde konuştu.

Kobiline Bilgi Merkezi 0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine 
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

AB’nin 23 Ülkesinden Daha İyi Durumdayız


Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrar sayesinde ihracatını 135 milyar dolara çıkardığını belirterek, ”Bugün Türkiye, kapısında bekletildiğimiz, Türkiye’ye karşı her türlü riyakar, ikiyüzlü tutumu takınan Avrupa Birliği’nin, 27 üyeli Avrupa Birliği’nin Allah’ımıza şükürler olsun ki 23 ülkesinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olmuştur. Geçmişte bize hasta diyenler, şu anda kendileri yoğun bakımda, Allah onlara şifa versin” dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile uçakla Sivas’a gelen Çağlayan, Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen ”Yeni Teşvik Sistemi Tanıtım Toplantısı ve Sivas İhracat Rekortmenleri Ödül Töreni”ne katıldı.

Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, Sivas’ta bulunmanın kendisi için büyük bir keyif olduğunu belirterek, ”Buruk bir keyfim var. Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu başkanım benim çok eski ve kadim dostumdu. Biz beraber aynı davaya hizmet ettik geçmişte. Dolayısıyla kendisiyle her yakın fırsatta da her zaman birlikte ve beraber olmuştuk. Bugün burada olmamız hasebiyle onu rahmet ve minnetle anıyorum. Allah nur içinde yatırsın kendisini” dedi.

Dünyanın krizden geçtiği bir dönemde Türkiye’nin 135 milyar dolarlık ihracatla Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracatını yaptığını belirten Çağlayan, ”Bu ülke için taş üstüne taş koymuş, bir kuruşluk yatırım yapmış, bir tek insanı çalıştıran, bir sentlik ihracat yapan herkesi onurla, gururla buradan selamlıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin artık üretimini, ekonomisini, yatırımını, istihdamını ve ihracatını özel sektöre vermiş bir anlayış içinde olduğuna işaret eden Çağlayan, ”Şükürler olsun bugün Türkiye, dünyanın son 100 yılda en büyük ikinci krizini yaşamış olduğu bir dönemde ‘kriz’ kelimesini çöpe atmayı başarmış bir siyasi iradeye, bir siyasi olgunluğa, ekonomik iradeye ve ekonomik olgunluğa sahip olmuştur. Ben bundan 10 yıl önce IMF kapısında 1 milyar dolar borç alıp o gün devletinin memurunun maaşını ödemek zorunda kalan Türkiye’de sanayicilik yapmış bir arkadaşınızım” ifadelerini kullandı.

Önceki yıllarda yaşanan ekonomik krizlere değinen Çağlayan, Ankara Sanayi Odası Başkanı olduğu dönemde ‘Yarınla ilgili ne görüyorsunuz?” diye sorulduğunda, ”Ne yarını, ben 10 dakika sonrasını göremiyorum” dediğini hatırlatarak, ”Şimdi Avrupa’nın 10 gün sonrasını bilemediği, Avrupa’da hangi ülkenin 10 gün sonra neyle karşılaşacağının belli olmadığı bir dönemde Allah’ımıza şükürler olsun biz ekonomide, sanayide, adeta bir başarı hikayesi, bir başarı öyküsü yazıyoruz ve bu dünyanın tüm ülkeleri tarafından takdirle karşılanıyor” diye konuştu.

”Türkiye 28 aydır durmaksızın yükselen bir ekonomik yapıya sahip”

Ekonomisi her geçen gün zayıflayan bir dünyada Türkiye’nin ekonomik açıdan iyi bir konumda olduğunu vurgulayan Çağlayan, Türkiye’nin 28 aydır durmaksızın yükselen bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarların yarısının Avrupa pazarı olduğunu anlatan Çağlayan, ”Yani ihracatımızın 4’te 3’ünü yapmış olduğumuz pazarlarda gerek ekonomik depresyon hatta ruh dengesi bozulması var. Gerek siyasi ve ekonomik kriz ve kargaşa var. Yani ihracat yapmış olduğumuz pazarların 4’te 3’ünde ciddi yangınlar var. Türkiye, bir diken tarlası içinde, bir ateş çemberi içinde ihracatını 135 milyar dolara çıkarttı ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu yazdı” diye konuştu.

Bu başarının arkasında siyasi ve ekonomik istikrar olduğunu vurgulayan Çağlayan, ”Bugün Türkiye, kapısında bekletildiğimiz, Türkiye’ye karşı her türlü riyakar, ikiyüzlü tutumu takınan Avrupa Birliği’nin, 27 üyeli Avrupa Birliği’nin Allah’ımıza şükürler olsun ki 23 ülkesinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olmuştur. Geçmişte bize hasta diyenler, şu anda kendileri yoğun bakımda, Allah onlara şifa versin. Tabii ki biz istiyoruz ki, dünyanın tüm ülkeleri ekonomik anlamda sıkıntıya girmesin. Biz onların ne anlama geldiğini geçmişte gördük, yaşadık, öğrendik. Bunların topluma neler kaybettirdiğini de hep birlikte gördük. Ama bugün Türkiye 27 üyeli Avrupa Birliği üyesi 23 ülkeden çok daha önemli bütçe performansına sahip olmuştur” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ilk 7 ayda neredeyse 87 milyar dolardan fazla ihracat yaptığını ifade eden Çağlayan, ”Geçtiğimiz bir haftada yapmış olduğumuz ihracat rakamı 2.7 milyar dolar, bunu da ekledik mi neredeyse 90 milyara yakın bir ihracatı 7 ayda gerçekleştirmiş olacağız. Allah’ımıza şükürler olsun” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi

Çağlayan: En Cömert Teşvik Sistemini Hazırladık

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, küresel krizden çıkışın küresel işbirliğinden geçtiğini belirterek, ”Japonya Asya’nın en doğusunda, Türkiye Asya’nın en batısında. Fiziki olarak aramızda önemli bir mesafe var ama ben, Türk ve Japon halklarının kalp mesafesinin birbirine çok yakın olduğunu biliyorum” dedi.

Conrad Tokyo Otel’de düzenlenen ”Türkiye-Japonya İş Forumu”nda Japon yatırımcılara hitaben konuşan Çağlayan, iki ülkenin tarihi geçmişi olan bir dostluğa sahip olduklarını belirterek, iki ülke arasındaki dostluğun maddi değerlere bağlı olmayan manevi değerlerle bezenmiş bir dostluk olduğunu söyledi.

Türkiye ve Japonya’nın nüfus oranları ile milli gelir ve dış ticaretlerinin dünyadaki payları göz önüne alındığında mevcut ticari ilişkilerin istenen seviyede olmadığına dikkati çeken Çağlayan, ”Bu konuda suçu Japon tarafına yüklemek gibi bir kolaycılığın içerisinde olmayacağım. Ticari ilişkilerin istenilen seviyede olmayışı birbirini seven iki ülkenin, halkların ve iş aleminin birbirlerini yeterince tanıyamamasının ortaya çıkardığı bir durumdur” diye konuştu.

Bugün kendisi, Japonya Dışişleri Bakanı Koichiro Gemba ve Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Yukio Edano tarafından imzalanacak mutabakat zaptı ile iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin ilk kez resmiyet kazanacağını ifade eden Çağlayan, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasındaki ticari ilişkiler açısından tarihi öneme sahip olduğunu kaydetti.

Çağlayan, anlaşma çerçevesinde bundan sonraki dönemde ülkeler arasında düzenli olarak gerçekleştirilecek bakanlar arası toplantının ilkinin de yapılacağını belirterek, ilk toplantının Japonya’da yapılacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

”Halkların kalp mesafesi yakın”

Dünyanın önemli bir krizden geçtiğine işaret eden Çağlayan, ”Küresel krizden çıkışın yolu küresel işbirliğinden geçiyor. Japonya Asya’nın en doğusunda, Türkiye Asya’nın en batısında. Fiziki olarak aramızda önemli bir mesafe var ama ben, Türk ve Japon halklarının kalp mesafesinin birbirine çok yakın olduğunu biliyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin geçen yıl Çin’den sonra dünyada en fazla büyüyen ikinci ülke olduğunu hatırlatan Çağlayan, AB’deki kriz nedeniyle bu bölgeye yapılan ihracatın azalmasına rağmen toplam ihracatın arttığına dikkati çekti.

Çağlayan, Türkiye ekonomisinin son derece dinamik ve güçlü bir ekonomi olduğunu vurgu yaparak, AB dışındaki pek çok ülkede yaşanan sorunlara rağmen ihracatın artmasının, Türk ihracatçısının yeni pazarlara girişteki başarısını ortaya koyduğunu söyledi.

Japon yatırımcılardan kendi bölgesinde refahın ve barışın sembolü olan Türkiye’ye bakış açılarını değiştirmelerini isteyen Çağlayan, ”Türkiye’ye sadece ekonomik gelişmeler olarak bakmayın. Yaş ortalaması 29 olan, çok genç bir nüfusa sahip olan 75 milyonluk bir ülke olarak da bakmayın. Türkiye’ye bakarken 4 saatlik uçuş mesafesinde çevresinde 56 ülke olduğunu görmenizi istiyorum” dedi.

Türkiye’nin dünyadaki bir çok firmanın üretim üssü olmasının yanı sıra bölgesel üretim üssü haline gelmeye başladığına dikkati çeken Çağlayan, Türkiye’nin 4 saatlik uçuş mesafesini kapsayan coğrafyada 1,5 milyar insanın yaşadığını kaydetti.

“Artık hızlı balık yavaş balığı yutuyor”

Japon yatırımcılardan yeni teşvik sistemini keşfetmelerini isteyen Çağlayan, ”Dünyanın en iddialı ve en cömert teşvik sistemini hazırladık ve tüm ulusal, uluslararası yatırımcıların hizmetine sunduk” diye konuştu.

Bakan Çağlayan, küresel krizin dünyanın ekonomik model ve anlayışını da değiştirdiğini ifade ederek, artık rekabetin çok daha acımasız hale geldiğine dikkati çekti.

Dünyada ekonomik pasta küçülürken bu pastadan pay almak isteyenlerin sayısının arttığını belirten Çağlayan, gelişmiş ülkelerin artık yerlerini Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelere bıraktığını söyledi.

Küresel krizin birçok alışkanlığı değiştirdiğini dile getiren Çağlayan, ”Küresel krizden önce bütün ülkelerde bir söz vardı. ”Büyük balık küçük balığı yutar” derlerdi. Şimdi artık balıkların rolü değişti. Artık büyük balık küçük balığı yutmuyor. Hızlı balık yavaş balığı yutuyor. Çok hızlı olmak zorundayız” diye konuştu.

“Diğer konuşmacılar”

Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Keiro Kitagami de geçen yıl Japonya’da yaşanan deprem sonrasında Türk hükümetinden büyük destek gördüklerini belirterek, bu durumun Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğu bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Çalışan nüfusun azalmasının Japonya’nın en büyük sıkıntısı olduğunu kaydeden Kitagami, ”Orta ve uzun vadede ekonomi açısından kritik bir durumdayız” dedi.

Türkiye’nin hem uygarlık hem de coğrafya olarak Avrupa ve Asya ile ilintili bir ülke olduğuna dikkati çeken Kitagami, Japon firmaların Türkiye ile ilişkilerinin oldukça az olduğunu ve bunun geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı, iki ülke arasında yatırım ilişkilerinin artırılması gerektiğini belirterek, ”İki ülkeyi bir araya getirdiğinizde muazzam bir büyüklük ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Ajansın yabancı yatırımcılar için bürokratik işlemleri azaltmaya yönelik çalıştığını da ifade eden Aycı, Türkiye’nin güçlü büyümesinden Japon firmaların daha fazla yararlanabileceğini düşündüklerini dile getirdi.

Japon Dış Ticaret Teşkilatı (JETRO) Başkanı Hidehiro Yokoo da Türkiye’nin konumunun önemli olduğunu vurgulayarak, ”Türkiye, sadece AB değil, Orta Doğu ve Orta Asya pazarına da nüfuz edebilecek bir konuma sahip” dedi.

En büyük rakipleri Güney Kore’nin Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması bulunduğuna işaret eden Yokoo, Japonya’nın da bir an önce Türkiye ile serbest ticaret anlaşması imzalaması gerektiğini söyledi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu da 55 bin ihracatçının temsilcisi TİM olarak Türkiye’nin ticaret elçileri olduklarını kaydetti.

İki ülkenin ticari ve ekonomik ilişkilerinin giderek güçlendiğini belirten Çıkrıkçıoğlu, buna karşın söz konusu ilişkilerin henüz istenilen seviyede olmadığını dile getirdi.

Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBİC) Başkan Yardımcısı Fumio Hoshi de görüş alışverişi yoluyla iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişeceğinden emin olduğunu belirtti.

Hoshi, Türkiye ile Japonya arasındaki ticari ilişkilerin finansman açısından desteklenmesi konusunda kararlı olduklarını ifade etti.

Orta Doğu İşbirliği Merkezi Başkanı Tadatsuna Koda ise merkezin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki Japon yatırımlarını teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.

Konuşmaların ardından yeniden söz alan Ekonomi Bakanı Çağlayan da JBIC’in Türkiye ile ilgili planlarının önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağını belirterek, ”Türkiye önümüzdeki 10 yılda 130 milyar dolardan fazla enerji yatırımı yapacak. Kredi maliyetleri konusunda JBIC firmalara destek olsun” diye konuştu.

Bakan Çağlayan ve beraberindeki heyet, daha sonra Japon ithalatçı birliklerinin temsilcileriyle bir araya geldi.

Kobiline Bilgi Merkezi

Teşviğe 3.2 Milyarlık Talep

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yatırımlara doping etkisi yaratan yeni teşvik sistemi kapsamında, toplam teşvik müracaat tutarının 3.2 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Teşvik sisteminin uygulamaya girdiği 19 Haziran’dan bu yana yeni teşvik belgesi müracaat sayısının 277’ye çıktığını söyleyen Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, toplam müracaat tutarının ise 3.2 milyar liraya ulaştığını belirtti. Bakan Çağlayan bu yatırımların 12 bin kişi civarında istihdam yaratmasını beklediklerini bildirdi. Yaptığı açıklamada, yeni teşvik sisteminin Türkiye’nin istikrarlı ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağına işaret eden Çağlayan, bu yılın ikinci yarısında büyümenin ilk yarıdan yüksek olmasını ve bunda da yatırımların önemli bir payı olmasını beklediklerini vurguladı.

2.1 Milyar TL Bölgesel Destek

“Türkiye, hem yerli hem de yabancı yatırımlar için güvenli bir limandır, biz şimdi bu limanın kapasitesini genişlettik ve onu daha da cazip hale getirdik” diyen Çağlayan, destekleme sınıfı açısından müracaatların 2.1 milyar lira tutarındaki 164 adedi bölgesel desteklerden, 857 milyon lira tutarındaki 111 adedi genel teşvik uygulamalarından ve 271 milyon lira tutarındaki iki adedi büyük ölçekli yatırım desteklerinden yararlanacağını söyledi.

Bin 141 Kişiye İş İmkanı

“İki adet büyük ölçekli yatırım desteğinden yararlanacak projeler imalat sektöründe olup, bu projelerin incelemeleri tamamlanarak teşvik belgeleri düzenlenmiştir” diyen Bakan Çağlayan, bu iki projede öngörülen istihdamın bin 141 kişi olduğunu ifade etti. Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başvurular yeni teşvik sistemiyle hedefin 12’den vurulduğunu gösterdi, yatırımlara doping etkisi yaptı. Yatırım heyecanını yeniden alevlendirdi.”

Sistem GİTES Çerçevesinde Yenilendi

Yatırım teşvik sisteminin Türkiye’nin diğer makroekonomik politikalarıyla birlikte düşünüldüğünü belirten Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yeni uygulamanın cari açığın düşürülmesi, ülkenin rekabet gücünün artırılması ve sürdürülebilir büyümenin yakalanması hedefleri doğrultusunda Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) ve İhracata Dönük Üretim Stratejisi çerçevesinde yeniden ele alındığının altını çizdi.

%d blogcu bunu beğendi: