KOSGEB Desteği İle Geçmişi Artık Geleceği

Tekirdağ’lı Gülseren Gürkanlar, çocukluğundan bu yana biriktirdiği eski eşyalarından oluşan evini, KOSGEB desteğiyle “müze pansiyona” dönüştürdü. Eski eşyalarla süslü evini müzeye dönüştürme hayalini gerçekleştirmek için çalışmalar yapan 60 yaşındaki Gülseren Gürkanlar, evini ziyaret eden eski Kültür ve Turizm İl Müdürü Mehmet Altaş’ın yönlendirmesiyle önce Trakya Kalkınma Ajansı’na daha sonra da KOSGEB’e başvuru yaptı. Müracaatının kabul edilmesinin ardından iki aylık bir eğitim alan Gülseren Gürkanlar, evini “müze pansiyon” yaparak hizmet vermeye başladı. Bir süre sonra pansiyona kahvaltı salonu da ilave eden Gülseren Gürkanlar, yöresel ürünlerden oluşan eşsiz bir sunum yaptığı müşterilerini asırlık eşyalar arasında adeta tarih yolculuğuna çıkarıyor. İşletmeci Gülseren Gürkanlar,  çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

Müzeye çevirdiği evinde sergilediği eşyaların birçoğunun kendisine ait olduğunu, bazılarının ise dostları tarafından hediye edildiğini söyleyen Gülseren Gürkanlar, “5 yıl önce evimi KOSGEB desteğiyle iş yerine dönüştürdüm. Çocukluğumdan beri eski eşyalara ilgi ve merakım vardı. Hatıraları yaşanmışlığı seviyorum. Bütün eşyalarda bir yaşanmışlık var ve ben hepsinin üzerindeki yaşanmışlığı silmeden saklamak istiyorum. Ben bu eşyaları kollamak, onları uzun yıllar daha sergilemek istiyorum,” diyerek açıklamada bulundu.

Çalışmayı ve üretmeyi sevdiğini belirten Gülseren Gürkanlar, “Eşyalar daha çok Trakya yöresine aitken burası duyulmaya başladıktan sonra Türkiye’nin her yerinden gelen misafirler eşya getirmeye başladı. O yüzden bu yörenin dışında da eşyalar olmaya başladı. Anadolu, Karadeniz ve Ege yörelerine ait eşyalar da mevcut burada. Mevcut eşyalarla çok farklı kültürler oluşmaya başladı,” sözlerini kullandı. Gülseren Gürkanlar, farklı bir konsept olması için bu tarz bir işletme açmayı düşündüğünü ve bunu KOSGEB desteğiyle başardığını ifade etti, “Buralara farklı bir canlılık getirmek istedim. Gelen ziyaretçiler de burayı çok beğeniyor. İnsanların geri dönüşleri çok olumlu oluyor. Burası duyuldukça Türkiye’nin her yerinden insanlar gelmeye başladı,” diye konuştu.

Pansiyonda bulunan eşyaların kendisi için manevi değerlerinin büyük olduğunu söyleyen Gülseren Gürkanlar, “Kitre bebekleri de 5 yıl önce katıldığım bir kursta kendim yaptım. Hem para hem de güzel bir beceri elde ettim. Şimdi bebekleri burada sergiliyorum ve yöre halkının yaşantısını, geçmiş kültürünü insanların beğenisine sunuyorum. Zamanla bu alanda da kendimi geliştirdim ve çok sayıda kitre bebeğimiz oldu. Evimde 200 yıllık Kur’an-ı Kerim, Süleyman Demirel’in meclis kürsüsünde konuştuğu mikrofon, türkücü Muzaffer Akgün’ün sahne kıyafeti de bulunuyor,” Gülseren Gürkanlar, “Türkiye’nin her yerinden gelen misafirler eşya getirmeye başladı. O yüzden bu yörenin dışında da eşyalar olmaya başladı. Anadolu, Karadeniz ve Ege yörelerine ait eşyalar da bulunuyor burada. Burada bulunan eşyalarla çok farklı kültürler oluşmaya başladı,” dedi iş yerinin farklı konseptiyle büyük ilgi uyandırdığımı belirtti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

KOSGEB Hibesiyle İmalathane Açtı Eşinin Bile Patronu Oldu!

Kilis’te devletten aldığı destekle kendi işini kuran Meral Dama, açtığı pasta imalathanesi ve pastanede eşinin yanı sıra 34 kişiye istihdam sağlıyor. Uzun yıllar Kütahya’da yaşayan ve eşinin işlerinin kötüye gitmesiyle memleketleri Kilis’e dönme kararı alan 2 çocuk annesi Meral Dama, İŞKUR tarafından düzenlenen KOSGEB Girişimcilik kursuna katıldı. 70 saatlik mesleki eğitim kursunun bitirip iş yaşamına atılan ve aldığı krediyle pastane açan Meral Dama, başarılı çalışmalarıyla tüm kadınlara örnek oldu. Kısa sürede hayallerini gerçekleştiren Meral Dama, kendi ayakları üzerinde durmanın ekonomik özgürlüğünü kazanmanın mutluluğunu yaşıyor.

İşletmeci Meral Dama, Kilis’e gelmelerinin ardından iş aramaya başladıklarını, eşiyle iş aramaya çıktıkları bir gün gördükleri dükkânın dikkatlerini çektiğini ve oraya pastane kurmaya karar verdiklerini ifade etti. Meral Dama, “Yaptığım araştırmalar sonucunda KOSGEB’in kadın girişimcileri desteklediği bir projesi olduğunu öğrendim ve başvurumu yaptım. Kurslarına katılarak aldığım destekle kendi iş yerimi açtım. İlk geldiğimde burası küçücük bir dükkândı. Zamanla kazandıkça geliştirdik, büyüttük. Elimizden geldiği kadarıyla her gün daha da büyütmeye çalışıyoruz. Küçücük bir işletme iken şu anda 36 kişi ile birlikte çalışıyoruz. Biraz işler iyiye gidince önce ikinci katı aldık, daha sonra arka taraftaki iş yerlerini bünyemize kattık. Şu anda imalathanemiz sığmadığı için onu da başka bir binanın altına taşıdık. Kadın girişimci olarak devletimizin desteğiyle eşimin de işimin de patronu oldum,” sözleriyle düşüncelerini ifade etti.

Küçük bir işletmeyken şu anda zincirleşmeye doğru devam ettiklerini belirten Meral Dama, tüm kadınlara da tavsiyelerde bulunarak, kadınların ilk önce kendisine güvenmesi, yapacağı işin ne olduğunu bilmesi ve devletin verdiği desteklerden mutlaka yararlanması gerektiğini ifade etti. Açtıkları iş yeriyle bölgedeki önemli bir ihtiyacı gidermenin yanı sıra istihdama da katkı sağladıklarına dikkat çeken Meral Dama, “Pastanede eşimin yanı sıra 34 kişi çalışıyor.” dedi. KOSGEB İl Müdürü Murat Küçükoğlu da kurum olarak Girişimcilik Destek Programı kapsamında girişimci adaylarına 50 bin liraya kadar hibe, geri ödemeli olarak da 100 bin lira destek imkânı sunduklarını söyledi. Girişimcilik programları sonrası kurulan işletme sayısının her geçen gün daha da arttığını belirtti Murat Küçükoğlu, “Bu tür işletmeleri görünce tarifi imkânsız bir memnuniyet duygusu yaşıyor ve gururlanıyoruz, çünkü ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar,” diyerek girişimcilerin başarılarından gurur duyduklarını belirtti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Hem Para Kazanıyor Hem Eğleniyor!

Iğdır’da yaşayan Mustafa Dilovan, 6 yıl önce ilgisini çekerek satın aldığı tavşanları hobi amacıyla büyütmeye başladı. Bir süre sonra tavşanlara olan ilgisini artırıp evinin yanında bulunan alanı briketlerle inşa ederek tavşanların üremelerini sağlayan bir alana haline getirdi. Mustafa Dilovan, zaman içinde yetiştirdiği tavşanları satarak geçimini bu işten sağlamaya başladı. Tavşanları ilk başta bir çocuğun sattığı 2 tavşanı çok beğenince hobi amacıyla alarak beslemeye başladı. Yaşadığı bölgede bakkallık yapan Mustafa Dilovan, bir süre sonra beslediği tavşanlar hızla üremeye başlayınca bakkalının yanındaki boş alanı tavşanlara tanzim etti. Burada tavşanların beslenmeleri ve barınmalarını sağlamak için özel bölmeler yapan Mustafa Dilovan, tavşanların sayısının yaklaşık 300’e ulaşmasını sağlayarak ilkel yöntemlerle tasarladığı mekânı bir “tavşan yetiştirme alanına” dönüştürdü.

Önceleri çevresinin olumsuz eleştiriler aldığını söyleyen Mustafa Dilovan, söylenenlere aldırış etmeden tavşanların günlük bakımını yapıp birçok farklı bölgeye satışını yapmayı sürdürdü. Tavşanlarla ilgilenmenin stres atmak için iyi bir yöntem olduğunu söyleyen Mustafa Dilovan,  hayvanlarla ilgilenmenin kendisini psikolojik olarak rahatlattığını ifade etti. Günlük hayatta yaşadığı streslerin önüne tavşanlarla uğraşarak geçtiğini aktaran Mustafa Dilovan, “Bir çocuk kapıma iki tavşan getirdi, Allah’ın takdiri işte bende dışarıdaydım, sanki bir ilaç gibi elime geçti tavşanlar. Bakıcılık yaptım, yetiştirdim derken iki üç sene içinde 100’ü buldu sayıları, ilaç gibi geldi bana.” Açıklamasında bulundu. Tavşanlarla bir çocukla ilgilenir gibi ilgilendiğini ifade eden Mustafa Dilovan, “Yaklaşık 6 yıldır besliyorum, üreyen bir hayvan, neredeyse bini aşacak sayıya ulaştı, yerim müsait olmadığı için şimdilik bu şekilde idare ediyorum. Bu tavşanlar benim için hobi oldu, stresimi giderdim. Dışkılarını çiçekçilere ve aktarlara veriyorum. Tüyü de çok kıymetli, kilogramı 60 dolara satılıyormuş, ben kırkmıyorum, kırkıp tekstilcilere başvursam daha fazla gelir elde edebilirim,” ifadelerini kullandı.

Mustafa Dilovan, tavşanların yıl içinde çok sayıda üremelerinden dolayı kısa sürede binlerce tavşan üreyebileceğini, bu sayede daha geniş bir kitleye hitap edilebileceğini ve daha fazla kazanç elde edilebileceğini dile getirdi. Pek bilinmese de farklı illerden gelen talepler karşılık vererek tavşan satışı yaptığını söyleyen Mustafa Dilovan, “Alan müsait olmadığı için işimi geliştiremiyorum. Millet bazen bana hor gözle bakıyor. Geçimimi böyle sağlıyorum, rahatsızlık geçirdiğimde çalışamaz duruma geldim. Şimdi destek verilirse güzel bir iş yeri açacağım, büyük bir çiftlik açacağım. Bir çiftlik açarsam daha büyük bir iş yaparım, herkes faydalanır. Özellikle gübresi çiçekçiler için bulunmaz bir maddedir. İşimi büyütürsem Iğdır ovasında güzel bir iş alanı oluşur,” diyerek gerekli desteği alabilirse bu işi büyüteceğini ifade etti.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Soru Size Kimin İzin Vereceği Değil Sizi Kimin Durdurabileceğidir!

Sahip oldukları potansiyelin farkında olan kadınların başarı hikâyelerine bir yenisi daha eklendi. Bu hikâye ülke sınırlarını aştı.  Samsun’da dekorasyon işiyle ilgilenirken “erkek işi” diyenlere umursamayıp KOSGEB desteğiyle doğal taş ve patlatma taş atölyesini açan 3 çocuk annesi Filiz Doğan, iş yerinde 15 kadını istihdam ediyor ve 4 ülkeye ihracat yapıyor. Filiz Doğan yaptığı açıklamada, daha önce dekorasyon ürünleri sattığı bir iş yeri olduğunu, gittiği fuarlarda doğal taşlara ve patlatma mermerlere büyük talep olduğunu görünce Samsun’da üretim yapmaya karar verdiğini ifade etti. Günümüzde yapı malzemeleriyle ilgili insanların isteklerinin değiştiğini fark eden Filiz Doğan, “Eskiden imkânsızlıklar yüzünden kullanılan doğal yapı taşları günümüzde modern mimaride estetik görünüm amaçlı kullanılıyor ve bu taşlar talep alıyor,” ifadelerini kullandı.

Doğal taş ve patlatma taş atölyesi kurmak istediğinde “erkek işi” diye çocuklarının bile kendine karşı çıktığını söyleyen Filiz Doğan, “Bu talebime çocuklarım da tepki gösterdi. Erkek işi, yapamazsın, zor bir iş dediler ama KOSGEB’in hibe desteği ile atölye kurdum. 1,5 yıl önce kurduğum atölyeyi büyük bir üretim atölyesine dönüştürdüm. Erkeklerin işi olarak bilinen doğal taş ve patlatma mermer taş işinde kadınların başarısını herkese göstermek istiyorum,” diyerek kendine ve kadınlara olan güvenini gösterdi.

Atölyesinde 15 kadına iş imkânı verdiğine dikkat çeken Filiz Doğan, kadınların erkeklerden daha hassas ve dikkatli çalıştığını ve daha becerikli olduğunu belirtti. Filiz Doğan, ”Doğal taş işi ile mekânları güzelleştirmek mekânlara farklı görsellikler kazandırmayı hedefledik. Bu nedenle yaptığımız işin de kusursuz ve düzgün olması için çok çaba gösteriyoruz. Bunun için daha titiz çalışan ve eli sanata daha yatkın olan bayanların çalışmasını tercih ettim. Erkek işi gibi görünse de bayanlar daha özverili ve başarılı oluyor. Sadece taş ve mermerleri kaldırmak için erkek personel çalıştırıyorum. Atölyeyi kurmak isterken karşı çıkan oğlum da şimdi yanımda çalışıyor. Başta Amerika, Kanada, Cezayir ve Tunus’a ihracat yapıyoruz. Aynı zamanda iç piyasaya da ürün veriyoruz. Amacım, 5 yıl içinde dünyanın 20 ülkesine ihracat gerçekleştirmek ve 50 kişiye istihdam sağlamak,” açıklamasını yaptı.

Atölyede yönetici olarak çalışan Toykan Özbek ise annesinin taş atölyesi kurma fikrine ilk başlarda sıcak bakmadığını ancak annesinin girişimciliği sayesinde dünyanın 4 ülkesine taş gönderir hale geldiklerini söyledi. Toykan Özbek, ayda 2 bin 50 metrekare üretim yaptıklarını sözlerine ekledi. Atölyenin taş dizme ve paketleme kısmında çalışan Çiğdem Ceylan ise, evde oturmak yerine bu işte çalıştığını söyleyerek, ”Taş dizmek evde dantel örmekten daha kolay ve daha keyifli. Burada her gün binlerce taşı bir araya getirerek işliyoruz ve sonunda güzel bir ürün ortaya çıkıyor. Yaptığımız ürünleri görünce de mutlu oluyoruz,” sözlerini kullandı. Çalışanlardan Edanur Binici ise bir kadın patronun yanında çalışmanın kendileri için daha güven verici olduğunu belirterek hem aile bütçesine katkıda bulunduğunu hem de kadınlarla aynı ortamda çalışmanın mutluluğunu duyduğunu söyledi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Bakanlık Balıkçılara Devlet Desteği Müjdesini Verdi!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’dan balıkçılara müjdeli haber. Balıkçılar 4,5 aylık süreden sonra  ‘Vira Bismillah’ diyerek yeni av sezonuna başladı. Ancak ilk gün çok sayıda tekne, Kurban Bayramı sebebiyle kıyıda kaldı denize açılamadı. İstanbul’da balıkçılar, bayramın ikinci gününden itibaren denize açılacaklarının açıklamasını yaptı.

Balıkçılara müjde de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’dan geldi. Yeni av sezonunun hayırlı ve bereketli geçmesini dileyen Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, “Göllerimiz ve barajlarımızda avcılık yapan tüm balıkçı tekneleri dâhil, denizlerimizde faaliyet gösteren 10 metreden küçük balıkçı teknelerinin tamamı destekleme kapsamına alınacak devlet desteğinden faydalanabilecekler. Avcılık faaliyetlerinin kayıt altına alınması şartıyla, gemi başına, boylarına göre 500 TL-1000 TL arasında destekleme ödemesi yapılacağı açıklaması yaptı. Bu yıl yine ilk defa çipura ve levrek stoklarını desteklemek amacıyla, Akdeniz’deki lagünlerimizden binlerce levrek ve çipura balığı denizlerimize bırakıldı,” açıklamasında bulundu. Bu açıklama balıkçıların yüzünü güldürdü hem de bu sezonun bereketli geçeceğinin habercisi oldu. O zaman bize de tüm balıkçılarımıza “haydi rast gele” demek düşüyor.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Asırlık Telkâri Sanatı KOSGEB Desteği İle Tekrar Canlanıyor!

Osmaniye’de girişimci Mehmet Şükrü Demir, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’ndan destek alarak, geçmişi M.Ö. 3 binli yıllara kadar uzanan Mardin’e özgü telkâri sanatını ayakta tutarak gelecek nesillere taşıyor. Mardin Artuklu Üniversitesi Midyat Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılan Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Bölümü’nden mezun olan Şükrü Demir, babasının Süryani ustalardan eğitim aldığı telkâri sanatıyla ilgilenmeye başladı.

Çırak bulmakta zorlanan meslekler arasında yer alan telkâri sanatını yaşatmak isteyen Şükrü Demir, KOSGEB’den aldığı 43 bin TL destekle babasının tayini nedeniyle bulunduğu Osmaniye’de mesleğini icra etmeye devam ediyor. Şükrü Demir, “Ben Mardin Midyatlıyım benim bu telkâriye öncelikle hevesim küçükken babamın Süryanilerin eğitimine gitmesiyle oluşmaya başladı. Ardından işte içimdeki hobi büyüdü bende bunu fırsat bilip Mardin’de kendi memleketimde takı tasarım eğitimine başladım. 2014 yılında daha sonra ailemin Osmaniye’ye tayinleri çıktı. Mardin Artuklu Üniversitesi Midyat Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılan Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Bölümü’nden mezun oldum. Eğitimim bittikten sonra Osmaniye’de KOSGEB’den aldığım destekle 3000 yıllık geçmişi olan telkâri sanatını yaşatmak için uğraşıyorum. Şuanda makineleşme yaşansa da el işçiliği ile yapılan işlerde daha sağlam kaliteli ürünler ortaya çıkıyor. El işçiliğinin ölmemesi için telkâri sanatını aslına uygun olarak yaşatmak ve gelecek nesillere taşımaya çalışacağım,” açıklamasını yaptı.

Şükrü Demir, öncelikli hedefinin elinden geldiğince Osmaniye başta olmak üzere Çukurova Bölgesinde telkâri sanatını tanıtmak olduğunu ifade etti. Hüseyin Koç adlı müşteride, çarşıda gezerken tezgâhta bulunan telkârinin ilgisini çektiği söyleyerek, “Özellikle özel günlerde yoğunlukla kadınların kullanabileceği çok şık ve kullanışlı bir ürün olduğunu gördüm. Osmaniye’de başka hiçbir yerde bunu görmedim. İnsanların özellikle kadınların denemesi ve incelenmesi gerektiği düşünüyorum,” sözlerini kullandı. Tarihimiz yaşatılması, kültürel değerlerimize sahip çıkmak adına önemli bir çalışma olması dikkat çekiyor.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr

Sabır ve Azim İle Kendi İşinin Patronu Oldu!

Hayalini kurduğu çocukluğundan beri yapma istediği iş olan terziliğe evde hobi olarak başlayan Ferda Şahin, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının girişimci kadınlara sunduğu hibe desteğiyle Keçiören’de kendi atölyesini kurdu. Ferda Şahin, giysi dikmeye olan ilgisinin çocukluk yıllarından geldiğini söyledi. Annesinin usta bir terzi olduğunu ifade eden Ferda Şahin, çocukken ilk kıyafetlerini annesinin işlerinden artan kumaşlarla diktiğini söyledi. Ferda Şahin, “Altı, yedi yaşımda bebeklerim için kıyafetler dikmek için uğraşırdım. Yıllar boyunca da iyi bir dikiş ustası olmayı hayal ettim,” ifadelerini kullandı.

Evlendikten sonra çocukluk hayalinin peşinden yeniden koşmaya devam ettiğini söyleyen Ferda Şahin, yeteneğini geliştirmek için dikiş kurslarına gittiğini belirtti.  Ferda Şahin, “Başta herhangi bir kazanç elde etme düşüncem yoktu. Kendime ve aileme bir şeyler dikiyordum. Daha sonra akrabalarıma, komşularıma dikiş yaparak ev bütçesine katkı sağlamaya başladım,” açıklamasını yaptı. İş yeri açmaya karar verdikten sonra 5 yıl boyunca yakın çevresine dikiş dikerek hem hayalleri için birikim yaptığını hem de profesyonellik kazandığını söyleyen Ferda Şahin, “O yıllarda evde dikiş dikerek tecrübe elde ettim. Daha profesyonel işler yapmaya ve maddi kazanç sağlamaya başladım. Tecrübem ve maddi imkânlarım yeterli seviyeye ulaştığında da iş yerimi açmanın vaktinin geldiğine karar verdim,” dedi.

Ferda Şahin, çevresinden devletin girişimci kadınlara verdiği destekleri duyduğunu ve araştırmalar yapmaya başladığını ifade ederek, “Bu araştırmalarım sırasında KOSGEB’in girişimci kadınlara geri ödemesiz kredi imkânı sağladığını öğrendim. Sağlanan desteklerden faydalanabilmek için eğitimler veriliyordu. KOSGEB ile Keçiören Belediyesinin iş birliğiyle yapılan bir projeden haberim oldu. Başvuru yaptım ve eğitimlerine katıldım. Daha sonra da iş yeri açma sürecine başladım,” atölyesini açma sürecinde birkaç yıl boyunca dükkân arama, malzeme temin etme, makine alma gibi hazırlıklar yaptığını anlatan Ferda Şahin, bu süreçte evde sürekli dikiş dikerek maddi birikim yapmaya devam ettiğini aktardı. Ferda Şahin, atölyesini açtıktan sonra KOSGEB’in kadın girişimcilere sağladığı desteklerden yararlandığını söyleyerek, “İş yerimi açtıktan sonra evraklarımı hazırlayıp KOSGEB’e verdim. Hibe kredi desteği ve aylık kira yardımı aldım. KOSGEB’in verdiği desteklerle işimi büyüttüm. Daha sonra kendi çabamızla devam edebilecek duruma geldik,” sözlerini kullandı.

Şu an ablası ve bir çalışanıyla birlikte işleri idare ettiklerini söyleyen Ferda Şahin, işveren durumuna gelmekten çok mutlu olduğunu söyledi. Eşinden çok destek gördüğünü anlatan Ferda Şahin, “Böyle bir durumda eşiniz destek olmazsa bir şeye karar vermek ve gerçekleştirmek güçleşir. Çünkü iş yerinin açılma sürecinde, hem iş yeri hem de evle ilgili işlerde eşlerin mutlaka birbirine destek olması şart. Ben de bu süreçte eşimden çok destek aldım. Hatta zaman zaman eşim benden daha çok heyecanlanıp daha çok sevindi,” şeklinde yaşadıklarını aktardı. Ferda Şahin, ayrıca 2 yıl boyunca stilistlik eğitimi aldığını belirtirken, atölyesinde gelinlik dışında her türlü bayan kıyafeti diktiklerini belirtti. Ferda Şahin, “Bize gelen müşteriler kendileri kumaşlarını getiriyorlar. Ben 2 sene de stilistlik eğitimi aldım. Müşterilerin istedikleri modele göre çizimlerini yapıyoruz. Daha sonra provalı, kişiye özel dikim işlemine başlıyoruz. Konfeksiyon usulü seri üretim yapmıyor, tamamen kişiye özel kıyafetler üretiyoruz,” açıklamasını yaptı.

Dikiş atölyesi açmanın yıllardır hayali olduğunu söyleyen Ferda Şahin, “Hayallere hemen ulaşılmıyor. Belirli bir çaba, sabır ve birikim gerekiyor. Uzun yıllar verdiğim emeğin karşılığında, imkânlar oluştu ve dikiş atölyemi açtım. Birden, hiç bir hazırlık yapmadan, anlık heyecanla işe dalmak yanlış bir adım olur. Yapılacak işin tecrübesini ve birikimini mutlaka sağlamak gerekiyor. Bir de altından kalkamayacağımız borçlarla bir işe girersek belki hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Başarı için düşünerek, adım adım ilerlemek gerekiyor. Bütün kadınların iş hayatında başarılı olabileceğine inanıyorum. Kadınların başarısı, ailelerini, eşlerini, çocuklarını da mutlu edecektir. Sadece maddi anlamda değil. Bir şey üretiyor olmak, her gün yeni insanlar tanımak, insanlarla diyalog içinde olmak çok güzel bir şey,” diyerek üretmenin, kendini geliştirmenin önemine vurgu yaparak tüm kadınların başarılı olabileceğine inandığını söyledi.

Kobi-Line Haber Merkezi
www.kobi-line.com.tr