Markasını Yurtdışına Açmak İsteyenlere Hibe Desteği!

Türkiye’deki şirketlerin yurtdışında markalaşmasını hedefleyen Turquality programında KOBİ’lere yönelik fırsatlar arttı. Genellikle büyük ölçekli şirketlere verilen desteklerden artık KOBİ’ler de rahatlıkla faydalanabiliyor. Markasını yurtdışına açmak isteyen şirketler için bu konuda altyapı oluşturma amaçlı 5 yıllık danışmanlık desteği söz konusu. 5 yıldan sonra da ihracat yaptığı hedef pazarlara yönelik danışmanlık destekleri devam ediyor. Bu konuda yıllık verilen destek miktarı ise 2 milyon TL’yi buluyor. Turquality araştırmalarıyla öne çıkan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Salim Çam, şirketlerin çoğunun bu desteklerden habersiz olduğuna dikkat çekti. Salim Çam, “Bazı KOBİ’ler bu desteklere ulaşmanın zor olduğunu düşünüyor” ifadesini kullandı.

Şu an 149 firmanın 159 markasının Turquality Destek Programı’ndan yararlandığını aktaran Salim Çam, “Turquality ilk çıkışı perakende sektörü ağırlıklıydı. Şimdi hemen hemen tüm sektörler bu kapsamda. KOBİ‘ler de bu kapsama dâhil edildi. Marka olabilmek için vizyoner kültür gerekir. Bu kültür kodunu yayamazsak dünya çapında marka olmakta zorlanırız. Bu konuda motivasyon sahibi KOBİ’ler için çok sayıda destek ve teşvik bulunuyor” açıklamasında bulundu.

Destekle ilgili yeni tebliğin de yayınlandığını dile getiren Salim Çam, Turquality Programı kapsamında kuruluşların açıldıkları her yeni pazar için aldıkları desteklerden 5 yıl süresince faydalanacaklarını belirtti. Bu tebliğde değişen maddeler ise depolama hizmetlerine ilişkin giderlere teşvik verilecek, yurtdışı fuar desteğinde ülke kriteri aranmayacak, ürün geliştirme konusunda istihdam edilecek mühendis giderleri desteklenecek, ürün teşhir seralarının kira giderleri, desteklenecek, ilaç sektörüne yönelik ruhsatlandırma ve klinik test giderleri desteklenecek ve Firmalar aynı zamanda Türkiye Ticaret Merkezleri ve Küresel Tedarik Zinciri desteklerinden de yararlanabilecek maddeleri oldu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Girişimcilik Kursuna Katıldı Hem İş Sahibi Oldu Hem İş Sahibi Yaptı!

Kadın girişimci 4 çocuk annesi 2 torun sahibi Hülya Gönül, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları ve KOSGEB’de aldığı dikiş, mefruşat ve girişimcilik kurslarının ardından öğrendiklerini hayata geçirerek kendi tekstil atölyesinin patronu oldu.

Hülya Gönül, bugün 100 kadına istihdam sağlıyor. Kadınların iş hayatına atılması gerektiğinin altını çizen Hülya Gönül, “İş hayatına 40 yaşından sonra atıldım, 4 çocuğum 2 torunum var. 3 yıldır atölye sahibiyim. 2 atölyem var. Gelecekte kendi markamı yaratmak isterim. Kendi üretimimi yaratıp, firmalara sunmayı hedefliyorum. ‘Zarif’ markalı ürünler de inşallah olur. Ben burada, elini iğne ve tığ tutmasını bilmeyen kadınlarımıza azimle öğretiyorum. İnanıyorum ki kadın isterse çok şey yapabilir.” Açıklamasında bulunurak hem işinin patronu hem de bir yönden hiç iş bilmeyen kadınları istihdam edip onlara öğretmenlik yaptığına dikkat çekti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Başarılı Girişimcilere Çifte Burs İmkânı!

Türkiye Bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu olarak bilinen TÜBİTAK’ın yeni başlatmış olduğu Bireysel Genç Girişim (BİGG) programının 2017 çağrısı 1. dönem sonuçları açıklandı. 2012 yılından bugüne kadar 557 girişimci hibe desteği ile şirketlerini kurarak fikirlerini hayata geçirmiş oldu. Geçtiğimiz sene Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen “Teknogirişim Sermayesi Desteği” ile birleştirilen Bireysel Genç Girişim programında, 1. aşama sonuçları ile birlikte TÜBİTAK tarafından desteklenen 20 adet uygulayıcı kuruluş girişimcilere eğitim, mentörlük, kuluçka ve müşteri doğrulama desteklerini içerecek şekilde hızlandırıcı hizmet sunuldu.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif ERGİN program ile birlikte Türkiye’deki yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına ve hayata aktarılma konusunda girişimcilere kapsamlı bir destek sunulduğunu ifade etti. Ergin Bireysel Genç Girişim Programının 2. aşamasında TÜBİTAK tarafından başarılı bulunan girişimcilere 150 bin TL’ye kadar sermaye imkânı verileceğini ve girişimcinin isteğine bağlı olarak kendilerine iş rehberi atanacağını söyledi. Bunlara ek olarak da, “Bireysel Genç Girişim Programı desteği alan üstün başarılı girişimcilerin, Türkiye ve İngiltere’nin birlikte yürüttüğü ‘Kâtip Çelebi-Newton Fonu’ çerçevesinde, İngiltere’de İnovasyonun Liderleri Burs (Leaders in Innovation Fellowships) Programından yararlanmaları da sağlanıyor” diye konuştu.

Bireysel genç girişim programı 2017 yılı çağrısı 1. dönemine 20 uygulayıcı kuruluş aracılığı ile 3 bin 327 girişimci farklı iş fikirleri ile başvuru yapıldığını belirten Ergin bunlardan 1457 tanesinin 1. aşama desteği almaya uygun görüldüğünü ifade etti. Bu girişimcilerden 320 tanesi ise 2. aşamaya başvurma onayı aldığı ve 312 tanesinin şartları kabul edilerek panel değerlendirmesine onaylandığını söyledi. Ergin, yapılan panel değerlendirmeleri sonucunda 206 girişimcinin Teknogirişim sermayesi desteği almasına onay verildiğinin aktardı ve ekledi, “Teknogirişim Sermayesi Desteği almaya hak kazanan 206 girişimci, ağustos ve eylül aylarında şirketlerini kurmaları sonucu TÜBİTAK’la sözleşme imzalayarak, 1 Ekim’de iş planlarını gerçekleştirmek için çalışmalarına başlayacak. Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı 1. dönemi kapsamında girişimcilere yaklaşık 30 milyon liralık hibe destek sağlanacak. 2017 ikinci dönem değerlendirme sonuçları 30 Kasım’da açıklanacak.” Açıklamasında bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

KOBİ’ler Türk Ekonomisinin Lokomotif Unsurlarıdır!

Türkiye Bilişim Derneği, Ankara Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Odası tarafından işbirliği ile Sheraton Otel’de ‘1. Kobiler ve Bilişim Kongresi’ düzenlendi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, kongrede yaptığı konuşmada KOBİ’lerin bilişimle, teknolojiyle, Ar-Ge ve inovasyonla buluşmak zorunda olduğunu ifade ederek, “KOBİ’lerimizi yeni sanayi anlayışının gerektirdiği şekilde donatmamız gerekiyor. Her zaman söylüyoruz KOBİ’ler Türk ekonomisinin lokomotif unsurlarıdır diye. Bunu bir adım daha öteye götürürsek KOBİ’ler ekonominin çelik çekirdeğidir diyebiliriz. KOBİ tanımına baktığımızda Türk ekonomisinin aslında bir KOBİ ekonomisi olduğunu da söyleyebiliriz. Türkiye’deki işletmelerin %99’u KOBİ’lerdir. Bu oran Almanya, Fransa, Güney Kore’de de aynıdır. Toplam istihdamın %76’sı katma değerin %54’ü ihracatımızın %60’nı KOBİ’lerin oluşturduğunu biliyoruz. Tüm bu rakamlar bize KOBİ’lerin ihmal edilemeyecek kadar önemli olduğunun kanıtıdır. Ancak Türkiye Bilişim Derneği Başkanımıza biraz serzenişte bulunmak istiyorum. Sayın Başkan salon boş. KOBİ’ler önemli diyoruz ama salon boş” ifadelerini kullandı.

Hiçbir koşulda Türkiye’nin en dinamik ekonomi aktörleri olan KOBİ’leri ihmal etmediklerini ve etmeyeceklerine dikkat çeken Bakan Faruk Özlü, “KOSGEB’in başlattığı 0 faizle işletme kredisi kapsamında 10 Şubat ve 11 Temmuz tarihleri arasında 274 bin 279 işletmemize 6,7 milyar lira destek verdik. Kullanılan kredilerin 1,5 milyar liralık faiz gideri KOSGEB tarafından karşılandı” açıklamasını yaptı.

Geçtiğimiz haftalarda KOSGEB aracılığıyla çok önemli bir destek ve kredi paketinin müjdesini verdiklerini anımsatan Faruk Özlü, “KOBİ gelişim destek programını ve bütçesini daha da genişlettik. Bilanço usulünde defter tutmak kaydıyla orta ve yüksek teknolojili imalat sektöründeki KOBİ’lerimizin tümü 11 Eylül-20 Ekim tarihleri arasında başvurabilirler. Bu destek programı bugün konuştuğumuz KOBİ’ler ve bilişim konusunun tam olarak karşılığıdır. Çünkü biz bu programda bilişim teknolojisi alt yapısını güçlendirmek isteyen KOBİ’lere tam destek sağlıyoruz. Özellikle orta yüksek ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KOBİ’lerimize önemli bir finansman desteği veriyoruz. Sizlerden isteğim KOBİ Gelişim Destek Programını ayrıntılı olarak incelemenizdir. Projelerinizi hazırlayınız ve KOSGEB’e başvurunuzu yapın.” Sözlerini aktardı.

TÜİK tarafından açıklanan bir veriye değinen Faruk Özlü; “Bu veri 2017 yılına ait girişimlerde bilişim teknolojileri kullanım araştırmasının sonuçlarıdır. Bu sonuçlar memnuniyet vericidir. Türkiye’de internet erişimine sahip girişimlerin oranı %96 seviyesine ulaşmıştır. Bu oran geçen yıl %93 olarak belirlenmişti. 2016 yılında girişimlerin %66’sı web sayfasına sahipken 2017 yılında işletmelerin %73’ü web sayfasına sahip olmuştur. Bu büyük bir sıçramadır. 10 ve daha fazla çalışanı olan KOBİ’lerin % 46’sı 2017 yılında sosyal medya uygulamalarını kullandı. Bu oran 2016 yılında %38 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu veriler bize şunu söylemektedir; KOBİ’lerimiz bilişimi seviyorlar, bilişimi benimsiyorlar, bilimin gerektirdiği imkânları kullanıyorlar. Biz bilişimi sadece web sayfasından ve sosyal medyadan ibaret olarak görmüyoruz. Eğer yarınlara dair bir şey konuşacaksak içinde bilişim olmayan dijitalleşme olmayan teknoloji ve bilim olmayan hiçbir şey konuşamayız.” Açıklamasında bulundu.

Türkiye’de 48 milyon kişinin her gün internete bağlandığını, 47 milyon kişinin aktif olarak sosyal medyayı kullandığını söyleyen Faruk Özlü, insanların %95’nin cep telefonu sahibi olduğunu, cep telefonu kullananların %75’inin akıllı telefonları tercih ettiğini, dizüstü ve masaüstü bilgisayar kullanımının ise %51 oranında olduğunu ifade etti. Faruk Özlü, “Tüm bu rakamlar bilginin girdi olarak kullanıldığını, tüm ticari girişimlerin yapısının değiştiğinin kanıtıdır.” dedi.

“2016 yılı verilerine göre ülkemizde bilgi ve iletişim teknolojilerinin toplam pazar hacmi 94,3 milyar liraya ulaşmış durumda” diyen Faruk Özlü, “Sektörün ihracatı ise bir önceki yıla göre %32 artarak 3,1 milyar lira seviyesinde gerçekleşmiştir. İhracatımızın 2 milyar liralık kısmı yazılımdan gelmiştir. Bu rakamlar elbette yeterli değil. 4. Sanayi devriminin hayatımıza girdiğini düşünürsek bilişimde ve yazılımda büyük bir sıçrama yapmak mecburiyetindeyiz. Yeni sanayi devrimini ve anlayışını teknoloji ve bilimin geleceğine dönük bütün hedeflerimizin merkezine koymak zorundayız.” değerlendirmesini yaptı.

Bakan Faruk Özlü, “KOBİ’ler için bilişim ve dijital dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluktur. Dijital ekonomiyle dost olmak barış içinde olmak şart. Türkiye sanayide dijital dönüşümü sağlayacak teknolojik altyapıya sahip bulunuyor. Bugün ithal ettiğimiz birçok ürünü yurt içinde kendimiz üretecek potansiyele girişim gücüne ve teknolojiye sahibiz. Bu nedenle KOBİ’lerimize ‘Türkiye’de yapın desteği kapın’ diyoruz. İthal edilen bir ürünü bir KOBİ ile eşleştirmek istiyoruz. 1000 ürün 1000 KOBİ programı ithal ettiğimiz bin kalem ürünü yerleştirmeyi kapsayan bir projedir. Bu ürünlerin bir defaya mahsus masraflarının tasarımlarını ve Ar-Ge’lerini biz karşılayacağız. İthal ettiğimiz ürünler içinde öyle ürünler var ki bizim yurt içi sanayimiz ve KOBİ’lerimiz bunları rahatlıkla yapabilecek donanıma sahip. KOBİ’lerimizi bu yeni projeye teşvik etmek için özellikle KOSGEB’i imalat sanayine odaklanan bir kurum haline getirmek istiyoruz.” İfadelerini kullandı.

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise KOBİ’lerin, üstlendikleri rol ve ülkeye sağladıkları katkı nedeniyle ekonominin yapı taşları olduğunu, büyüme, refah ve istihdamın artmasında önemli rol oynadıklarını belirtti. Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediğini söyleyen Gürsel Baran, “KOBİ’lerimizin uluslararası rekabette avantajı elde edebilmeleri için dünyadaki değişim ve dönüşüme ayak uydurmaları, işlerini büyütmek, hızlandırmak, verimliliği artırmak için teknolojiden en etkin şekilde yararlanmaları gerekiyor” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de her gün milyonlarca kişinin internete bağlandığına dikkat çeken Gürsel Baran, TÜİK’in 2017 verilerine değinerek, “Bilgisayar ve internet kullanımı 2017 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde %56.6’dan, %66.8’e yükseldi. İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal ve hizmet siparişi veren ya da satın alan 16-74 yaş arası grubundaki bireylerin oranı %24.9 oldu” açıklamasında bulundu. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir ise, Türkiye’nin yeni bir büyüme hikâyesine ihtiyacı olduğunu ve bunun temelinde verimlilik, yenilikçilik ve dijitalleşmenin bulunduğunu aktararak, “İş gücü, sermaye ve toplam faktör verimliliklerini artıramayan bir Türkiye’nin sürdürülebilir bir büyümeyi yakalaması oldukça zor görünmektedir. Ekonomimizin dinamizmi ve aynı zamanda bel kemiği olan KOBİ’lerin yenilikçilik faaliyetleri ve dijitalleşmesi ile birlikte verimlilikleri yükselebilecektir.” Değerlendirmesinde bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Yıllarca Tekstil Fabrikasında Çalıştı Sonra Aldığı Hibeyle Tekstil Atölyesini Açtı!

Kastamonu’da yaşayan lise mezunu 38 yaşındaki Hamide Sekecek, aile bütçesine katkı sağlamak için 21 yıl tekstil fabrikalarında çalıştı. Hamide Sekecek ‘in hayatı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından kendi işini kurmak isteyenlere yönelik açtığı girişimcilik kursu ile tamamen değişti. Kursu başarıyla tamamlayan, ardından KOSGEB‘den 50 bin lirası hibe olmak üzere 150 bin lira kredi almaya hak kazanan iki çocuk annesi Hamide Sekecek, hayalindeki tekstil atölyesini açmayı başardı. İşe 7 kişiyi çalıştırarak başlayan Hamide Sekecek, bugün 83 kişi istihdam ediyor. Sekecek ‘in atölyesinde üretilen ürünler, İtalya ve İspanya’ya da ihraç ediliyor. Yıllarca başkalarının yanında çalıştığını, artık kendisi için bir şeyler yapmak istediğini ifade eden Hamide Sekecek,  “Müşteri bulabilir miyim diye başlarda tedirgin oldum korktum. Bu nedenle çalışırken tanıştığım, İstanbul’da  işiyle uğraşan Aynur Bozkurt’a ortaklık teklif ettim. Onun da kabul etmesiyle Mayıs 2016’da 7 kişiyle işe başladık. Eşim ve ailemden çok büyük destek aldım. Yavaş yavaş çalışan sayısını yükselttik. Çalışanların büyük çoğunluğu kadın. Hepsi ev hanımıydı. Şimdi hepsi işi bilen insanlar. Ayda 200 bin parça bebek kıyafeti üretiyoruz.” Açıklamasında bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Hayalleri İçin Engelini Aşıp Arıcılık Yapmaya Başladı!

Kütahya’da, bedensel engelli 19 yaşındaki genç kız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamındaki “Genç Çiftçi Projesi’nden “ yararlanıp köyüne döndü ve internetten öğrendiği arıcılık işini yapmaya başladı. Parapleji (vücut alt yarısında gelişen felç, kuvvet ve hareket kaybı) hastası Şerife Turgut, ailesiyle kent merkezinde ikamet ederken çeşitli kurumların köye dönüşü teşvik etmek için hayvancılıkla ilgili desteklemelerde bulunduğunu öğrenince, büyükbaş hayvancılık üzerine proje hazırladı. Bu projeyle bir kamu kurumuna başvuran Şerife Turgut, projesi onaylanmamasına karşın merkeze bağlı Karsak köyüne dönüp kendi imkânlarıyla hayvancılık yapan ailesine destek olmaya devam etti.

Şerife Turgut, daha sonra üyesi olduğu Türkiye Sakatlar Derneği Kütahya Şubesi yöneticilerinden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Genç Çiftçi Projesi” kapsamında hibe desteği sağladığını duyunca köyünde arıcılık yapma kararı aldı. Bu kez arıcılıkla ilgili proje hazırlayıp Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne müracaat eden Şerife Turgut, onay aldığı projesi sayesinde temmuz ayında 40 kovan arı sahibi oldu. İnternetten ilgili videolar izleyip, makaleleri okuyan Şerife Turgut, bir dönem arıcılık yapan babasının da desteğiyle kendi işinin sahibi oldu.

Şerife Turgut yaptığı açıklamada, proje başlangıcında arıcılık hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, internetten ve çeşitli kaynaklardan bilgi edindiğini ifade ederek, “Arıcılığa başladığımda herhangi bir bilgim ve tecrübem yoktu. Bu işi yapabilmek için internetten araştırma yaptım, çeşitli videolar izledim. Babamın arıcılık belgesi olduğu için onun tecrübelerinden de faydalandım. Şu an 40 kovan arım var. İlerleyen zamanlarda bu sayıyı 100’ün üzerine çıkarıp, engelli kardeşlerimizin istihdamına katkı sağlamak istiyorum.” dedi. Şerife Turgut, “Engelliler kolay kolay iş bulamıyorlar. Herkes engelli kardeşlerimize iş vermiyor. Ben de böylelikle iş arayan değil, işveren olmak istiyorum. İlerleyen dönemlerde ülke istihdamına katkı sağlamayı hedefliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Özel bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Ahmet Turgut da kızı Şerife’nin arıcılığa başladıktan sonra, engeli ve rahatsızlığına bağlı yaşadığı moralsizlikten büyük ölçüde kurtulduğunu belirtti. Ailece kızının moralini düzeltmek için çok uğraştıklarını söyleyen Ahmet Turgut, “Kızım arıcılık sayesinde daha mutlu oldu, bu işi çok sevdi. Kızımın bu gayreti beni çok gururlandırıyor. Her zaman kızımızın destekçisi olduk, bundan sonra da bize ihtiyaç duyduğu her anında yanında olmaya devam edeceğiz. Kızımın bu işte başarılı olması için gerekli her şartı sunduk sunmaya da devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Türkiye Sakatlar Derneği Şube Başkanı Hatice Yakar ise projeyle engelleri aşan Şerife Turgut’u tebrik ettiğini söyleyerek, bu azmin bütün engellilere örnek olması temennisinde bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Hibe Alarak Kazandığı Parayla Çocuklarını Okutuyor!

Van’ın Gevaş ilçesinde devletten aldığı hibeyle arıcılık yapmaya başlayan Remziye Canbey, yılda ortalama 3 ton bal üretip satıyor. Gevaş ilçesinde yaşayan 8 çocuk annesi Remziye Canbey, Van Gölü kıyısında özenle yetiştirdiği arılardan elde ettiği balı, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerine göndererek ailesinin geçimine büyük katkı sağlıyor. Girişimci Remziye Canbey, eşinden öğrendiği arıcılık mesleğini geliştirmek ve üretim kapasitesini artırmak için hazırladığı projeyi “Arıcılık IPARD I” programı kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na sundu. 86 bin 817 liralık projesi incelemelerin ardından kabul edilen ve 43 bin 408 lira hibe alma hakkı elde eden Remziye Canbey, arı kovanları ve donanım satın alarak üretim yapmaya başladı. Mesleğe başlamasında kendisine destek veren eşiyle bitki varlığının geniş olduğu bölgede arıcılık yapan Remziye Canbey, yılda 3 ton bal satıyor.

Remziye Canbey, arıcılık mesleğini geliştirmek için proje hazırlayarak TKDK‘ya sunduğunu belirtti. Arıcılığı çok sevdiğini ve bir şey üretebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen 8 çocuk annesi Remziye Canbey, oğullarından 2’sinin üniversite ve birinin lisede okuduğunu, okul masraflarını bal satarak karşıladığını anlattı. Tüm varlığının beslediği arılar olduğunu ifade eden Remziye Canbey, “Çalışmayı çok seviyorum ve bu işi bırakmayı düşünmüyorum. Eşim de bu konuda bana çok büyük destek veriyor. Allah TKDK’dan razı olsun. Projemizi kabul ederek bize destek verdiler. Kurduğum işten kazandığım parayla çocuklarımı okutuyorum. Onları geleceğe hazırlıyorum.” Açıklamasını yaptı.

Ben evde oturan diğer kadınlara da evlerinden çıkarak çalışma hayatına atılmalarını tavsiye ediyorum. Bu konuda devletimiz de çok büyük destek imkânları sunuyor. Onların da bu desteklerden faydalanarak kendi işlerini kurmalarını, üretim yapmalarını istiyorum.” Dedi. Remziye Canbey ‘in eşi Necmettin Canbey de “Bizim bölgemizde bazı insanlara, bayanların erkek işlerinde çalışması farklı geliyor ama ben böyle düşünmüyorum. Böyle fikirlere de kesinlikle karşıyım. Çalışmada erkeklerle kadınlar arasında bir fark görmüyorum. Kadınlar da bu konuda çok başarılı. Evde oturan diğer kadınlara da kendi işlerini kurmalarını tavsiye ediyorum. Eşimle aynıyız, farkımız yok. Evde de arıcılıkta da tarlada da eşimle birlikte çalışıyoruz. Aramızda bir ayrım yok. En büyük destekçim eşim.” Diyerek eşiyle gurur duyduğunu ve onu hep destekleyeceğini ifade etti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr