Buğday Çimi Suyu İle İnsana Dev Hizmet!

KOSGEB desteği ve Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkıları ile kadın girişimci Simge Okan’ın Simge Organik adı ve Smootox markasıyla kurduğu işletmenin Uzunköprü’de Elit Ticaret Merkezinde açılışı yapıldı. İşletme, insan sağlığına sayısız pozitif ürün sunacak.

Kadın girişimci Simge Okan’ın Simge Organik adı ve Smootox markasıyla kurduğu işletme Uzunköprü’de Elit Ticaret Merkezinde açıldı. Açılışa katılan heyet kurdeleyi keserek işletmenin hayırlı olmasını dilediler. Smootox – Simge Organik işletme sahibi Simge Okan, Buğday ve Arpa Çimi Sularının faydaları hakkında misafirlerini bilgilendirdi. Açılışta konuşan UTSO Başkanı Ercan İhtiyar, KOSGEB Edirne il Müdürü Veysel Vural, UTSO Kadın Girişimcileri Başkanı Seval Gemici ve Yönetim Kurulu Üyeleri, UTSO Meclis Üyesi Selma İhtiyar ve misafirler hazır bulundu. UTSO Başkanı Ercan İhtiyar, açılış konuşmasında “Uzunköprü’de girişimci bayanlara KOSGEB vasıtası ile her zaman destek verdiklerinin altını çizerek bu işletmenin ilçemiz için hayırlı olmasını dilerim” ifadelerini kullandı. İşletme sahibi Simge Okan, tesiste buğday ve arpa çimi sularının topraksız tarım uygulaması ile üretildiğini ve insan vücuduna faydalı vitaminler bulundurduğunu söyledi.

KOSGEB Müdürü Veysel Vural, “Kurum olarak genç girişimcileri desteklediklerini söyleyerek bu konuda bizlere destek veren UTSO yönetimine teşekkür ederim” açıklamasını yaptı. Simge Okan; “Buğday ve Arpa Çimi suları topraksız tarım uygulaması ile üretilmekte olup, insan vücuduna faydalı vitaminler barındırdığını belirtmiştir. Çim suları hem antioksidandır, hem de kan basıncına etki eder ve tansiyonu dengeler. Aynı zamanda kan şekerini dengeler, kanı tazeler, karaciğeri temizler ve yaraların iyileşme sürecini hızlandırır” şeklinde bilgilendirme yaptı. Satışlarının şimdilik sadece http://www.simgeorganik.com.tr İnternet siteleri üzerinden gerçekleştirdiklerini söyleyen Simge Okan, Smootox Çim sularının, sade olarak tüketilebildiği gibi, su, meyve suyu, limon gibi malzemeler ile karıştırılarak tüketilebileceğini belirterek “Derin Dondurulmuş Buğday Çimi Suyu, ilk siparişle birlikte özel strafor kutusu içinde, buz aküleri ile teslim edilmektedir” ifadelerini kullandı. Simge Okan, kendilerine ulaşmak ve bilgi almak isteyenlerin web siteleri http://www.simgeorganik.com.tr üzerinden irtibata geçebileceklerini aktardı.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Girişimcilik Kursuna Katıldı Hem İş Sahibi Oldu Hem İş Sahibi Yaptı!

Kadın girişimci 4 çocuk annesi 2 torun sahibi Hülya Gönül, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları ve KOSGEB’de aldığı dikiş, mefruşat ve girişimcilik kurslarının ardından öğrendiklerini hayata geçirerek kendi tekstil atölyesinin patronu oldu.

Hülya Gönül, bugün 100 kadına istihdam sağlıyor. Kadınların iş hayatına atılması gerektiğinin altını çizen Hülya Gönül, “İş hayatına 40 yaşından sonra atıldım, 4 çocuğum 2 torunum var. 3 yıldır atölye sahibiyim. 2 atölyem var. Gelecekte kendi markamı yaratmak isterim. Kendi üretimimi yaratıp, firmalara sunmayı hedefliyorum. ‘Zarif’ markalı ürünler de inşallah olur. Ben burada, elini iğne ve tığ tutmasını bilmeyen kadınlarımıza azimle öğretiyorum. İnanıyorum ki kadın isterse çok şey yapabilir.” Açıklamasında bulunurak hem işinin patronu hem de bir yönden hiç iş bilmeyen kadınları istihdam edip onlara öğretmenlik yaptığına dikkat çekti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Girişimciliğin Yanında Sosyal Sorumluluk Sınırlarını Zorladı Ezber Bozdu!

Anne sütünü cevhere dönüştürerek kolye üretimi yapan Tasarımcı Ayşe Abuşoğlu, kültürümüzde anneye, anne sütüne ve bebeklerin kesilen ilk saçlarına önem verildiğine dikkat çekerek, “Bu saçlar kesilir ve genellikle de saklanır. Aslında bütün bu düşünceler bugün yaptığım işin temel düşünsel süreçlerini oluşturdu. Anne sütü ve bebek saçlarının nasıl saklanabileceğini sonrasında da bunların nasıl maddi bir hatıraya dönüşebileceği üzerine düşünmeye başladım.” İfadelerini kullandı. Tasarımları ve girişimcilik yolculuğunu anlatan Tyana Tasarım’ın kurucusu Ayşe Abuşoğlu, çocuğu doğduktan sonra anne sütü ve bebek arasındaki mucizevi ilişkiyi gördüğünü, bunun kendisini çok etkilediğini aktardı. Anne sütü ve bebek saçlarının nasıl saklanabileceğini, sonrasında da bunların nasıl maddi bir hatıraya dönüşebileceği üzerine düşünmeye başladığını söyleyen Ayşe Abuşoğlu, şöyle devam etti: “Bu düşünce beni daha fazla araştırmaya itti. Sonunda bu tür tasarımların dünyada bir tek kadın tarafından yapıldığı sonucuna ulaştım.

Türkiye’de bu tür bir işlem ve tasarım yapılmıyordu. Kendisiyle iletişime geçmeye ve ürün yaptırmaya karar verdiysem de bunda başarılı olamadım. Anne sütünün taşlaştırılması konusunda da herhangi bir formüle ulaşamamıştım. İşte o dönem, ‘Ben kendimi tanıyorsam, bunu kendi kendime yaparım.’ diye düşündüm. Hatta bunun formülünü diğer annelerle de paylaşabileceğim umudunu besledim. Eşimin tabiriyle ‘Küçük esnaflık’ maceram böylece başlamış oldu. Ayşe Abuşoğlu, kendini “fikri bulan” kişi olarak görmediğini dile getirerek, ortalama bir yıl kadar anne sütünü cevhere dönüştürmek için çalışmalar yaptığını ifade etti. Denemeleri sonucunda anne sütünü cevhere dönüştürüp, bebek saçını da bu tasarımlara eklemeyi başardığını söyleyen Ayşe Abuşoğlu, “Sütü birtakım kimyasal işlemlerden geçiriyorum. Aşama aşama devam eden bu işlemler 15-20 gün sürüyor. Sonrasında da bebek saçı yerleştirme ve kaplama işlemlerini uyguluyorum. Tabii anne sütünü cevhere dönüştürmekle işim bitmedi. Sonrasında bunları yerleştireceğim takıları da temin etmem gerekti. Bu nedenle ilk iş seyahatimi İstanbul’a Kapalıçarşı’ya gelerek yaptım.” Açıklamasında bulundu. Tasarımcı Ayşe Abuşoğlu, İstanbul’daki işlerini tamamladıktan sonra eve döndüğünde eşinin sürpriziyle karşılaştığını söyleyerek, “Eşim 6 metrekarelik çalışma odamın kapısına genel müdür, muhasebeci, laboratuvar ve depo ifadelerinin yer aldığı tabelalar yaptırmıştı.” Sözlerini kullandı.

Evindeki olanaklar elverdiğince kendi fotoğraf stüdyosunu kurduğunu aktaran Ayşe Abuşoğlu, çay tepsisi, doğadan topladığı taşlar ve fotoğraf makinesiyle kendi kişisel stüdyosunu kurduğunu ifade etti. Ayşe Abuşoğlu, tüm bu süreçler sonunda kişisel çabalarının kendisine önemli değerler kattığını ifade ederek, “Anladım ki mazeretler insanın gözünü hedeften ayırdığı anda gördüğü şeylermiş. Genelde bu tür üretimlere hobi olarak başlanıyor. Bankacılık ve devlet memurluğunda toplam 8 yıllık bir deneyimim vardı. Bu işimden ayrıldım ve girişimci olmaya karar verdim. KOSGEB‘in girişimcilik kursuna katıldım ve sonrasında resmi olarak işletmemi kurdum. Bu sayede girişimciliğin zorlu ama güzel yönünün farkına vardım.” Açıklamasında bulundu. Girişimcilik serüveninin herkese örnek olabileceğini söyleyen Ayşe Abuşoğlu, “Sınırlarını zorla, ezber boz” sloganıyla hareket ettiğini belirtti.

Abuşoğlu, sürekli gelişmeye ve yenilenmeye çalıştığına dikkat çekerek, ” ‘Türkiye de ilk defa anne sütü ve bebek saçından kolye yapmak yetmez.’ dedim. Kolye satın alan bütün annelerin ve bebeklerinin adına TEMA Vakfı’ndan bir fidan bağışı gerçekleştirmeye başladım. Böyle bir uygulamayı hayata geçirdiğim için kendimle gurur duyuyorum. Bu uygulama ile sadece ülkemize değil dünyamıza faydalı bir iş yaptığımı ve bebeklerinin adına dikilmiş bir fidan sertifikası hediyesi alan anne babalar içinde büyük bir sürpriz ve mutluluk oldu.” Açıklamasında bulundu. Yaptığı takıların endüstriyel tasarımlar olmadığını hatırlatan Ayşe Abuşoğlu, kişiye özel bu hediyelerin yapımının bu nedenle biraz zaman aldığını söyledi. Abuşoğlu, sosyal medya üzerinden kendisine çok sayıda sipariş geldiği bilgisini vererek, model ve tasarım konusunda annelerle fikir alışverişinde bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanından kargoyla gelen anne sütlerinin belirlenen süre içinde tasarıma dönüştüğünü dile getiren Ayşe Abuşoğlu, olumlu geri dönüşlerin kendisini çok mutlu ettiğini açıklamalarına ekledi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Kadın Girişimci Aldığı Hibeyle Mermer Patlatma Atölyesi Açtı!

Afyonkarahisar’da kadın girişimci Semra Elmas’ın mermer atıklarından patlatma yöntemiyle ürettiği dekoratif paneller, başta ABD, Fransa ve Hollanda olmak üzere birçok ülkede rağbet görüyor. Mermerciliğiyle ünlü Afyonkarahisar’da daha önce 15 yıl sektörde işçi olarak çalışan 34 yaşındaki Semra Elmas, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığınca açılan girişimcilik kursuna başvuru yaptı. Eğitimini başarıyla tamamlayan Semra Elmas, aldığı 50 bin liralık hibe desteğiyle hayalini kurduğu işletmeyi açtı. Eşinin de desteğiyle kısa sürede başarıya ulaşan Semra Elmas’ın 13 kişiyi istihdam ettiği işletmesinde üretilen ürünler, ihracatçı firmalar aracılığıyla yurt dışına gönderiliyor.

Semra Elmas yaptığı açıklamada, mesleki tecrübesinin girişimcilik konusunda cesaretini artırdığını ifade etti. Mermer mozaik patlatma alanında kendisine güvendiğini söyleyen Semra Elmas, “İnsan iyi bildiği ve severek yaptığı işte mutlaka başarılı olur. Ben de mesleki tecrübemle başarıya ulaştım.” İfadelerini kullandı. Eşinin daima kendisine destek verdiğini söyleyen Semra Elmas, “Kendi işletmemi açtığımda hiç zorlanmadım. Zaten 2001 yılından beri mermer fabrikalarında işçi olarak çalışıyordum. 2016’da işletme sahibi oldum. Bu iş benim yaptığım, bildiğim bir iş. Farklı bir meslekte başarılı olacağımı düşünmüyorum. Severek yaptığım bir iş olduğu için bana zor gelmiyor. Fabrikalardan mermer atıklarını alıyoruz. Onları burada istediğimiz ebatlarda kesiyoruz. Sonrasında makine ile patlatıp, diziyor, dekoratif panel haline getiriyoruz.” Açıklamasında bulundu.

Elmas, ürettikleri mermer mozaik patlatma panellerin, inşaatlarda iç ve dış cephe dekorasyonunda kullanıldığını belirtti. İşletmeyi ilk kurduklarında 5-6 kişi olduklarını, 15 ay gibi kısa bir süre sonra 13 kişiyi istihdam ettiklerini söyleyen Semra Elmas,  “Tekrar destek alabilirsem, hedefim istihdam sayısını 20-25’e çıkarmak. İlk etapta yeni makineler almayı düşünüyorum. Çalışan işçilerimizin yarısı bayan. Kadın istihdamına önem veriyoruz. Üretimimizin tamamına yakını yurt dışına ihraç ediliyor. Başta ABD, Fransa ve Hollanda olmak üzere birçok ülkeye mal gönderiyoruz. Bu ihracatı Denizli ve İzmir’deki aracı firmalar kanalıyla yapıyoruz.” Sözlerini aktardı. Semra Elmas, ilerleyen dönemde daha küçük mermer atıklarından tablo ve madalyon desenleri oluşturmayı hedeflediğini söyledi. Mevlüt Elmas da eşinin meslekte tecrübesine güvendiğini ve her zaman destekçisi olduğunu belirtti. KOSGEB desteğiyle kurdukları işletmeyi daha da büyütmeyi planladıklarına dikkat çeken Mevlüt Elmas, istihdamı arttırarak daha küçük ölçekli dekoratif mozaikler yapacaklarının sinyallerini verdi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Yıllarca Tekstil Fabrikasında Çalıştı Sonra Aldığı Hibeyle Tekstil Atölyesini Açtı!

Kastamonu’da yaşayan lise mezunu 38 yaşındaki Hamide Sekecek, aile bütçesine katkı sağlamak için 21 yıl tekstil fabrikalarında çalıştı. Hamide Sekecek ‘in hayatı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından kendi işini kurmak isteyenlere yönelik açtığı girişimcilik kursu ile tamamen değişti. Kursu başarıyla tamamlayan, ardından KOSGEB‘den 50 bin lirası hibe olmak üzere 150 bin lira kredi almaya hak kazanan iki çocuk annesi Hamide Sekecek, hayalindeki tekstil atölyesini açmayı başardı. İşe 7 kişiyi çalıştırarak başlayan Hamide Sekecek, bugün 83 kişi istihdam ediyor. Sekecek ‘in atölyesinde üretilen ürünler, İtalya ve İspanya’ya da ihraç ediliyor. Yıllarca başkalarının yanında çalıştığını, artık kendisi için bir şeyler yapmak istediğini ifade eden Hamide Sekecek,  “Müşteri bulabilir miyim diye başlarda tedirgin oldum korktum. Bu nedenle çalışırken tanıştığım, İstanbul’da  işiyle uğraşan Aynur Bozkurt’a ortaklık teklif ettim. Onun da kabul etmesiyle Mayıs 2016’da 7 kişiyle işe başladık. Eşim ve ailemden çok büyük destek aldım. Yavaş yavaş çalışan sayısını yükselttik. Çalışanların büyük çoğunluğu kadın. Hepsi ev hanımıydı. Şimdi hepsi işi bilen insanlar. Ayda 200 bin parça bebek kıyafeti üretiyoruz.” Açıklamasında bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Hayalleri İçin Engelini Aşıp Arıcılık Yapmaya Başladı!

Kütahya’da, bedensel engelli 19 yaşındaki genç kız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamındaki “Genç Çiftçi Projesi’nden “ yararlanıp köyüne döndü ve internetten öğrendiği arıcılık işini yapmaya başladı. Parapleji (vücut alt yarısında gelişen felç, kuvvet ve hareket kaybı) hastası Şerife Turgut, ailesiyle kent merkezinde ikamet ederken çeşitli kurumların köye dönüşü teşvik etmek için hayvancılıkla ilgili desteklemelerde bulunduğunu öğrenince, büyükbaş hayvancılık üzerine proje hazırladı. Bu projeyle bir kamu kurumuna başvuran Şerife Turgut, projesi onaylanmamasına karşın merkeze bağlı Karsak köyüne dönüp kendi imkânlarıyla hayvancılık yapan ailesine destek olmaya devam etti.

Şerife Turgut, daha sonra üyesi olduğu Türkiye Sakatlar Derneği Kütahya Şubesi yöneticilerinden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Genç Çiftçi Projesi” kapsamında hibe desteği sağladığını duyunca köyünde arıcılık yapma kararı aldı. Bu kez arıcılıkla ilgili proje hazırlayıp Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne müracaat eden Şerife Turgut, onay aldığı projesi sayesinde temmuz ayında 40 kovan arı sahibi oldu. İnternetten ilgili videolar izleyip, makaleleri okuyan Şerife Turgut, bir dönem arıcılık yapan babasının da desteğiyle kendi işinin sahibi oldu.

Şerife Turgut yaptığı açıklamada, proje başlangıcında arıcılık hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, internetten ve çeşitli kaynaklardan bilgi edindiğini ifade ederek, “Arıcılığa başladığımda herhangi bir bilgim ve tecrübem yoktu. Bu işi yapabilmek için internetten araştırma yaptım, çeşitli videolar izledim. Babamın arıcılık belgesi olduğu için onun tecrübelerinden de faydalandım. Şu an 40 kovan arım var. İlerleyen zamanlarda bu sayıyı 100’ün üzerine çıkarıp, engelli kardeşlerimizin istihdamına katkı sağlamak istiyorum.” dedi. Şerife Turgut, “Engelliler kolay kolay iş bulamıyorlar. Herkes engelli kardeşlerimize iş vermiyor. Ben de böylelikle iş arayan değil, işveren olmak istiyorum. İlerleyen dönemlerde ülke istihdamına katkı sağlamayı hedefliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Özel bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Ahmet Turgut da kızı Şerife’nin arıcılığa başladıktan sonra, engeli ve rahatsızlığına bağlı yaşadığı moralsizlikten büyük ölçüde kurtulduğunu belirtti. Ailece kızının moralini düzeltmek için çok uğraştıklarını söyleyen Ahmet Turgut, “Kızım arıcılık sayesinde daha mutlu oldu, bu işi çok sevdi. Kızımın bu gayreti beni çok gururlandırıyor. Her zaman kızımızın destekçisi olduk, bundan sonra da bize ihtiyaç duyduğu her anında yanında olmaya devam edeceğiz. Kızımın bu işte başarılı olması için gerekli her şartı sunduk sunmaya da devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Türkiye Sakatlar Derneği Şube Başkanı Hatice Yakar ise projeyle engelleri aşan Şerife Turgut’u tebrik ettiğini söyleyerek, bu azmin bütün engellilere örnek olması temennisinde bulundu.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Hibe Alarak Kazandığı Parayla Çocuklarını Okutuyor!

Van’ın Gevaş ilçesinde devletten aldığı hibeyle arıcılık yapmaya başlayan Remziye Canbey, yılda ortalama 3 ton bal üretip satıyor. Gevaş ilçesinde yaşayan 8 çocuk annesi Remziye Canbey, Van Gölü kıyısında özenle yetiştirdiği arılardan elde ettiği balı, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerine göndererek ailesinin geçimine büyük katkı sağlıyor. Girişimci Remziye Canbey, eşinden öğrendiği arıcılık mesleğini geliştirmek ve üretim kapasitesini artırmak için hazırladığı projeyi “Arıcılık IPARD I” programı kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na sundu. 86 bin 817 liralık projesi incelemelerin ardından kabul edilen ve 43 bin 408 lira hibe alma hakkı elde eden Remziye Canbey, arı kovanları ve donanım satın alarak üretim yapmaya başladı. Mesleğe başlamasında kendisine destek veren eşiyle bitki varlığının geniş olduğu bölgede arıcılık yapan Remziye Canbey, yılda 3 ton bal satıyor.

Remziye Canbey, arıcılık mesleğini geliştirmek için proje hazırlayarak TKDK‘ya sunduğunu belirtti. Arıcılığı çok sevdiğini ve bir şey üretebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen 8 çocuk annesi Remziye Canbey, oğullarından 2’sinin üniversite ve birinin lisede okuduğunu, okul masraflarını bal satarak karşıladığını anlattı. Tüm varlığının beslediği arılar olduğunu ifade eden Remziye Canbey, “Çalışmayı çok seviyorum ve bu işi bırakmayı düşünmüyorum. Eşim de bu konuda bana çok büyük destek veriyor. Allah TKDK’dan razı olsun. Projemizi kabul ederek bize destek verdiler. Kurduğum işten kazandığım parayla çocuklarımı okutuyorum. Onları geleceğe hazırlıyorum.” Açıklamasını yaptı.

Ben evde oturan diğer kadınlara da evlerinden çıkarak çalışma hayatına atılmalarını tavsiye ediyorum. Bu konuda devletimiz de çok büyük destek imkânları sunuyor. Onların da bu desteklerden faydalanarak kendi işlerini kurmalarını, üretim yapmalarını istiyorum.” Dedi. Remziye Canbey ‘in eşi Necmettin Canbey de “Bizim bölgemizde bazı insanlara, bayanların erkek işlerinde çalışması farklı geliyor ama ben böyle düşünmüyorum. Böyle fikirlere de kesinlikle karşıyım. Çalışmada erkeklerle kadınlar arasında bir fark görmüyorum. Kadınlar da bu konuda çok başarılı. Evde oturan diğer kadınlara da kendi işlerini kurmalarını tavsiye ediyorum. Eşimle aynıyız, farkımız yok. Evde de arıcılıkta da tarlada da eşimle birlikte çalışıyoruz. Aramızda bir ayrım yok. En büyük destekçim eşim.” Diyerek eşiyle gurur duyduğunu ve onu hep destekleyeceğini ifade etti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr