YASED’den Ar-Ge Ekosistemini Geliştirecek Çalıştay!

YASED, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın işbirliğinde, Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemini iyileştirecek yol haritasının ilk adımlarını attı. Müjdat Altay; “Türkiye’nin Ar-Ge yoğunluğunu artırmasını ve Ar-Ge merkezleri bakımından tercih edilen yatırım yeri olarak konumlanmasını hedeflemekteyiz” dedi.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye’nin Ar-Ge yoğunluğunun artmasını sağlayacak iş ve yatırım ortamına katkıda bulunmak amacıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile diğer ilgili kamu kurumlarının üst düzey yetkililerinin ve Türkiye’de faaliyet gösteren önde gelen uluslararası şirket yöneticilerinin katılımında Ar-Ge Çalıştayı düzenledi.

Söz konusu Çalıştay kapsamında, YASED’in “Uluslararası Yatırımcıların Ar-Ge Yatırımlarını Türkiye’ye Çekmek İçin Gereksinimlerin Belirlenmesi” konulu raporunun sonuçları ilgili tarafların katılımında kamuoyuna açıklandı.

YASED Yönetim Kurulu Üyesi Müjdat Altay, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda katma değerli yatırımın Türkiye’ye çekilmesi gereğine işaret ederek, bu yöndeki çözüm önerilerinin YOİKK (Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu) eylem planlarına dâhil edildiğini belirtti.

23 Ekim 2013, İstanbul – Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Ar-Ge Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ‘Uluslararası Yatırımcıların Ar-Ge Yatırımlarını Türkiye’ye Çekme Konusundaki Gereksinimlerin Belirlenmesi’ başlıklı rapor, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile düzenlenen çalıştayda açıklandı. Çalıştaya ilgili diğer bakanlık ve kurumların üst düzey yetkilileri il, görüş ve değerlendirmeleriyle raporun hazırlanmasına destek veren Türkiye’deki önde gelen uluslararası yatırımcı şirketlerin üst düzey yöneticileri de katıldı.

Türkiye’nin Ar-Ge Ekosistemi İyileştirilmeli

Toplantının açılış konuşmasını yapan YASED Yönetim Kurulu Üyesi Müjdat Altay, Ar-Ge’nin uluslararası yatırımların katma değer yarattığı en önemli kanallardan biri olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu; “Dünyada sanayide yapılan tüm Ar-Ge faaliyetlerinin üçte ikisinden fazlasını uluslararası firmalar gerçekleştiriyor. Türkiye’nin Ar-Ge yoğunluğunda kayda değer artış sağlanması ve Ar-Ge alanındaki hedeflerine ulaşması için, uluslararası firmaların bu alandaki yatırım ve faaliyetlerini başka ülkeler yerine Türkiye’de yapmalarını sağlamamız gerekiyor. Ar-Ge raporumuz için görüş veren üyelerimizin global Ar-Ge harcamalarının toplamı yaklaşık 200 milyar dolardır. Küçük bir hesaplamayla, bu yatırımın sadece %10’unu başka ülkeler yerine Türkiye’ye çekebilirsek, bu 20 milyar dolarlık ek yatırım girişine denk gelir. Yaptığımız bu çalışmanın amacı, nokta atışıyla Türkiye’ye yapılacak Ar-Ge yatırımında kayda değer artış sağlayabilecek, Türkiye’de faaliyet gösteren söz konusu uluslararası şirketlerin tepe yöneticilerinin Ar-Ge yatırım ortamı iyileştirmeleri hakkında görüş ve somut önerilerini almaktı.”

Altay, Türkiye’nin Ar-Ge ekosisteminin iyileştirilmesi ve bu kapsamda gerekli politikaların ve eylem önerilerinin belirlenmesinin önemine dikkat çekerek, YASED olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile düzenledikleri Ar-Ge Çalıştayı’nın bu amaca hizmet edeceğine inandıklarını kaydetti. Altay, YASED Ar-Ge Stratejik Komisyonu ile proaktif olarak mevcut çalışmalara katkı sağlanmasının sürdürüleceğini belirtti.

Türkiye’nin 2023’te dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak üzere rekabet edebilirliğini güçlendirmesi gerektiğini, bunu da ancak Ar-Ge ve inovasyon gücünü artırmakla gerçekleştirebileceğini söyleyen Altay, sözlerine şöyle devam etti; “Ar-Ge konusunda yenilikçi politikaların ve eylem önerilerinin belirlenmesi, ortaya konması gerekiyor. Uluslararası yatırımcıların Ar-Ge yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için gereksinimlerin belirlenmesi konusunu, ilk kez Yatırım Ortamını İyileştirme ve Koordinasyon Kurulu (YOİKK) Fikri Sınai Mülkiyet Hakları ve Ar-Ge Teknik Komitesi’nde dile getirdik.

-Türkiye’deki Ar-Ge eko sistemini rakip veya potansiyel rakip ülkelerden daha iyi seviyeye getirmeyi hedefleyen bir program yapılması, ölçülebilir hedeflerin belirlenmesi ve uygulanmasının takip edilmesi,

-Türkiye’deki Ar-Ge desteklerinin durumunu, bütünsel bir anlayışla mevcut ve potansiyel rakip ülkelerdeki kamu Ar-Ge ve lokal Ar-Ge desteklerinin toplamıyla periyodik olarak karşılaştıracak bir yapının kurulması.

Başlıklarındaki iki önerimiz, YOİKK’in eylem planına alındı” dedi.

Ekonomi Bakanlığı, Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürü Ömür Demir Kızılarslan, yaptığı konuşmada şunları belirtti; “Bakanlığımız bünyesinde koordine ettiğimiz ve YASED’in etkin bir şekilde görev aldığı Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu YOİKK platformunda Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca, 2023 Türkiye İhracat Strateji ve Eylem Planı kapsamında çalışmalarımız da sürmektedir. 2012 sonunda Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı olarak uygulamaya konan GİTES’in (Girdi Tedarik Stratejisi) eylem planlarında işaret edilen ve Ar-Ge’de önceliklendirme gerektiren alanlar, sanayinin ihtiyaç duyduğu girdiler dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu konuda teşviklerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan kamu alımlarının, yerli üretimin, teknoloji transferinin ve Ar-Ge’nin desteklenmesi için kullanılması yönündeki çalışmalara, bakanlık olarak önemli destekler ve katkılar sağlıyoruz. Yatırım teşviklerinin geliştirilmesini ve 5’inci bölge teşvikleri ile Ar-Ge faaliyetlerinin sonucunda geliştirilen ürünlerin üretimini destekliyoruz. Bu çalıştayın Türkiye’nin çok önemli bir konusu olan Ar-Ge ile ilgili bilgi birikimi ve farkındalığın arttırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyor, YASED’e bu özenli çalışma için teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, açılış konuşmasında şunları dile getirdi; “Biz Türkiye olarak hükümetimizin ortaya koyduğu 2023 yılı vizyonu ile ekonomik paradigmamızı geliştirip ülkemizi Dünyanın en gelişmiş 10 büyük ekonomisi haline getirmek istiyoruz. İnanıyoruz ki günümüzde, kalkınma için, refah için vazgeçilmeyecek yol, bilgi ekonomisine geçmektir. Bu, Bilimin, Teknolojinin, Bilginin, AR-Ge’nin hâkim unsur olduğu, yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin geliştirildiği ve üretildiği bir ekonomi anlamına geliyor. Bilimi, Teknolojiyi, Bilgiyi önceleyen ona dayanan bir ekonomiye geçmeyi başaramazsak 2023 hedeflerine de varamayız, bulunduğumuz noktayı da koruyamayız. Bu yüzden bu konudaki çalışmalar büyük önem taşıyor. YASED’in hazırladığı Ar-Ge raporu ve rapor çerçevesinde düzenlenen Ar-Ge çalıştayı bu anlayış açısından çok önemli. Türkiye’nin dünya çapındaki Ar-Ge faaliyetlerinin bir parçası olarak konumlanmasını istiyoruz. Dolayısıyla, Türkiye’de bulunan Ar-Ge merkezlerinde sadece Türkiye’deki faaliyetlerle ilgili değil, dünya pazarına sunulan ürün ve hizmetlere yönelik gerçek Araştırma ve ürün/hizmet geliştirme yapılmasını arzu ediyoruz ve esas olarak bu sebeple destekliyoruz. YASED’in Ar-Ge raporunun ve bu önemli çalıştayın ülkemizin dünya çapında bir Ar-Ge merkezi olarak algılanmasına yönelik önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Temennim, Ar-Ge konusunda fikir alışverişlerinde bulunma imkânı yakaladığımız bu tip verimli çalışmaların artması ve geliştirilmesidir.”

YASED Hakkında:

1980 yılında kurulan YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği, üyeleri Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası sermayeli şirketlerden oluşan ve kar amacı gütmeyen özel bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışmalarını sürdürmekte. Haziran 2013 itibariyle, çok çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 223 kurumsal üyesi bulunmakta.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

TÜBİTAK Desteğiyle Tereyağının Kalorisi Azaltıldı

TÜBİTAK desteğiyle yağ barındırma özelliği olan doğal gıda lifleri kullanılarak tereyağının kalorisi azaltıldı. Yüksek kalori sebebiyle tereyağı tüketemeyenler bu sayede tereyağını rahatça tüketebilecek.

Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Mahmut Doğan tereyağının yüksek tansiyon ve damar sertliği olan hastalar tarafından da tüketilebilmesi için TÜBİTAK desteğiyle çalıştığı projede kalorisi azaltılmış tereyağı üretmeyi başardı. Tereyağının sağlık açısından çok yararlı olduğunu fakat obezite ve kalp damar hastalığı gibi hastalıkları tetiklediği için tüketilmediğini belirten Doğan, tereyağının herkes tarafından rahatlıkla tüketilebilmesi için çalışmalara başladıklarını ve light tereyağı ürettiklerini açıkladı.

Tereyağının önemli bir gıda maddesi olduğunu belirten Doğan, “Son yıllarda kolesterolü artırdığı düşüncesiyle tereyağı tüketiminde azalmanın olduğu biliniyor. İnsanların tükettikleri besin maddeleri ile sağlıklı bir yaşam arasındaki ilişkiyi kavramaya başlamasıyla, kolesterol ve kalp damar rahatsızlıklarını öne sürerek tereyağı tüketiminden uzak duruldu. Bunun yanında diyetetik, düşük yağlı ve lifli gıdaların tüketim eğilimi gittikçe arttı. Bu yüzden tereyağında bazı fonksiyonel değişikliklerin yapılması tüketimi olumlu etkileyebilir düşüncesiyle çalışmaya başladık” diye belirtti.

TÜBİTAK ARDEB tarafından yaklaşık 100 bin TL ile desteklenen projeyle, kalorisi azaltılmış, prebiyotik kahvaltılık tereyağı ve kremanın model üretimini yaptıklarını söyleyen Doğan, “Tereyağına ve kremaya fonksiyonel özellik kazandırılması amacıyla yağ katkısı kullanılarak(reçetede en az %15 oranında) model üretimi yaptık. Ürünün yağ katkısını doğal gıda lifleri kullanılarak karşıladık ve tereyağının kalorisini düşürdük” dedi.

Çalışmalarını sürdürerek kalori oranını önce yüzde 35 daha sonra yüzde 50 oranında düşürdüklerini söyleyen Doğan, uygulanan yöntem sonrasında tereyağının lezzetinde ve kokusunda hiçbir değişiklik olmadığını vurguladı.

Dünyada İlk Kez Böyle Bir Çalışma Yapılıyor

Tereyağının kalorisinin düşürülerek sağlık açısından kullanamayan hastaların kullanması için dünyada başka bir çalışma yapılmadığını belirten Doğan, ürünün dünyada ilk olduğunu ve patent almak için çalışmalara başladıklarını ifade etti. Doğan, light tereyağının kullanılması ve seri üretimine geçilmesi için girişimde bulunduklarını da sözlerine ekledi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Eğitimlerini Bitiren Girişimciler İş Yerlerini Açıyorlar

Gaziantep Ticaret Odası ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği, İŞKUR ve KOSGEB’in desteklediği “İstihdam Artıyor Girişimcilik Gelişiyor” SODES projesi kapsamında eğitim düzenlendi.

“İstihdam Artıyor Girişimcilik Gelişiyor” eğitimine katılan kursiyerlere GTO da düzenlenen törenle katılım belgeleri verildi. Eğitime katılan kursiyerler KOSGEB’ten alacakları destekle kendi iş yerlerini açabilecekler.

GTO’da düzenlenen törene, Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serin, İl Milli Eğitim Şube Müdürü M. Şakir Uludağ, Genel Sekreter Yardımcısı Figen Çeliktürk ve kursiyerler katıldı. GTO Genel Sekreter Yardımcısı Figen Çeliktürk Gaziantep Ticaret Odasının girişimciliğe büyük önem verdiğini belirtti.

Çeliktürk, “Gaziantep girişimcilikle tanımlanmış şehir. Gaziantep’te bu kültür var bizde bunu geliştirmek istiyoruz. Eğitimlerle ve danışmanlıklarla bu alanı destekliyoruz. Hatta kadınlar için ayrı bir eğitim planlıyoruz pozitif ayrımcılıkla gerektiren bir alan. Eğitimlerimizi MEKSA ve İŞKUR’un aracılığı ile gerçekleştiriyoruz. Bu dördüncü eğitimimiz” dedi. Yürütülen projede Gaziantep iş dünyasının talebine göre Girişimcilik, Satış Elamanı, Masaüstü yayıncılık, Bilgisayarlı muhasebe eğitimi veriliyor.

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serin; “ Kursiyerler ümit ediyorum ki kurs sayesinde edindikleri birikimleri kendi hayatlarında olumlu bir şekilde değerlendirirler. Bu konularda GTO güzel çalışmalar yapıyor. GTO ve MEKSA bu işte yürütüyor. ”dedi

Ekrem Serin; “Gaziantep iş potansiyelin yüksek olduğu bir şehir yeteri kadar kalifiye elamanın bulunmadığı bir şehir. Sanat altın bir bileziktir. Bu sebeple kurslar çok önemlidir. Bu projelerin sayısı artar.” dedi.

Kursa katılan kursiyerler aldıkları kurslarla iş kuracaklarını belirttiler. Tören katılım belgesinin dağıtılması ile sona erdi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Yatırım Yapan Firmaya 18 Milyon TL Destek

Ankara İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhsin Temel, Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar Programı kapsamında yatırım karşılığı firmalara 18 milyon TL destek sağlandığını söyledi.

Muhsin Temel, tarımsal üretimi, tarımsal ürün çeşitliliği ve tarıma dayalı sanayisiyle dikkat çeken Beypazarı’nı ziyaret ederek, Kaymakam Mustafa Kaya, sivil toplum kuruluşları ve çiftçilerle bir araya geldi. Beypazarı tarımının geldiği noktayı değerlendiren Temel, bundan sonra tarıma yapılacak yatırımlarla ilgili bilgi alışverişinde bulundu. Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Desteklenmesi Projesi kapsamında ayçiçeği işleme ve paketleme tesisine hibe desteği alan ve bu sayede makinelerini yenileyerek kapasitesini artıran bir firmayı da ziyaret eden Temel, bu sene ekonomikyatırımları destekleme programı kapsamında 26 işletmenin destek almaya hak kazandığını ve bu işletmelerden 9’unun projesinin tamamlandığını kaydetti. Projenin başladığı 2006 yılından bu yana Ankara’da toplam 85 firmanın Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar Programı kapsamında desteklendiğini belirten Temel, ziyaret ettiği bu firmanın aldığı destekle beraber ihracata başlamasından duyduğu memnuniyeti de ifade etti.

Ankara’da Şimdiye Kadar 36 Milyon TL’lik Yatırım Yapıldı

Tüm Türkiye’de olduğu gibi Ankara’da da bir üretim sorunu olmadığını vurgulayan Temel, şunları kaydetti: “Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik uygulanan ekonomik yatırımların desteklenmesi programı ile bu ihtiyacı karşılamayı hedefliyoruz. Ankara’da şimdiye kadar bu programla yaklaşık 36 milyon TL’lik yatırım yapıldı. Bakanlığımız da bu yatırım karşılığında 18 milyon TL destek verdi. Sadece bu yıl 6,5 milyon TL’sinin Bakanlığımızca karşılandığı 14 milyon TL’lik yatırım yapıldı. Hem tarımsal ürünlerin değerlendirilmesini hem de istihdamın artırılmasını sağlayan bu tür işletmelerin çoğalmasını önemsiyor ve destekliyoruz. Ankara’da faaliyet gösteren firmalarımızın, kooperatif ve birliklerimizin güçlenmesi, büyümesi, üretim kapasitelerinin ve imkânlarının genişlemesiyle hem üretici hem de tüketici kazanır” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Önce Çalıştığı Fabrikaya Ortak Oldu Sonra Kendi İşini Kurdu!

İş hayatına, pamuk tarlasında çapa yaparak başlayan Pamukkale Halıcılık Yönetim Kurulu Başkanı Habip Kızıltaş, tekstilin baş şehri Denizli’de 19 yıldır Gelir Vergisi birinciliğini kimseye kaptırmıyor.

Dört çocuklu fakir bir ailede dünyaya gelen 64 yaşındaki Habip Kızıltaş‘ın kendi ifadesiyle, yapmadığı iş kalmamış. Kimi gün sokaklarda şerbet satan, kimi gün inşaatlarda amelelik yapan, kimi gün lokantalarda bulaşıkçılık yapan Kızıltaş, kendi işini kurmadan önce çalıştığı fabrikaya ortak oldu. Kızıltaş daha sonra da onlarca kişinin çalıştığı işini kurdu.

Pamukkale Halıcılık’ın sahibi Habip Kızıltaş’ın şimdilerde 65 kadar çalışanı bulunuyor. Yıllık cirosu 20-25 milyon lira olan Kızıltaş, 1993’den bu yana da Denizli’nin vergi rekortmenleri listesinde ilk üçte yer alıyor. Bu yıl ödediği gelir vergisi ise 1 milyon lira dolayında.

Hikâyesini anlatmaya “Çok fakir bir ailede dünyaya geldim” sözleri ile başlayan Kızıltaş ile yaptığımız görüşmede, 64 yıllık hayatını kimi an heyecanlanarak, kimi an hüzünlenerek anlattı: “Denizli’ye bağlı Baklan köyünde dünyaya geldim. Dört kardeştik. Ailem çok fakirdi. Tarlamız yoktu. Bir harman vakti öğüttüğümüz buğday diğer harmana yetişmezdi hiçbir yıl. İlkokul zamanında kahvehanelerde karlı şerbet satıyordum.”

Odun Kömür Taşıdı Harçlık Çıkardı

“Bizim köyde ortaokul yoktu. Bunun için Çal ilçesine gitmek gerekiyordu. Babam, paramız olmadığı için beni gönderemeyeceğini söyledi. İlkokul öğretmenim araya girdi, Çal’a gittim. Derme çatma bir evde kalarak ortaokulu okudum. Okul harçlığı çıkarmak için hangi kapıda odun-kömür görsek taşımak için ev sahibini bulmaya çalışırdık. Eski dökük bir otobüs ile hafta sonları eve giderdim.

Lise zamanı geldi maddi durumumuz yine aynı. Üstelik son sınıfta babam vefat etti. Kimi zaman pamuk çapaladım, kimi zaman inşaatlarda çalıştım. Sıvacılık dahi yaptım.”

“Elbiselerim Koktuğu İçin Arka Sırada Oturuyordum”

Üniversite hayatını ise şöyle anlattı, “Üniversite için İzmir’e gittim. Yine para yok sersefil durumdayım. Okulumun akşam bölümüne geçtim. Okula inşaattan gidiyordum. Kimi zaman da bulaşık yıkadım haftalığım 40 liraydı. Okula giderken giydiğim ceketi tanıdığım bir astsubay verdi bana. Derse girdiğimde anfide en arka sırada oturuyordum. Çünkü inşaatlarda çalıştığım, bulaşıkçılık yaptığım için elbiselerim ister istemez kokuyordu. Ben de arkadaşlarım rahatsız olmasın diye arka sırada oturuyordum.

İlk senelerde hiç kitap da alamadım. Diğer öğrencilerin kitapları ile ders çalışıyordum. Küçük bir ev tutmuştum. Tuvaleti bile yoktu. Bir gün baktım yatağımın altı çürümüş. Rutubetten herhalde… Bu sefer yatağımın altına karton koydum.

Bu sefil hayatımın değiştiği tarih 1967’dir. O tarihte İzmir’de bir muhasebe bürosunda çalışmaya başladım. Ücretim de iyiydi. Bana kalabileceğim ev bile verdiler. Para biriktirmeye başlamıştım. O sıra anamdan mektup aldım. Gelen mektupta babamın, bankaya 700 lira borcu olduğu yazılıyordu.

Babamın borcu benim için namus borcuydu. Bu sefer gece gündüz çalıştım babamın bankaya olan borcunu ödedim.”

Çalıştığı Fabrikaya Ortak Oldu

Habip Kızıltaş, daha sonra bir demir-çelik fabrikasında çalışmaya başlar. Kendi deyimi ile “O fabrikada canla başla çalıştım” diyen Kızıltaş, “Girdi maliyetlerinde tasarruf yaptırdım. Patronumun fabrikasında işleri 10 kat artırdım. Patronum daha sonra bana yüzde 12.5 hisse verdi. 10 yıl boyunca çalıştım. Daha sonra ben hissemin artırılmasını istedim ancak patronum hissemi arttırmadı ben de ayrılıp işimi kurma kararı verdim.”

30 yıl önce işini kurdu Kızıltaş hisse artırımı talebi olumlu karşılanmayınca bu kez kendi işini kurma kararı verir. 1981 yılında halı işine başlar. Halı ticareti yapmak isteyen Kızıltaş’ın mal temini hiç de kolay olmaz. Bu durumu “İzmir’de bir halı fabrikası vardı. Ben üç yıl boyunca o fabrikaya gidip geldim.

Ama fabrika sahibi bana mal vermiyordu. Hatta beni kovduğu bile oldu. ‘Git sana mal vermiyorum’ diyordu. Denizli’de saat 5’te otobüse biner saat 8’e İzmir’de olurdum. Fabrikaya gider güvenlik kulübesinde beklerdim.

Fabrika sahibi benim pes etmeyeceğimi anlayınca, daha sona beni çağırdı bana mal vermeye başladı. Verdiğim çek ve senetlerin hiçbirinde sorun çıkmadı. Bu durumdan sonra bana istediğim kadar mal vermeye başladı” sözleri ile anlattı.

18 yıldır rekortmenler listesinde Kızıltaş 65 kadar çalışanını olduğunu, onlarca öğrenciye burs verdiğini ifade ederek “Bursçuluk başka bir şeye benzemez. Param olmasa gider hamallık yapar bursları öderim. Çünkü o çocuklar bana güvenerek okula gidiyor” şeklinde konuştu.

Habip Kızıltaş, 1993’den itibaren Denizli’de vergi rekortmenleri listesinde ilk üçe girdiğini hatırlatarak “Ömrüm yettiğince kazandığım her kuruşun vergisini ödeyerek yaşadığım topraklara hizmet olarak dönmesi için çalışacağım. Ben bugün sahip olduklarımı rüyamda görsem inanamazdım.

Evi de arabayı da fabrikayı da sonradan gördüm ben. Benim hikâyemi dinleyen ağlıyor. Çünkü çok yokluk çektim” dedi. Kızıltaş iki kızı olduğunu her ikisinin de şirketinde çalıştığını söyledi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

İthal Solucanla Yıllık 5 Milyon TL’nin Üzerinde Ciro Yapıyor

Rusya’dan 30 bavulun içinde getirttiği Kırmızı Kaliforniya solucanlarının dışkısından organik gübre üretimine başlayan Burdurlu girişimci Mehmet Aksoy, bugün 18 tesiste sayısı 200 milyara ulaşan solucanla yıllık 5 milyon liranın üzerinde ciro yapıyor.

Burdur’da organik gübre konusunda faaliyet gösteren firmanın Genel Müdürü Mehmet Aksoy, “Yaklaşık 5 yıl önce Rusya’dan Kırmızı Kaliforniya adıyla bilinen lumbricus rubellus cinsi solucanları getirdiklerini ve organik gübre üretimine başladıklarını kaydetti. Yüzde 100 organik gübrenin bitkisel ve hayvansal organik atıklarla beslenen solucanların dışkısından elde edildiğini belirten Aksoy, ”Bu gübre görünüş olarak siyah toprağa benzer ve itici bir kokusu yoktur. İçeriğinde bitkinin gelişimi için gereken bütün enzimler, toprak antibiyotikleri, vitaminler, büyüme hormonları ve humik maddeler vardır. Kesinlikle hastalık yapıcı maddeler, parazit yumurtaları yoktur ve ağır metaller içermez” dedi.

İthalat İzni Alamadı Solucanları Turistik Geziye Çıkardı

Solucan gübresi üretimine başlama hikâyesini anlatan Aksoy, 14 yıl Rusya’da çalıştığını ve ailevi nedenlerden dolayı Türkiye’ye dönmek zorunda kaldığını söyledi. Aksoy, 5 yıl önce bir Rus arkadaşının bir gün elinde bir bavul solucanla Antalya’ya kendisini ziyarete geldiğini dile getirerek, şöyle devam etti: “Rus arkadaşım, Türkiye’de ortak iş yapalım, emekliliğimi Türkiye’de geçirmek istiyorum, dedi. Ne yapalım derken, bir gün elinde bir valiz solucanla geldi. Bu solucanların gübresi Rusya’da çok popüler, bunlar Burdur’da yaşar mı, bir bakalım, dedi. İki yıl boyunca evimin bodrumunda solucanları yetiştirdim. Üretim başarılı olunca Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına solucan ithalatı için müracaat ettik. Bakanlık ithalata izin vermedi. 9 ay boyunca uğraştık, her türlü belgeyi götürdük, solucanların hastalık taşımadığına dair raporları gösterdik. En sonunda Bakanlık 2 ay boyunca karantinaya alırım, dedi. Bunlara yem verilmezse ölürler. Yurt dışından timsah bile ithal edebiliyorsunuz ama solucan getiremiyorsunuz.

Bakanlık ithalat izni vermeyince Rusya’daki arkadaşla Antalya’da tatil turu ayarladım. Böylece 30 valizde 500 bin solucanı turistik yolcuların bavullarında getirttim diyen Aksoy, bu şekilde işe başladık. Solucanlar çok hızlı ürüyor, ilk başladığında 3 sıram vardı, şimdi İstanbul, Balıkesir, Aydın, Fethiye, Denizli, Ankara, Samsun, Malatya, Kayseri, Adana, Mersin, Burdur ve Konya’da 18 çiftlikte 200 milyara yakın solucanım var. Sadece Burdur’da 80 milyar solucanım bulunuyor. 3 bin metrekare alanda solucan gübresi üretiyoruz” diye konuştu.

2014 Yılı Sonuna Kadar Satacak Ürünleri Kalmadı

Aksoy, Yaklaşık 200 milyar solucanla aylık 300 ton civarında katı gübre üretiyoruz. 2014 yılı sonuna kadar satacak ürünümüz kalmadı, çıkacak ürünün tamamı satıldı. Katı gübrenin kilogram fiyatı 1 lira ile 2,5 lira arasında değişiyor. Sulu gübrenin litre fiyatı ise 50 lira. Çıkacak ürünlerimiz de satıldı, stokta ürünümüz yok diye konuştu.

Solucan gübresinin bitkilerde yüzde 10 ile yüzde 77 arasında değişen oranlarda ürün artışı sağladığını dile getiren Aksoy, özellikle silajlık mısır ve şalgam, turp, pancar gibi köklü bitkilerde çok ciddi üretim artışı sağladığını bildirdi. En önemli müşterilerinin çay üreticileri olduğunu, zeytin, ayçiçeği, mısır, üzüm, biber ve domates üreticilerinin de solucan gübresine ilgi gösterdiğini anlatan Aksoy, solucan gübresinin etkisinin yaklaşık 3 yıl sürdüğünü kaydetti.

Gelen Siparişlere Göre Yem Veriyor

Türkiye topraklarında bulunan solucanların normalde yediklerinin ancak yüzde 10’unu çıkarttığını, Kırmızı Kaliforniya solucanlarının aşırı obur olduğunu ve yediklerinin yüzde 90’ını dışkı olarak çıkardıklarını belirten Aksoy, solucanların ana yeminin ise büyükbaş hayvan gübresi olduğunu söyledi. Aksoy, büyükbaş hayvanların gübrelerini ve bitkisel atıkları aldıklarını fermantasyon alanında ıslatarak çürüttüklerini, kuruduktan sonra elekten geçirerek solucanlara verdiklerini ifade etti. Solucanların haftada bir kez beslendiğine dikkati çeken Aksoy, “1 milyar solucana haftada yaklaşık 800 kilogram yem veriyoruz. Solucanlar yediklerinin yüzde 90’ını dışkı olarak çıkartıyor. Aslında bunu 3 günde de yiyebilirler. Gelen siparişlere göre yem miktarını belirliyoruz diye konuştu. Solucanları meleklerim diye sevdiğini anlatan Aksoy, Tamamen zararsız canlılar. Onlar benim bayram tatili, yıllık izin bilmeyen işçilerim. 7 gün 24 saat, gece gündüz itiraz etmeden sessiz sakin çalışırlar. Onlarla çok mutluyum” ifadesini kullandı. 

Yurtdışından Talep Yağıyor

Aksoy, bugün ABD gibi gelişmiş ülkelerin kimyasal gübreyi büyük oranda terk ettiğini ve organik gübreye geçtiğini söyledi. Oldukça talep geldiğine işaret eden Aksoy, Solucan gübresi için yurt dışından da talep yağıyor. Almanya istiyor, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Libya ile anlaşma yapmak üzereyiz dedi.

Solucan Doğanın Dengesi

Türkiye’de yılda 7 milyon tona yakın kimyasal gübre tüketildiğini, topraktan daha çok verim almak isteyen çiftçinin çok fazla kimyasal gübre kullandığını, bunun da toprakları, hatta yeraltı sularını bile kirlettiğini vurgulayan Aksoy, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının organik gübreyi teşvik etmesi gerektiğini dile getirdi. Doğanın dengesi ve topraklar için solucanların çok önemli olduğunu ifade eden Aksoy, Solucanlar hiçbir şekilde hastalık taşımıyor. Ağır metaller, kalıntılar aklınıza ne gelirse solucan alıyor. Solucan doğanın dengesi aslında ama biz kimyasal gübre kullanarak solucanları ve toprak için faydalı diğer canlıları öldürüyoruz, bu da doğal döngüyü kırıyor diye konuştu. Çiftçilere yüzde 100 organik solucan gübresi kullanmaları tavsiyesinde bulunan Mehmet Aksoy, Bir inek günde ortalama 30 kilogram dışkı çıkartıyor, 20 litre süt veriyor. 20 litre süt 14 lira ediyor, 30 kilogram dışkı 15 kilogram solucan gübresine dönüşse 2 liradan satsa 30 lira oradan para kazanır diye konuştu.

Yeni Ürünler Araştırılıyor

Solucan gübresinin faydaları konusunda bazı üniversitelerle ortaklaşa Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını, şu ana kadar 2 milyon liranın üzerinde bir kaynağı Ar-Ge için harcadığına dikkati çeken Aksoy, halen kozmetik üzerine araştırma yaptıklarını, yara yanık tedavisinde kullanılan bir de krem yapıldığını söyledi. Aksoy, Yara, yanık kremi için patent müracaatını yaptık, bir de solucan likörü ürettik dedi. Solucanların ağır metalleri yok ettiğini ifade eden Aksoy, Rusya’da nükleer santral tesisleri yakınında tarım yapılan yerlerde solucan gübresi kullanıldığını sözlerine ekledi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Genç Fikirlere Hibe Yağmuru

Sanayi Bakanlığı, genç fikirleri projeye dönüştürmek için hibe programlarını genişletiyor. 5 yılda binden fazla gencin çalışmasına 1 milyar TL’den fazla destek sağlandı. Hibelere stant ücretleri ve ulaşım da dâhil.

ABD ve Avrupa’da gençlerin fikirleri dünyaca ünlü markaların doğmasını sağlıyor. Özellikle teknolojik araçların gelişmesinde gençlerin iddialı projeleri hükümeti de harekete geçirdi. Bu amaçla Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı, genç mucitlerin projelerine daha fikir aşamasındayken 100 bin liralık hibe desteği veriyor. Yapılan araştırmada Sanayi Bakanlığı, 5 yılda binden fazla gencin projelerine 1 milyar 34 milyon liralık finans desteği sunduğunu duyurdu. 

Bütçe 50 Milyon TL 

Bakanlığın, toplam 50 milyon liralık bütçeye sahip Teknogirişim Derneği programına başvurular başladı. Geliştirdiği teknolojik ürünü yurtiçi ve yurtdışında tanıtmak ve pazarlamak isteyen girişimcilere 75 bin liralık hibe alma şansı veriliyor. Programa birer aylık periyodlarla başvurular alınıyor. Bakanlık, fuarlara katılım, stant yapımı ve kirasından dekorasyonuna, nakliye ve depolama giderlerinden sigortasına, ürün tanıtım broşüründen kataloglarına kadar birçok alana yönelik destek sağlıyor. Program kapsamında fuarlar için gümrük işlem giderleri, e-ticaret üyelik bedelleri, tanıtım ve pazarlamalarda görevli en fazla iki çalışanın seyahat ücretleri de bakanlık tarafından ödeniyor. 

Türkiye’nin merkezi bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için gerçekleştirilen harcamalar 2012’de 4.5 milyar liraya ulaştı. Bu rakam 2002’ye göre neredeyse 3 katıla denk geliyor. Bu yıl ise genel bütçeden 4 milyar 770 milyon liralık kaynak ayrıldı. 

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Başarılı Öğrenciye KOSGEB’den Faizsiz Kredi Desteği

KOSGEB Yalova Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü Pazarlama programı bünyesinde öğrenim gören ve bölümü başarıyla tamamlayan öğrencilere destek verecek.

KOSGEB yeni girişimciler oluşturabilmek adına yeni bir uygulamayı devreye soktu. Başarılı öğrencilere desteği hedefleyen program kapsamında Yalova Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü Pazarlama programını başarıyla tamamlayan öğrencilere faizsiz KOSGEB kredisi verilerek kendi işletmelerini kurmalarına destek verilecek.

Konuyla ilgili Yalova Üniversitesinden yapılan açıklamada ise şu bilgilere yer verildi; “Yalova Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü Pazarlama programı bünyesinde öğrenim gören öğrenciler 4 yarıyılda 3 teori, 1 uygulama olmak üzere haftada 4 saat, 1 yarıyılda toplam 56 saat girişimcilik dersi alacaklardır.

Bu dersi alıp başarılı olanlara girişimcilik sertifikası verilecektir. Bölüm öğrencileri mezun oldukları andan itibaren kendi işini kurmak isterlerse KOSGEB’e başvurarak gerekli şartları sağladıkları takdirde KOSGEB hibe desteğinden ve faizsiz KOSGEB kredisinden yararlanabileceklerdir” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Engellilere Eğitimle Gelen Büyük Destek

Sivas Belediyesi, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Sivas Hizmet Merkezi Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde girişimci olmak ve kendi işini kurmak isteyen engellilere yönelik “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” başlatıyor.

Girişimcilik Eğitimi; bir iş fikrine dayalı olarak kendi işini kurmak isteyen kişilere yönelik; girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak ve girişimcileri iş planı kavramı ile tanıştırarak başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak amacıyla düzenleniyor.

Sivas Belediyesinin öncülüğünde gerçekleşecek olan bu proje ile girişimci olmak ve kendi işini kurmak isteyen engelliler “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi”ne katılarak 70 saat girişimcilik konusunda teorik ve pratik eğitimler alacaklar. Toplamda 30 engelli vatandaşı bu proje kapsamında eğitimlerden faydalanabilecek. Eğitime katılacak olan adaylar en az % 40 engelli raporu olmak zorunda, bireyler eğitim sonunda başarılı oldukları takdirde kendilerine “Katılım Sertifikası” verilecek.

Düzenlenen Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi sonucunda verilecek olan belge kendi işlerini kurmak ve KOSGEB hibe desteğinden faydalanmak isteyen engelliler için önemli bir belge niteliği taşımaktadır. Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Sertifikasına sahip olmayanlar proje hazırlayamadıkları için KOSGEB desteği alamamaktadır. Bu açıdan verilecek eğitim ve alınacak sertifika, kendi işini kurmak isteyen ve KOSGEB Projelerinden hibe desteği almak isteyenler açısından çok önemli bir faaliyet olarak görülüyor.

Kendi işini kurmak isteyen engelliler aldıkları Girişimcilik Sertifika ile KOSGEB’e sunacakları proje için 30 bin TL hibe alabilecekler. Hibe alan ve daha sonra da işini geliştiren engelliler ise 1 yıl sonra yine KOSGEB tarafından 70 bin TL faizsiz ve geri ödeme kolaylığı olan bir kredi desteğine de sahip olabilecekler.

Hayat Ağacı Derneği de bu faaliyete destek vererek, yardım yaptığı engelli kişilerin girişimcilik eğitimine katılımlarını sağlayacak, kişilerin kendi işlerini kurmaları ve ekonomik bağımsızlıklarını elde ederek yardım alan değil yardım eden kişi konumuna gelmelerine rehberlik etmiş olacak.

Girişimcilik eğitimine katılmak isteyen engelli kardeşlerimiz en geç bu Perşembe gününe kadar engelli rapor fotokopileri, diploma ve nüfus cüzdanı fotokopileri ile birlikte Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekiyor.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi

Enerji Tasarrufuna Teşvik Geldi!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, enerji tasarrufu yapan şirketlere ve apartmanına ısı yalıtımı yaptıranlara teşvikler verileceğini açıkladı.

Yıldız, “Tasarruf için yatırım yapan şirkete nerede olduğuna bakılmaksızın 5. Bölge’deymiş gibi teşvik vereceğiz. Ayrıca apartmanının ısı yalıtımını yapan vatandaşa da uygun fiyatta uzun vadeli kredi planlıyoruz. Uzun ve ucuz kredi sağlamayı bankacılık sistemiyle görüşerek, vatandaşı bu konuda teşvik edeceğiz” dedi.

Bakan Yıldız  “Enerji Teşvik Paketi”yle ilgili şunları söyledi: “Sanayide kendi enerji tüketimlerini daha verimli hale getiren mevcut fabrikalara teşvik sağlayacağız. Örneğin sanayi şirketinde elektrik tasarrufu sağlamak için pompalarını değiştirenlere, beşinci bölgede yatırım yapılmış gibi teşvik uygulayacağız. Ya da eğer şirket jeotermal enerji kapsamında sondaj makinesi getiriyorsa, onu da teşvik kapsamına almayı planlıyoruz.

Apartmanına izolasyon (ısı yalıtımı) yaptıranlara teşvik vereceğiz. Evinize izolasyon için yaptığınız yatırım, ısınma masrafı açısından 2.5 yılda kendisini amorti ediyor. Vatandaş için bunu bankacılık sistemiyle sistematize etmek istiyoruz. Uzun vadeli, ucuz kredi sağlanmasını teşvik edeceğiz” dedi.

Kobiline Bilgi Merkezi  0850 495 55 66
Bizi Takip Edin; www.twitter.com/KobiLine
Bizi Takip Edin; www.facebook.com/kobi.line.kobidestekmerkezi